AKP Hükümeti ise, süreci, oyalama ve toplumsal beklentileri 2014'te yapılacak seçimlerde kazanıma dönüştürme anlayışıyla ele alıyor. Zorba devlet refleksinden sıyrılamadığı gibi, barış sürecine karşı gereken ciddi yaklaşımı sergilemekten de uzak…
Bu anlayışın sonucu olarak da kan akıtmaya devam ediyor. Amed'in Licê İlçesi'nde karakol yapımına karşı demokratik tepkisini gösteren halka asker ateş açıyor ve bir Kürt genci yaşamını yitirirken, on kişi de ağır yaralanıyor. Türk devletinin ve Cumhuriyet hükümetlerinin Kürtlere karşı bu klasik refleksini AKP Hükümeti de olduğu gibi sürdürüyor.
Kürt hareketi, AKP Hükümeti'ni ciddiyete ve çözüm sürecinin ilerletilmesi için adım atmaya çağırıyor. BDP'nin başlattığı ‘Hükümet Adım At' kampanyasıyla alanlara çıkan Kürtler yaz boyunca AKP'yi adım atmaya zorlayacak.
Bu arada, Avrupa Barış ve Demokratik Çözüm Konferansı 29-30 Haziran günleri Belçika'nın başkenti Brüksel'de gerçekleştirildi. Kürt kurumları ile Avrupa'daki Türkiyeli tüm göçmen oluşumlar ilk kez biraraya geldikleri bu platformda Türkiye'nin demokrasi sorunlarına ilişkin görüşlerini ve taleplerini dile getirdi. Konferans, KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal'ın deyimiyle, Avrupa’da yaşayan demokrasi bileşenlerinin ortaklığının ilanıydı.
Kürtler, ne Türkiye'de ne de bölgede geleceği kimsenin insafına terk etmiş değil. KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık'ın Suriye değerlendirmesinde dile getirdiği, “Esas demokratik alternatif güç Kürtlerdir. Bugün ABD, Avrupa, Rusya, Çin farklı biçimde de olsa Kürtlerin üçüncü çizgisine gelmişlerdir" vurgusu önemli ve AKP de bunu anlayacaktır!..
Barışı halk getirecek
Kürtler, barış ve çözüm sürecini yalnızca Türk hükümetinden beklenti üzerinden ele almıyor. Süreç, bir yandan AKP'nin yönettiği devletin antidemokratik ve despotik anlayışını etkisiz kılma ve onu demokratik anlayışa çekme şeklinde yürütülürken, diğer yandan da Kürt toplumunun demokratik kurtuluş ve özgür yaşamını inşa etme süreci olarak yürütülmeye çalışılıyor.