Sürecin iç ve dış koşulların olgunlaşmasıyla başladığını dile getiren Ozan, "Bu süreç Önder Apo tarafından stratejik bir dönem olarak başlatıldı. Dört parça Kürdistan’da çok büyük bir örgütlü güç haline geldik. Siyasi ve politik bir duruş yaratıldı. Toplumsal devrim gerçekleşmiştir. Ulusal boyutta bir aydınlanma yaşandı" diye kaydetti.
Sorun sadece siyasi değil
Türkiye’nin demokratikleşme noktasında tıkanma yaşadığına dikkat çeken Ozan, Kürt halkının gelmiş olduğu politik ve demokratik düzeye bakınca Türk halkının bunun çok gerisinde kaldığını, bu açıdan Türkiye'deki tüm demokratik ve sol çevrelerin sürece katılım sağlamaları gerektiğini belirtti. Böylesi süreçlerin çok zorlu geçtiğini de kaydeden Ozan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bu süreci başlattığını, ancak sorunun muhatabının zihniyet olarak çözüme hazır olmadığını, buna karşın Kürt halkının çok hazırlıklı olduğunu sözlerine ekledi.
Kadınların bu sürecin ilerlemesinde büyük etkisi olacağını belirten Ozan, "Kürt özgürlük hareketinin bu kadar demokratik ve özgürlükçü olmasının en önemli nedeni Kürt kadınların çok örgütlü olmasıdır. Sorunu yalnızca siyasal olarak ele almıyoruz. Bu aynı zamanda sosyal ve toplumsal bir sorundur. Çünkü sorunun kaynağı erkek egemenlikli zihniyet ve bunun bakış açısıdır" dedi.
Demokratikleşme nasıl olur?
Bu sürecin demokratikleşme süreci olduğunu ve çözümün demokratikleşmeyle gelişeceğini dile getiren Ozan şöyle devam etti: "Demokratikleşme yalnızca silah bırakmakla olmaz. Kürt halkının iradesinin tanındığı, kültürünü yaşayabildiği, ana diliyle eğitim yapabildiği bir zeminin oluşturulması gerekiyor. Bunların gerçekleşmesi için anayasada ve mevcut yasalarda değişimlerin yapılması gerekiyor. Ancak toplumsal ve siyasal değişimler olduğu zaman bu sürecin çift taraflı geliştirildiğini dile getirebiliriz. Yalnızca bazı yasaların değiştirilmesiyle demokrasi sorunu çözülemez. Türkiye’de çok ciddi zihniyet sorunları var. Faşizm ve milliyetçilik temelinde yürütülen bir siyaset var. Türkperestlik üzerinden zihniyet şekillenmesi yaşayan bir kesimi değiştirmenin zorlukları vardır. Yalnızca geri çekilme yapıldı, Türkiye’de bazı yasalar değiştirildi, sorun çözüldü diyemeyiz. Hem örgütlenme hem de bu zihniyetle mücadele etme noktasında süreç devam edecektir."
Kadınlar müdahil olmalı
Türkiye’de kadına yönelik şiddetin ve katliamın her geçen gün arttığını ve bu konuda yapılan istatistik sonuçlarının, sorunun ürkütücü boyutlara ulaştığını gösterdiğini dile getiren Ozan şunları belirtti: "40 yıllık vermiş olduğumuz mücadele yalnızca bir statü kazanmak için değildir. Aynı zamanda özgür yaşam içindir. Kadınların her şeyden önce kendi özgür örgütlülüğünü yaratması gerekiyor. Türkiye’de siyasi fraksiyonlarla birlikte kadınlar da parçalanmış. Türkiye’de demokrasi sorununun çözümünün kadının özgürlüğünden geçtiğini belirtmeliyiz. Toplumsal cinsiyetçiliğe karşı biraraya gelmeliyiz. Bu noktada bir örgütlenme gelişirse çözüm yaratabiliriz. Bu sürece kadınlar bu örgütlülük temelinde katılmalı ve müdahil olmalıdır. Kadınlar bu süreçte insiyatif almadır. Tüm alanlarda özellikle de oluşturulan komisyonlarda kadınlar yer almalıdır."
Ozan son olarak, Kürdistan'nın dört bir yanında, yine Ortadoğu Kadın Konferansı'nın da yapılacağını hatırlatarak, "Ortadoğu halklarının en temel sorunlarının tartışılacağı bu konferanslara kadınlar güçlü katılmalı. Demokratikleşme yalnızca Kürtlerin değil, tüm Ortadoğu’nun sorunudur. Ortak çözüm bulma noktasında da kadınlar öncülük yapacaklardır" dedi.
ANF/BEHDÎNAN