‘Bir üniversite için, bireyin siyasi olarak egemen bir ideolojinin titretici, felç edici etkisinden korkmaksızın, görüşünü ifade etmekte kendisini özgür hissetmesinin güvencede olmasından daha önemli bir şey yoktur.’

John Stuart Mill/‘Özgürlük Üzerine’ 


Yeni KHK ile bu kez akademisyenler ve eğitimciler hedef alındı. 686 nolu KHK ile 4,464 kişi kamu görevlerinden ihraç edildi. Bunlardan 330'u değişik üniversitedelerde görev yapan akademisyenler oluşturuyor. Suçları; düşünmek, bilim üretmek, ülkenin yüzakı akademisyenler olmak. Bir suçları daha var; barışı savunmak!

İhraç edilenlerden 115'ini “bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenlerden oluşuyor. Yani savaşa hayır diyenler...barışı savunanlar…

Ülkeyi yönetenler, OHAL rejimi uygulanırken, çıkardıkları KHK'lar ile dikensiz gül bahçesi yaratmak istiyorlar. Özgürlükler topyekün saldırı altında. Akademisyenlerin ihracı sıradan bir uygulama değil. Bu KHK ile üniversite-akademi bitirilmiş, özgür düşünce üniversitelerden çıkarılmıştır. Bu iktidar, düşünen, bilim üreten beyinlere düşman. Onlara sorarsanız “milli olan imam hatip okulları yeter artar bile.! Ne gerek var üniversiteye, akademiye!” Hem bir OHAL KHK'sı ile tüm üniversiteleri bir gecede külliyeye bağlanırsa hiç şaşırmam.

Beni, giderek mutlakiyetçi bir karektere bürünen bu iktidar korkutmuyor! Asıl korkum, tüm bu olup bitenler karşısında toplumun iyice sinmesi ve sessizliğe gömülmesidir. “Akademiya” denilen üniversitelerin sessizliği gerçekten ürkütücü.

Türkiye'de akademisyenler seslerini çıkarmaz oldular. Oysa, bu ihraçlar karşısında akademiyanın onuru için ayağa kalkmalılar. Bilimin onuru ve özgürlükler için seslerini yükseltmeliler. En azından meslektaşları için bu gidişe dur deme cesaretini göstermeliler.


Akademik özgürlük…

Bu hak sıradan bir hak değil. Toplumu ve geleceğimizi ilgilendiren sonuna kadar savunmamız gereken en temel haklardan biri. Bir toplumu teslim almak istiyorsanız korku ve baskı yetmez. Özgürlükleri de ortadan kaldırmak gerekir. Bu, tarih boyunca baskıcı rejimlerin uyguladığı bir yöntem olarak süregelmiştir. Akademi bu nedenle önemli onlar için. Öncelikle akademiyi hedef alırlar. Özgür düşünceyi ve akademik özgürlüğü yok etmek isterler. Çünkü bunlar özgür düşünceden ve aydınlıktan korkarlar. Kendi korkularını bir karabasan gibi tüm topluma yayarlar. Mutlak egemenlik için akademiyi teslim almak isterler. Bilimin ve özgür düşüncenin tarihi bu karanlık güçlere karşı durmanın tarihidir. Bugün sahip olduğumuz özgürlükler ve demokratik değerlerimiz bu görkemli mücadeleler ve ödenen ağır bedeller ile kazanılmıştır.

Eğer üniversitede akademik özgürlük yoksa, düşünce ve ifade özgürlüğü yoksa, düşünceleri etrafında bir araya gelip örgütlenme özgürlüğü yoksa, o ülkede demokrasiden söz edilemez. Ülkenin geleceğini bir KHK ile karartmaya izin verilmemeli. Sıranın kendilerine ne zaman geleceğini beklemeden, bilimin, özgür düşüncenin ve akademinin onuru için bu ihraçlara karşı harekete geçmeli.

Akademiyi ve akademik özgürlüğü savunmak, ülkede barışı, demokrasiyi ve geleceğimizi savunmaktır.

İşte o zaman sırf barışı savundular diye akademisyenler işlerini kaybetmeyecekler.

İşte o zaman farklı fikirleri nedeni ile akademisyenler işlerini kaybetmeyecekler.

İşte o zaman herkes için düşünce özgürlüğü ve demokrasi isteyen akademisyenler işlerini kaybetmeyecekler.

Akademik özgürlüğü savunmak ve akademisyenlerle dayanışma içinde olmak, bu saldırıları püskürtebilir. Bunu yapabiliriz…

Sadece akademisyenler değil tüm toplusal kesimler bu ihraçlara karşı durmalı, sesini yükseltmeli.

OHAL rejiminin keyfi KHKlarına karşı toplum, geleceğimizi karartamasınız diyerek korku karabasanından kurtulmak zorundadır. Akademisyenleri sahiplenmek, üniversitelerin birer bilim ve özgür düşünce üreten yerler olduğunu bu toplum bilince çıkarmalı.

İşte bu nedenle akademi ve akademik özgürlük, bu korkunun panzehiridir.