Fransa Gündemi
Haziran ayının ilk günü, son yüzyılın köklü partisi, Fransız Komünist Parti'nin merkez binasında sabahın erken saatlerinden itibaren hummalı bir telaş vardı. Tarihi Parti binasının kapısından dört kıtanın, neredeyse birçok ülkesinden insan hakları savunucusu, sol ve Komünist Parti üyeleri, sivil toplum savunucusu birçok önemli şahsiyet peşi sıra giriyordu. PCF, hafta sonu gerçekleşecek olan olağan kongresi öncesinde "Dünya Barışı İçin Konferans" başlığıyla bütün delegasyonları bir araya getirmişti. Onlarca delegenin söz alıp konuştuğu konferansta, barış ihtiyacı duyan herkesin son sözü, "barışın olduğu başka bir dünya mümkün" oldu.
Konferans salonunu dolduran Avrupalı delegeleri bir tarafa bırakırsak, çoğunluğu Afrika, Asya ve Ortadoğu'nun yaralı halklarının temsilcileriydi. Avrupalı delegeler, ülkelerindeki kriz ve kemer sıkma politikalarının yanı sıra yine ülkelerinin Afrika ve özelde Ortadoğu politikalarına dönük eleştirileri gündemleştirdi. Diğer yandan yaralı halkların delegelerinin dilinde savaş, ölüm, açlık ve en önemlisi ABD ve AB emperyalizminin ülkelerinde yaratmış olduğu kaos vardı.
Aminata Traore Mali'de yaşanan şiddetin düzeyini anlatırken, ülkelerindeki çatışmanın, terörün kaynağının sadece ülkesindeki gerici güçler olmadığını, oraya müdahale eden Fransa ve ağzından Mali'yi düşürmeyen Merkel'in politikası olduğunu vurguluyordu. "Derdiniz barış değil elbet biliyoruz. Petrol, ülkenin zenginlikleri sizi çekiyor. Kolonyalist politika devam ediyor. Gittiğiniz her yerde radikal gerici güçleri yaratan sizsiniz. Faşizmi, militarizmi, diktatörlükleri siz büyütüyorsunuz" diyen Aminata'nın salonda acıdan düğümlenen sesine Suriyeli muhaliflerin saygın isimlerinden olan Haytham Manna'nın naif sesi karışıyor.
Haytham Manna, son bir aydır Erdoğan'ın tehdidinden sonra kendisine yapılan suikast girişimi nedeniyle aktif çalışamadığını belirterek sözlerine başlıyor. Kendisi hakkında çoktan çıkmış ölüm kararına gülümseyerek yanıt verip konuşmaya başlıyor; „Yüz binlerce insan öldü. Suriye'de tarihsel, toplumsal, insani bellek yok edildi. Ne bölge gerici güçleri, ne de dışarıdan müdahale istedik. Biz kendi sorunlarımızı çözmek istedik. Demokrasi ve barışı bunların müdahalesi olmadığı sürece inşaa edebiliriz."
Manna'nın bu talebi; Filistin, Mısır, Lübnan, Tunus, Güney Afrika, Mali, Ukrayna, Afganistan derken diğer ülke delegeler tarafından farklı sözcüklerle dile gelse de aynıydı. Temsilcilerinin ortak sorunu dışarıdan ülkeye yapılan emperyalist müdahale ve ülke zenginliklerine el konulması durumu. Her müdahale hali; faşizmi, savaşı, barbarlığı beraberinde getirmiş. Bir ülkede DAİŞ, diğer ülkede başka bir çete yaşanan atmosfer içerisinde doğmuş. Dünyanın dört kıtasından benzer kaderleri yaşayan bu insanların sorunları ortaktı, ihtiyaçları da: "Barış istiyoruz, demokrasi ve insanca yaşanacak bir dünya..." Diğer bir ortak nokta ise, barışı isteyen tüm güçlerin mücadeleleri arasında bir köprünün oluşturulması gerektiği gerçeği...