
12 Eylül’de başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 5 Kasım’dan beri binlerce tutsağın da katılımıyla devam ediyor. Tutsaklar, talepleri karşılanana kadar eylemi sürdürmekte kararlı olduklarını belirtirken, Öcalan’ın rolünün altını çiziyor.
Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevi’nde Şaize Çelik ile Naime Tuci isimli tutsaklar, gönderdikleri mektupta, kalıcı barış ve akan kanın durması için bedenlerini ölüme yatırdıklarını belirtti. Kangrenleşen yaralara her geçen gün bir yenisinin eklendiğini kaydeden tutsaklar, “Ülke böylesi kritik süreçlerden geçerken bu düğümü çözecek, tüm Ortadoğu’ya barış tohumlarını ekecek esas aktör Sayın Abdullah Öcalan’ın 14 yıllık esareti, 2011 yılından bu yana uygulanan zulüm tecridi ile taçlandırılmak istenmiştir. Koster bozuk ya da hava muhalefeti gerekçesi ile engellenen görüşmeler barışın önünü tıkamanın da gerekçesi olmuştur. Sürece dair kaygılarımız ne denli yoğun olsa da barışa ulaştıracak olan demokrasi yolunu böylesi adımlıyor olmak ve bu yolun İmralı ile kesişmesi tarihi açıdan büyük önem taşımaktadır” dedi.
Erdoğan’ın şovunun sonu
Bayburt M Tipi Cezaevi’ndeki tutsaklar ise Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’a tepki gösterdi. 5 Ekim’den bu yana açlık grevine giren tutsaklardan Bozo Açlan, İkram Gören, Ali Emirhani, Lokman İnce, Ömer Tutuş, Hayrettin Bayram, Emrah Aba, Haşim Özdaş, Berat Tayfur ve Kadri Han gönderdikleri faks aracılığıyla, Başbakan’ın açıklaması ardından rutin doktor kontrollerini kabul etmeme kararı aldıklarını duyurdu. Tutsaklar şöyle dedi: “Başbakan Erdoğan, bizim için ‘şov yapıyorlar’ diyor. Bu sözleriyle Başbakan bizim yaşamımıza saldırıyor. Bu söylemleriyle adeta ölümlerimize davetiye çıkarma eğilimindedir. Doktorların rutin kontrollerini de amaçlarına alet etmektedirler. Bunu siyasi şova dönüştüren Başbakan’ın niyetini kabul etmemiz mümkün olamaz. Başbakan’ın bu şovuna alet olmamak ve son vermek amacıyla bugünden itibaren doktorların normal kontrollerini kabul etmeyeceğiz. Doktor kontrollerini reddederek Başbakan’ın yaşamımız üzerinde sürdürdüğü şova son veriyoruz.”
İğne ucu kadar insanlık kalmışsa...
Bingöl M Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar ise Türk Başbakanı’nın danışmanlarından Yalçın Akdoğan’a sert tepki göstererek şu çağrıda bulundu: “Özgürlük mücadelesini yürüten bir hareket olarak zafere yürüdüğümüz bir aşamada Yalçın Akdoğan gibi kokuşmuş kişilikler etrafa kötü kokularını yaymak isteyeceklerdir. Biz o kokuşmuş kişiliklere şunu söylüyoruz; Eğer iğne ucu kadar insanlık noktasında bir şey almışsanız, toplumun hassasiyetlerine ve değerlerine saygılı olursunuz. Gelin ve bizim çağrımıza kulak verin ve, ‘Artık yeter Anadolu gençleri AKP sermayedarları için Kürdistan dağlarında yaşamlarını yitirmesin’ deyin.”
Direniş hastalık dinlemedi
Bingöl Cezaevi’nde 34 gündür açlık grevinde olan tutsakların yaşadıkları sağlık sorunlarına ilişkin ise şu bilgiler verildi: “Tansiyonları 9’a kadar inmiş durumda. Baş ağrısı, mide bulantısı, sıvı alamama, halsizlik, uyku düzeninde bozukluluk, kilo kaybı, sese karşı hassasiyet var.”
Cezaevlerinde hasta, yaşlı ve çocukların açlık grevine katılmaması yönünde yapılan çağrıya rağmen kimi hasta tutsaklar da yaşadıkları ciddi rahatsızlığa rağmen zindan direnişinde yerlerini alıyor. Midyat M Tpi Kapalı Cezaevi’nde Ferdan İldan isimli tutsak, sarılık ve ciğerlerinden rahatsız. Buna rağmen 16 Ekim’den itibaren açlık grevinde. 19 yıldır cezaevinde bulunan tutsağın annesi Fazilet İldan, çocuğuna destek için Midyat’a gidemese de Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde yapılan eylemlere katılıyor. Anne İldan, “Hastalıkları nedeniyle birçok kere hastaneye kaldırıldı. Buna rağmen açlık grevine başladı. Ben de onun yanındayım” dedi.
HABER MERKEZİ