Baş dönmesi bir hareket yanılmasıdır ve dengesizlik hissi olarak da tarif edilebilir. Hasta, olmayan bir hareketi varmış gibi hisseder ve kendisinin ya da çevresinin hareket ettiğini düşünür. Baş dönmesi hastahanelerin acil yardım bölümüne başvuranların yüzde 15’ini oluşturmaktadır. Bu rahatsızlık daha çok gençler ve yetişkinlerde yaşanmaktadır, çocuklarda seyrek görülmektedir.
Hareket halindeyken dengeyi sağlayabilmek için vücutta birçok sistemim birlikte uyum içinde çalışması şarttır. Böylelikle bu sistemleri etkileyebilen çeşitli hastalıkların sonucunda baş dönmesi şikayeti ortaya çıkabilir.
Kulaklar baş dönmenin büyük bir kısmından sorumlu olan organdır. İç kulakta bulunan yarım daire kanallarının içinde kristaller bulunmaktadır. Bunların yer değiştirmesi durumunda baş dönmesi oluşur. Bu kristallerin yerine oturması için vücut bazında bazı manevralar önerilir. Yine iç kulaktaki sıvıların dengesizliği de baş dönmesine neden olabilir.
Başa dönük travmalar (sert darbeler, kırıklar) da baş dönemsine yol açabilir. Bununla birlikte kusma ve bulantı da yaşanır. Bu durumun düzelmesi bazen haftalar veya aylar sürebilir.
Değişik nörolojik hastalıklar da baş dönmesi ile bağlantılıdır. Beyin, beyincik gibi organlardan oluşan merkezi sinir sistemindeki kanama veya kan damarlarındaki tıkanıklıklara bağlı beslenme bozuklukları, çeşitli beyin tümörleri, parkinson hastalığı, migren v.b. hastalıklar dengenin bozulmasına neden olabilirler. Buna ek olarak kol ve bacaklarda güçsüzlük, vücudun herhangi bir bölgesinde his kaybı, çift görme, baş ağrısı, bilinç kaybı, ağız çevresinde karıncalanma hissi, konuşma bozukluğu vb. şikayetler de görülür.
Kansızlık, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, kalp krizi, şeker hastalığı ve ani ve şiddetli su kaybı (ishal, kusma) da sıkça baş dönmesine yol açmaktadır. Panik atak, stres ve depresyon da baş dönmesi yapabilir.
Bütün bunlar baş dönmesi yaşanması durumunda sistematik bir muayenenin şart olduğunu göstermektedir. Tedavisi de , kendisi bir hastalık olmayıp başka hastalıkların belirtisi olduğu için nedeni belirledikten sonra etkene yönelik yapılır.