Sıra kimde? Sorar sormaz anladınız: Barzani’de.

Kekrük’te Irak resmi devlet bayrağının yanında, Güney Kürdistan bayrağının göndere çekilmesi üzerine, Erdoğan „O bayrakları indirin” dedi.

İndirmezlerse bu işin sonunda kötü şeyler olacağını da, tahmin ettiğiniz gibi söyledi.  

Kötü şeylerden kasıt ne olabilir? 

„Fırat Kalkanı” yerine bir başka isim koyup, „ikinci aşamaya” mı geçilir? Yani Kerkük’e mi girilir? 

Ne demek istiyor Cumhurbaşkanı? Kerkük’e Bölgesel Kürdistan yönetiminin bayrağının çekilmesi onu neden ilgilendiriyor? 

Şundan; onun iddiasına göre, Kerkük bir „Türkmen” kenti. 

Barzani de diyor ki, bu kente Kürt kendi. 

Ne olacak şimdi? 

Ya Irak merkezi devleti ne diyor? O da Saddam döneminde çoğunluğu Kürtlerden oluşan bu kent „Araplaştırıldığı” için, Saddam’ın mirasına sahip çıkıyor. „Kerkük Arap şehridir“ diyor. 

Erdoğan „Türk ulus devleti” adına konuşuyor.

Barzani, „Müstakbel Kürt ulus devleti” adına Kerkük’te hak iddiasında bulunuyor. 

Merkezi hükümet ise „Arap ulus devleti” olarak Kerkük „benim” diyor. 

İşin aslı şu: En son 1957 yılında yapılan nüfus sayımına göre, tüm Araplaştırma politikalarına rağmen Kerkük’te 187 593 Kürt yaşıyordu. Bu da nüfusun yüzde 48.2’sine tekabül ediyordu. Araplar ise 109 620’lik bir nüfusa ve yüzde 21.8’lik bir orana sahiptiler. Türkmenlere gelince onların sayısı 83 371 idi ve bu da nüfusun yüzde 21.4’ü demek. Nüfusun geri kalan kısmı Asuriler, Yahudiler ve diğerlerinden oluşuyor. Vikipedia’den aldığım bu nüfus bilgileri böyle.

İşte Türk, Kürt ve Arap „ulus devletçi” anlayış, Kerkük’ü kendi topraklarına katmak istemekte.

İyi de nasıl olacak bu iş?

En kaliteli ve zengin petrol yataklarına sahip olan bu Kürt, Arap, Türkmen, Asuri ve Yahudi nüfusa sahip bir kent bu Kerkük. Ortadoğu’da enerji kaynaklarını paylaşmak için patlayan savaşın orta yerinde, Kerkük’e el koymaya kalkmak, İran, Irak, Güney Kürdistan ve Türkiye arasında, kimin nerede duracağının bile belli olmadığı savaşlara yol açar.

Eğer paylaşılacaksa, o zaman Kerkük için bu sayılanlar birbirinin kanına girer.

Yok eğer paylaşılmayacaksa...

Yani Kerkük Kerküklülerin olacaksa...

Kerkük nüfusuna „ne Arap, ne Kürt, ne de Türkmen” demeyip, hepsine, hepsinin özgünlüğünü koruma temelinde „demokratik ulus” diyeceksek...

Ve bu „demokratik ulus” Kerkük’te „demokratik özerklik temelinde kendini yönetecekse...

Irak bayrağını ortak bayrak, Irak’ı ortak vatan olarak tanıyacaksa...

Bu durumda ne olur?

Barış olur.

Yukarıdaki düşüncelerin tümü, 4 Nisan günü doğum gününü kutladığımız PKK Önderi Öcalan’ın düşünceleridir.

Şu anda yer yüzünde hiç bir devlet, hiç bir parti, hiç bir lider Ortadoğu’da süren savaştan halkların ortak çıkarlarına uygun bir çıkış yolu bulamamıştır.

Ve şimdi Barzani, Öcalancı çözüm yerine, „ulus devletçi” çözüm yoluna girer girmez, karşısında Erdoğan’ı buluverdi. Erdoğan’ın „baş müttefiki” Bahçeli, Kürtlerden „dost” olmaz, „ayaklar altında çiğnenen post olur” deyiverdi.

Barzani buradan ders çıkaracak mı? Ve en büyük „dostu” Erdoğan’a „Kerkük” hakkında şu soruyu sorabilecek mi?

„Ey Erdoğan, senin Kerkük hakkındaki düşüncen nedir? Kerkük’ü Irak’taki Arap çoğunluğa dayalı Irak devletine mi hediye etmek istiyorsun? Yoksa, Kürdistan’ın bir parçası olan Kerkük’ü sen mi yutmak niyetindesin? Bir Kürt toprağını yutmak istediğin zaman, biz tüm Kürt topraklarını yutmak isteğini düşünmeyecek miyiz?”

Barzani bu soruları soracak mı?

Barzani Kerkükü „Kürt ulus devletinin” toprağı olarak ilan edeyim darken, arkasında Türk devletini artık bir „dost” devlet olarak göremeyecek. İki nedenle?

Birinci nesen, Türk devleti, Lozan’dan beri, Kerkük-Musul topraklarını kendine katma niyetinden vaz geçmemiştir. „Misak-ı Milli” denilen şey, tüm Güney Kürdistan’ı, Kerkük ve Musul ile birlikte, yutma rüyasıdır.

İkincisi, Barzani için NATO üyesi Türk devletine dayanarak İran’ın, merkezi Irak devlet iktidarının Kürdistan üzerindeki emellerine artık karşı koyamaz. Çünkü bu devlet Irak ve Suriye savaşında yenildi, bütün iddiasını kaybetti, ordusu tarumardır, onu artık ne Rusya, ne de ABD ciddiye almıyor, AB’in ufkunda kaybolup gitmiştir.

Yani Muhterem Barzani kardeş, Türk devletinden sana artık hayır yok. Çözüm ulusal kongrede ve Rojava devrimiyle birleşmekte... Kerkük dersleri böyledir.