4 yıldır Bask ülkesinde silahlar susmaktadır. Bask ülkesinin özgürlüğü için silahlı mücadele yürüten ETA (Vatan ve Özgürlük) 2010 yılından beri işgalci İspanya devletine karşı eylemlerini bir ateşkesle durdurmakla kalmadı, edebiyen koşulsuz şekilde silahlı mücadeleden vazgeçtiğimi ilan etti.
2007 ve 2008 yıllarında gördük Bask ülkesini. Kısa süre önce de görme şansına sahiptik bu güzel coğrafya ve insanlarını. Arada büyük fark vardı. 2007 yılında bir tren garında bir Basklı arkadaşı beklerken, İspanyol özel polisi (Guardia Civil) benim kimliğimi sormuştu, yanında uzun namlulu silahlarıyla durarken. Aynı Kürdistan’da gibi. Bu yıl ise herşey daha rahattı.
Bask ülkesine İspanya devleti tarafından kendi kaderini tayin hakkı verilmemesine rağmen silahlı mücadele nasıl olur da bitirilmişti? Bu soruyu ilgili çok kişi sorar: 2004-2006 yıllarındaki ETA-İspanya barış görüşmeleri sonuçsuz kalınca, İspanya devleti amansız şekilde ‘Sol Bağımsızlık Hareketi’(SBH) üzerine gitti (2009-2012 arası Kuzey Kürdistan’da gibi neredeyse), özellikle de legal alanda. Kısa sürede siyasi tutsak sayısı 800’e çıktı, sol belediyelerin çalışmaları zorlaştırıldı, tüm legal partiler ve gençlik örgütleri kuruldukları anda yasaklandı vs. Bu baskı sonucu SBH Bask toplumu içinde genişleme ihtimali sıfıra düştü ve psikolojik savaş sonucu İspanya devletinde Basklılara karşı ırkçılık arttı.
İspanya devleti ve muhafazar Bask partisi PNV (Sol Parti’ye göre daha fazla oy alıyordu) kısmen başarılı olmasının bir nedeni de 1980 yılından beri İspanya devleti sınırları içindeki Bask ülkesinin çoğuna otonomi vermiş olmasıydı. Şiddet (kendi tabirleriyle: terör) neden gösterilerek uluslararası düzeyde de baskı söz konusuydu.
Kuzey İrlanda örneğinden de esinlenerek SBH, daha önce yeni bir strateji üzerine yürüttüğü tartışmaları 2007 yılından itibaren yoğun şekilde yaptı. 2010 yılında binlerce aktivist tarafından oylama sonucu kabul edilen yeni strateji sonucu silahlı mücadele koşulsuz bırakılacak, sadece siyasi mücadele yürütülecek ve daha demokratik temelde geniş ittifaklar aranacaktı. Ancak hedef olan bağımsız ve sosyalist bir devletten vazgeçilmeyecekti. Kısacası mücadele yönteminde ciddi farklılıklar olacak, ama nihai hedeften sapılmayacak. Anlaşılan o ki reformcu ve egemen siyasi-kapitalist hegemonyaya kendisini eklemlemek istemiyor.
Yeni kurulan siyasi parti ‘Sortu’ iki başka sol Bask partiyle yaptığı ittifakla (Bildu) 2011’den itibaren gerçekleştirilen değişik dört seçimde yüzde 27’ye varan oyla büyük başarı elde etti. Neredeyse oylarını ikiye katlayarak PNV’yi bile bir seçimde geçebildi. Değişik STK ve sosyal hareketlerden de ciddi destek gören Bildu, İspanya hükümetinin yasaklama çabasının boşa çıkması sonucu SBH başarılı çıkış yaptı. Tüm İspanya devletinde SYRİZA (Yunanistan) veya HDP’ye benzer bir geniş sol hareketin çıkmasından ancak henüz biraz uzağız.
İspanya hükümeti ve birçok sağ-faşist çevre bu süreci dikkate almaması, tutsakları serbest bırakmak istememesine ve halen hep terörden bahsetmesine rağmen hareket bu gittiği yoldan vazgeçmiyor. İspanya devleti içinde bazı değişik hareketlerle de iyi ilişki kuran SBH, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde İspanya düzeyinde yüzde 8 oy alan yeni Podemos partisiyle de iyi ilişkiler içinde. İspanya’daki milliyetçiliğinin kısmen kırıldığı bu yıllarda, İspanya ulus-devleti (kısmen TC’ye benzer bir yapı var) ve sömürü düzeni ciddi şekilde sorgulanmaya başlandı. Katalonya’ya göre Bask ülkesindeki hareket ise ekonomik durumdan bağımsız olarak bağımsızlık için onyıllardır tutum belirliyor.
SBH Bask ülkesindeki tüm aktörlerle Bask’ın geleceğini belirlemek için bir geniş tartışma süreci başlatmak istiyor. Buna göçmenleri ve İspanya devletiyle iyi ilişkide olan partileri de dahil etmek istiyor ve yıllar alabilecek bu süreç sonucu çıkacak karara saygılı olacağını şimdiden belirtiyor. İspanya devletinden de bu temelde alınacak karara saygılı olmasını talep ediyor. İspanya devletiyle ille görüşüp müzakere edeyim diye bir amacı da yok. Ve tüm bunda önemli olan; toplum içinde giderek genişleyen SBH kendisine çok güveniyor.
Halbuki 2011 öncesi nasıl bir strateji izleneceğine dair çok yoğun tartışmalar vardı. Yeni stratejiyi legal alanda ve silahlı mücadelede istemeyenler de vardı. Fakat ısrarlı olanlar bunları ikna edebildiler. Ve bugün SBH içinde hemen herkes doğru karar alındığını belirtiyor. Bunun sonucu da 11 Ocak 2014 tarihinde Bask ülkesinin son on yılların en büyük siyasi yürüyüşü Bilbao’da 130 bin kişiyle siyasi tutsakların serbest bırakılması amaçlı yapıldı. Elbette siz okuyucular arasında Türkiye ve Kuzey Kürdistan ile karşılaştırma yapacaksınız. Yapmak da lazım. Ortak yönler olsa da ayırt özellikler daha çok gibi.
Her halükarda Bask ülkesinde devam edecek sol-demokratik başarı gerçek bir toplumsal barışı geliştirecek, İspanya devletinin milliyetçi özelliklerini azaltacak ve halkların daha eşit düzeyde bir arada yaşaması ihtimali güçlenecek. Bundan İspanya dışındaki tüm halklar ve emekçiler de faydalanacak.