Dünyanın Sokakları


Barıştan söz etmek için ne kadar umutsuz bir ortam değil mi? Politikayı mevsimler üzerinden tanımlarsak tam anlamıyla bir kış yaşanıyor. Her zaman barışı yaşama geçirmek isteyenlerin bile bu kışın yıpratıcı soğuğu-savaşı karşısında artık sesleri çıkmamaya başladı. Yani ortada sadece müzakere, barış değil ‘belki bir gün olur’ umudu bile kalmadı. Bu yüzden bu kar kış altında müzakerelerin kesilmesinin hemen ardından, El Salvador gerilla komutanı ve barış imzacılarından Roberto Canas’la yaptığım konuşmayı hatırlatmak istiyorum. ‘Şimdi ne yapmalı’ diye sorduğumda anlatıyordu;

“Barışı ülke içine hapsetmeyin. Oradan barışın çıkması zordur. Birleşmiş Milletler’in barış için devreye sokulmasına çalışmalı. Diasporadaki barış yanlılarının harekete geçmesi, dünyanın her ülkesindeki sol, sosyalist parlamenterlerle ilişkiye geçilmesi gerekir. Uluslararası platformlarda barışın gerekliliğinin anlatılması gerekir. Mesela biz savaş sırasında El Salvador’da sosyal demokrat Guillermo Manuel Ungo ile yaptığımız eylem birliği ile silahlı mücadele yürüten bir grubun bu gibi geniş kesimlerle birlikte hareket etmesiyle önemli bir tabuyu yıktık. Bu şekilde bütün dünyanın bizi daha rahat anlamasını ve güvenmesini sağladık. Bizim neden mücadele ettiğimizi anlamalarını sağladık. Bütün dünya El Salvador’da ne olduğunu biliyordu. Bunu anlatabilmek için dünyadaki entelektüellerle, Nobel ödüllü yazarlarla barış için temasa geçilmeli. Her iki tarafta ancak müzakereye bu şekilde ikna edilebilir.”

Hepimizi ‘Evet-Hayır’ arasında sıkıştırmaya çalıştıkları bu günlerde, bu durumu sadece sandığa gidip bir oy kullanıp, televizyon seyretmeye geri döndüğümüz bir pazar günü etkinliğinden çıkartıp, ‘El Salvador’da sosyal demokrat Guillerma Manuel Ungo’ ile yapılan gibi bir işbirliğine dönüştürme şansı yok mu? Referandum ile ‘başkan’ zaten ‘de facto’ olarak var olan iktidarını, ikide bir çıkan ‘vergi affı’ gibi yasallaştırmaya çalışırken aynı zamanda bunun karşısında yeniden başka ilişkiler doğurma potansiyeli taşıyor. Bu yüzden birbirine dokunmadan, uzaklarda sanki diğerleri yokmuş gibi hareket etme biçiminin aksine her fırsatta biraraya gelmeye çalışmak, ‘Evet ya da Hayır’ ardından, sonuç ne olursa olsun yeniden bir araya gelme zorunluluğunu birbirine hatırlamak gerekiyor.  

Yoksa bu kar, kış altında bahar, beklemekle hiç gelmeyecek…