Türk devleti ile yaşadığımız meselenin dünyadaki benzerleri gündeme geldiğinde, Türk tarafı hemen ve peşinen ‘benzerlikler olsa da, mesele farklıdıııırrr!’ itirazını öne sürer ve farklılıkları Kürtlerin aleyhine yontar da yontar…
İstediğimiz kadar bu farklılıkların lehimize olduğunu, bütün o benzer yerlere göre, çok daha fazla haksızlıklara uğradığımızı söyleyelim, duymuyorlar…
 Bizi duymamaları da, zaten meselenin ikinci önemli kısmını oluşturuyor.
Hadi diyelim biz işi kendimize yontuyoruz, meseleye nesnel bakamıyoruz…
Nesnel duruma bir yamukluk yapmayalım diye, bu farklılıklara bir başkası baksın istedim.
Ortadoğu uzmanı olarak bilinse de, asıl Kürdistan uzmanı olan Basklı akademisyen, yazar Manuel Martorell’i aradım, şu farklılıklar nedir, bir de o anlatsın istedim. Hem yerimin hem de İspanyolcamın sınırlı olduğunu kendisine hatırlatarak…
Kürdistan’ı her yönüyle Kürtlerin yüzde doksanbeşinden iyi tanıdığından eminim.
Eh, Bask melesini ve ETA’yı bilmediğini de söyleyemeyiz, değil mi?
Ona Kürdistan ile Bask Ülkesi arasındaki farklılıkların ne olduğunu ve buna bağlı olarak PKK ile ETA arasındaki farklılıkları sordum. Sözü Manuel’e bırakmadan önce, adamın bir Basklı olduğunu tekrar hatırlatayım:
„Bir kere Kürdistan, nüfusu ve yüzölçümü itibarı ile Bask Ülkesiyle kıyas edilemeyecek kadar büyük bir ülke… Kürdistan’da egemenlik sürdüren devletlerin yaklaşımında da yine çok büyük farklılıklar var. Mesela, Bask Ülkesinde sistematik köy boşaltmaları hiçbir zaman olmadı, sistematik işkence metodu uygulanmadı ve Kürdistan’da faili meçhul diye anılan katliam düzeyinde cinayetler işlenmedi… Irak Kürdistan’ı ve Dersim’de gerçekleşen etnik temizlik operasyonları Bask Ülkesinde gerçekleşmedi.
Yine de asıl büyük farklılık iki ülkenin yönetilme biçiminde...
Kürdistan’ı paylaşan ülkeler (Türkiye, İran, Irak ve Suriye) Kürtlerin hiçbir hakkını tanımıyorlar. Irak’da işler değişti, artık orada Kürt partileri özgürce kurulabiliyor, anadilde eğitim, federal yönetim, kendi bayraklarını kullanma özgürlüğü gibi, temel hakları, özgürlükleri var. Bazı bölgelerin (Kerkük gibi)çözümsüz bırakılmasını unutmamak şartıyla, orada sorun çözülmüş durumda.
Bask Ülkesi, Kürdistan’ın tersine, çok uzun yıllardır geniş bir otonomiye sahiptir, hatta Bask halkı federal bir devlet haklarını kullanıyor demek, daha yerinde olur.
ETA ve PKK arasında da çok ciddi farklar var.  PKK Kürtlerin bazı temel haklarının tanınmasını istiyor, oysa ETA bağımsızlık için referandum yapılmasını istiyor. Hedefinin bağımsızlık olduğunu söylemiyor ama bunun için referandum hakkının tanınmasını istiyor. Sorunların düğümlendiği nokta budur. İspanyollar bunu kabul etmiyor. Oysa PKK birlikte yaşamaktan yana olduğunu, ayrılmak istemediğini çok açık olarak deklere etmiş durumda…
Bir başka önemli farklılık da, iki örgütün mücadele biçimidir. ETA son yıllarda politik şahısları, yargı mensuplarını ve askerleri hedef alıyor, oysa PKK düzenli bir gerilla hareketi olarak, orduyla savaşıyor.
Sonuç olarak ETA şiddet ile hedefine varmasının çok zor olduğunu anladı, inisiyatifi siyasi partilere devrederek, mevcut demokratik sistemi kabullendi, silahları bıraktı, meselenin seçimlerle hal edilmesini beklemeye koyuldu… Ha diye hemen çözülmeyecek tabii, yıllara yayılacak. İleride sorun çözülmezse, ETA olmasa da, başka bir hareket ortaya çıkar diye düşünüyorum…
Son yıllarda Kürdistan’ın bütün parçalarında Kürtler verdikleri mücadele ile önemli gelişmeler kaydettiler. Kürdistan’a hükmeden devletler hiçbir dönemde Kürtler tarafından değişime bu kadar zorlanmamıştı.
Türkiye İslam ülkeleri için model olma iddiasında ama Ortadoğu’da farklı kültürlerin ve dinlerin barış içinde ve birbirilerine saygılı bir biçimde yaşayabildiği asıl model ülke, Irak Kürdistan’ıdır bence. Kürdistan’ın bu özelliği, istikrarın sağlanması dışında, ekonomik kalkınmada da ciddi rol oynayacaktır. Marrueco (Fas) kralının bile Berberilerin her türlü haklarını kabul ettiği günümüzde Erdoğan’ın kendilerini Müslüman ülkelere ‘model’ olarak lanse etmesi, Türkiye için utanç verici bir durum olmalıdır. Şüphesiz İran ve Suriye için de, durum utanç vericidir.“
Fark mı dediniz?
Var var hem de çok…
Bu karşılaştırmayı hangi benzer yer ile yaparsanız yapın, üç aşağı, beş yukarı, aynı sonucu elde edersiniz.
Devleti boş verin, toplumun vicdanı olması gereken Türk fikir dünyasını oluşturan insanların durumu, Türk halkı adına içler acısı…
Türk aydınlarının özetle söyledikleri şudur:
Tamam, size haksızlık yapılmış ama siz de uzatmayın, abartıyorsunuz… Öpün devletin elini, mesele kapansın…