İnsan olmak yüce bir meziyettir. Eğitilmiş insan olmak ise insanlığa yatırılan en büyük değerdir! Yeryüzündeki tüm insanlar iyi eğitildiklerinde, hiç şüphe yok ki önce kendine, sonra da milletine faydası dokunur. Günlük yaşantıda şöyle bir çevremize baktığımızda birçok gariplikleri bir arada görmek mümkün. Neden birbirine tezat teşkil eden durumlar bir arada, uyum içindeymiş gibi hoşgörü ile geçiştirilir? Böylesi durumlar nedense çoğu kez pek az irdelenir. İnsanoğlunun kendisini ezenin peşinde koşması ise akıl erdirilecek bir konu değil! Memleketlerini boyunduruk altından çıkarıp, özgürlüğe kavuşturmak için, gecesini gündüzüne katan ve bu uğurda canını feda eden insanlar dururken, insanın varlığına tahammülü olmayan, insanı inkar edenin peşinden koşan insanlara ne demek gerekir? Aslında çok şey demek lazım! Fakat söylenecek sözün yerine oturtulmaması, sözü anlamsız kılar. Kürtleri inkar eden, Kürtlerin anadilinden eğitimine karşı duran, tüm demokratik hakları gasp eden bir yabancının peşine takılan Kürtlere artık ne demek gerekir? Onlara da bir hal lisanıyla, aynaya bakın ve kendinizi görün, demekten başka bir diyeceği kalmıyor!..  

Bir ülkenin reisicumhurunu düşünün! Kendi ülkesinde on milyonlarca vatantaşı da Kürt olsun. Ve desin ki, “Türkiye’de Kürt sorunu yoktur. Ondan bahsetmek ayırımcılıktır!” Sonra da ertesi gün kalkıp Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları Batman ve Diyarbakır gibi şehirlerine, hiçbir şey olmamış gibi gitsin. Bir de hiçbir şey dememiş gibi ordaki Kürt insanlarının gözlerinin içine bakarak, seçim propagandası içerikli konuşmasını yapsın! Konuşma sırasında meydana toplatılan yerli halk tarafından bir de alkışlatılsın! Ey insan! Allah aşkına! Sen, seni inkar eden, bu adamı böyle karşılarsan, demokratik haklarını savunan yurttaşlarını inkar etmiş olmuyor musun? Bundan daha büyük kötülüğü hem kendine, hem de soydaşlarına daha nasıl yapabilirsin? Burada sizce de bir tuhaflık yok mudur? Var ise bunu düzeltmek nasıl mümkündür? İnsanlarımıza yıllarca nasıl bir eğitim verilmiş ki, insanı kendisine unuttururcasına yabancı kılmış! İşte kendisini inkar edenin peşinden koşan garip Kürt’ün zavallı hali!.. Artık onların da yalancıya kanacak mecali kalmadı. Zorla da alkışlamak olmaz ki! Artık yalancının yüzüne tükürecekleri günler sayılıdır...

Her ülkenin dindar insanları var. Bu dindar insanlar, ölümüne kendi ulusal davalarının arkasında, hatta önünde ölümüne baş koyarlar. Şüphesiz ki Kürtlerde de aynı inançlı kesim var. Bu kesim yıllardır verilmekte olan mücadelenin içinde yer alıyor. Ya kendilerini yok sayanı alkışlayan, dindarlık adına kandırılan, her gün hakarete uğrayan meydanlardaki şakşakçı Kürt’e ne demeli?!. Utanın be, utanın! Artık halkınızdan yana saf alın!…

Kürt halkını kandıranları artık dışlamanın zamanıdır. Kandırılmış Kürtleri yurtsever saflara katma görevi de yine yurtsever kesime düşmektedir. Yaşanan bunca olaydan sonra hala kendi kendine düşman olan Kürt’ü, karşı saflarda görmek insana ürküntü veriyor. Eğer başarmak istiyorsak, önce kendisini yok sayanları alkışlayan bu Kürt kesiminin sayısını azaltmak için, topyekün bir seferberliğe girişmek lazım. Kendi kendini temsil eden Kürt’ün sayısını en üst düzeye ulaştırdıktan sonra, artık geriye kalan işbirlikçileri de karşı tarafta saymak gerekir. Artık herkes yerini bilmeli, saflar daha da sıklaştırılmalı!.. 

Her ekilen ekinin bir de biçme mevsimi var. Önyargılı olarak hiç kimseyi suçlamak gerekmez. Hani “Aynası iştir, kişinin lafa bakılmaz” derler. Yıllar öncesi Saddam Hüseyin’e bağlı olan Kürt korucular, zamanı geldiğinde bir gecede, nasıl ki seksen bin kişiyle, başlarındaki korucu generali ile birlikte Kürt yurtsever güçlerine katıldılarsa, Kuzey’de de bu olacak! Bu dönüşümün artık zamanı gelmiştir. Silahlarını bırakarak, yurtsever saflarda yerini alan korucular, buna en iyi örnek. Bu çalışmalara hız verilirken, kendini yok pahasına satan Kürtlere de artık dur demenin zamanı geldi!..

Zararın neresinden dönülse kardır, misali; ulusal ruhun oluşması, coşkuyla hedefine doğru yol alması, Kürtlerin başarı şansını yükseltecektir. Tam da zamanı! Önümüzdeki dönemde yurtsever saflarda yer alacak olanlarla, karşı saflarda yerini alanların birbirlerinden kopma süreci hızlanmıştır. Başarılı çalışmalarla, ikircikli davrananların şansını yurtsever saflardan yana çevirmek, biraz da yurtseverlerin gayretli çalışmalarına bağlıdır. Bu şansı iyi kullanmak gerek. Bilerek bunu oya dönüştürmek, bunu fedakarca  yapılmakta olan seçim çalışmalarının sonucuna yansıtmak; biraz da gayretli çalışanların elindedir. Başarmanın tam da zamanı. Çalışalım, zaferi de birlikte paylaşalım!..

* Siyaset Bilimci, Dip. Pol.