HDK Kadın Koordinasyonu’ndan Birsen Kaya, barış sürecinde kadınların yer almasının, bu sürecin başarısında belirleyici olduğunu belirtti. Kaya, “Kadınlar olmadan barış toplumsallaşmıyor. Biz kadınlar olarak, bu toplumsal dönüşümün içerisinde kendi fikir ve varlığımızla yer almak istiyoruz” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın hükümet ve KCK’ye ilettiği Çözüm Süreci ve Müzakere Taslağı’na ilişkin KCK tutumunu net olarak ortaya koyarken, çözüm planının hayata geçmesi için hükümetin adım atması bekleniyor.  Söz konusu gelişmeler HDK Kadın Meclisi’nin de gündeminde. HDK Kadın Koordinasyonu’ndan Birsen Kaya, yaklaşık 2 yıldır yaşanan müzakere sürecinde kadınların rolü ve misyonuna ilişkin ANF’nin sorularını yanıtladı.
Çözüm sürenin devlet gerçeği ve Kürt sorununun çözümünü isteyen ve mücadelesini yürüten taraf arasında sürdürüldüğünü belirten Kaya, çözüm isteyen iradenin ana unsurunun kadınlar olduğunu kaydetti. ‘’Kadınlar savaşın en ön cephesinde savaşırken, aynı zamanda siyasi talepleri ile de mücadele içerisinde yer aldılar. Müzakereye kadar 40 yıldır süren savaşın içinde kadınlar kendilerini siyasi bir kimlik olarak var etti. Devletin ise genel olarak kadınlara yok sayma politikası çözüm sürecinde de görülüyor’’ diyen Kaya, Akil İnsanlar Heyeti’nin kuruluşunda az sayıda kadına yer verilmesini buna örnek verdi.
Kaya, barış süreçlerinin aynı zamanda yeni bir toplumsal yaşamın inşa süreci olduğunu vurgulayarak, ekledi: ‘’Biz kadınlar olarak, bu toplumsal dönüşümün içerisinde kendi fikir ve varlığımızla yer almak istiyoruz. Buna resmiyet kazandırmak istiyoruz. Bizim eylemimiz, kadının her türlü süreçte, her türlü merkezi siyasi gündemlerde de bir özne olarak var olma konusudur.’’

Kadın yoksa barış toplumsallaşamaz

1990-2012 yılları arasında dünyada 102 barış süreci gerçekleştiğini, 585 barış anlaşması olduğunu ancak bu anlaşmaların yarısının ilk 5 yıl içinde bozulduğunu aktaran Kaya, söz konusu barış süreçlerinin yüzde 8’inde kadınların yer aldığını kaydetti. Kaya, şunları belirtti: ‘’Başarısızlığın bir nedeni de kadınların sürece dahil edilmemesidir. Kadınların katılmadığı barış süreçleri genel anlamda sonuca varamıyor. Kadın yoksa barış toplumsallaşmıyor. Dünya kadın hareketinin barış sürecinde var olma eylem ve talepleri sonucunda 2000 yılında BM’nin kadınların eşit temsiliyetini öngören sözleşmesi hazırlanıyor. Burada iki temel konu üzerinde duruyor. Birincisi; kadınların müzakereye dahil edilmesi ve eşit temsili. İkincisi; kadınların uğradığı zararın tanzimi için gerekli kararların alınması için bir ulusal plan çıkarılması. Bu sözleşme ne kadar hayata geçirildi? Yaptırım gücü nedir? Bu konuda çok başarılı bir pratik yok. Çünkü bunun uygulanabilmesi için hem müzakere masalarında hem de oluşmuş kurumsal yapı ve devlet mekanizmalarında da kadınların olması gerekiyor.’’ Kaya, El Salvador, Güney Afrika ve İrlanda’daki barış görüşmelerinde kadınların nicel ve nitel olarak etkin yer aldığı bilgisini vererek, barış süreçlerinin başarısında bunun olumlu örnekler olduğunu söyledi.

Tüm kadınları ilgilendiriyor

Kürdistan’daki barış sürecinde 40 yıldır devam eden savaşın kadınlar üzerinde yarattığı ağır baskı ve şiddetin tüm boyutlarıyla incelenmesi gerektiğinin altını çizen Kaya, ‘’Bunun sonuçlarının masaya taşınması gerekir. Tüm toplumsal kesimlerden kadınların sorun ve talepleri, kadınların kollektif aklıyla analiz edilerek oraya taşınmalı. Bu süreç genel ve kaba anlamda Kürt sorununun çözümünde bir müzakere meselesi değil. 40 yıllık savaşın kadınlar üzerinde yarattığı şiddet ve şiddetin türevleri, tacizler, tecavüzler, göç, yoksulluk, anadil yasağı tüm bunların hepsinin bir analiz oluşturularak oraya taşınması lazım’’ şeklinde ifade etti. Kaya, bunun Türk kadınlarını da ilgilendiren yönleri olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: ‘’O kısım eksik kalırsa, gerçek bir toplumsal barış inşa edilemez. Savaşın militarizmi güçlendirmesi ve militaristleşen toplumsal yapının kadın üzerinde oluşturduğu şiddetin Türk kadınlara yansıma biçimleri de konuşulmalı. Kadına dönük şiddet arttıysa bunun doğrudan savaşla ve erkek egemen toplumsal yapı ile alakası var. Bu bağlantıların kurulması önemli. Çözüm ve barış sadece Kürt kadınlarının meselesi değil. Esasta Türk halkı ve Türk kadınlarının da meselesi. Kürt kadınları özel olarak bu konuda bir muhataplık istiyor. Ama sadece Kürt kadınları değil, genel olarak kadınlar bu sürecin muhatabı olmak durumundadırlar.’’

Türk halkı barışa uzak değil

Barış sürecinin en geniş kesimlerden kadınları bir araya getirecek, kadın aklının barış meselesinde ortak idareye dönüştüğü mekanizmalarla  işletilmesi gerektiğini söyleyen Kaya, HDK Kadın Meclisi olarak, barış talebini en geniş kadın kesimlerine taşıma konusunda sorumluluk hissettiklerini ve bu konuda hazırlıklı olduklarını ifade etti.
‘’Savaşın Kürt ve Türk toplumu üzerine yarattığı etkiler üzerine bir harita çıkartmak ve savaşla yaşadığımız sorunların ilişkisini kurmak gerekiyor’’ diyen Kaya, ‘’40 yıldır süren savaşta, uzun vadede bu ülkedeki çocukların ve insanların geleceğini de elinden alan faşist bir devlet karakteri oluştu. Ekonomik olarak da büyük bir yoksulluk, toplumsal olarak da büyük bir yoksunluk yarattı. Bugün istenilse çok kısa süre içerisinde barış inşa edilebilir. Buna inanıyorum. İktidar bunu istediği an Türk halkı buna uzak değil. Türk kadınları da buna uzak değil. Biz bu süreci HDK Kadın Meclisi ve kadın örgütleri olarak hızlandırmaya çalışıyoruz’’ dedi.
Kaya, müzakere sürecinde taleplerini ise, ‘’Savaş suçlularının yargılanması en başta gelen talep. Göç ettirilen kadınların kendi topraklarına dönüş koşullarının sağlanması. Anadil haklarının sağlanması. Her yerde eşit temsiliyetin sağlanması’’ şeklinde sıraladı.

Tüm mekanizmalarda eşit temsil olmalı

HDK Kadın Koordinasyonu Üyesi Birsen Kaya, Rojava Devrimi’nde yer alan Kürt kadınının mücadelesinden güç aldıklarını belirterek,’’Rojava’da etkin ve aktif bir kadın siyasi hareketi, kadın iradesi ve aklı var ve buralara kadar yansıyor’’ diye belirtti. HDK ve HDP’nin bütün örgüt ve mekanizmalarında eşitlik ilkesi ile hareket ettiğini dile getiren Kaya, ‘’Bu topraklarda siyasetin yüzü değişecekse, değiştirilecekse biz buna adayız. Varlık hakkımızı ileri düzeyde savunma pozisyonuna geldik. Eşbaşkanlık sistemi, eşit temsiliyetin siyaset sahnesindeki en görünür ifadesidir’’ şeklinde konuştu. ‘’Eğer barış adına söz söylenecekse bu artık kadınsız olmaz’’ diyen Kaya şöyle devam etti: ‘’Bu devletin bizi görmek istediğinden değil. Tüm yok saymasına rağmen kadınların o alanda görünme çabasındandır. Kadının siyasi hayattaki silüeti belirginleşmiş bir durumda. Talepleri, fikri, kadın hareketinin aklı da buraya akıyor. Bizim için önemli olan şu: Uzun yıllardır bu topraklarda mücadele eden kadın örgütlerinin, hızlıca, bir araya gelerek barış konusunda yapılmış tüm çalışmalarda süzülerek taleplerini oluşturması ve masaya taşımasıdır. Sadece taleplerin taşınmasında değil, yeniden yapılacak toplumsal dönüşümde, tüm mekanizmalarda da aynı biçimde eşit temsil ile var olmamız gerekiyor. Ayrıca uygulama kısmında ve takibinde de kadın örgütleri olarak yer almalıyız.’’




RUKEN ADALI/ANF/İSTANBUL