İngiliz arkeolog Edward J.Williams, 15 Ağustos 1984’te Eruh’ta Ermeni ve Hıristiyan tapınaklarına ilişkin araştırmalarda bulunuyordu. Bu sırada önemli bir olaya tanıklık etti. Zira 15 Ağustos’ta ilk kurşun atılmıştı. Williams, adını duyduğu Apocuların kim olduğunu merak ediyordu.
Yaklaşık kırk yıldan beri belli aralıklarla Kürdistan’a gidip değişik uygarlık ve halkların tapınak kültürleri hakkında araştırmalar yapan İngiliz asıllı arkeolog Edward J.Williams, PKK’nin 15 Ağustos 1984 tarihinde Eruh ve Şemdinli’de başlattığı silahlı mücadeleye de tanıklık etti.
1980-84 yılları arasında dünyanın ilk tapınağı olarak bilinen Riha (Urfa) Göbeklitepe harabelerinde araştırmalarda bulunduğunu belirten Williams, 1984’ün Ağustos ayında ise Riha’dan Eruh’a gittiğini ve burada önemli bir olaya tanıklık ettiğini söyledi. Williams, 1. Dünya Savaşı’ndan önce Eruh Kever Kalesi civarında bulunan Ermeni ve Hıristiyan tapınaklarını inceliyordu. Tam o sırada ilk kurşun atılıyordu. Williams, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Sanırım 12 Ağustos’ta Eruh’taydım. Her şey normaldi ve ben adı geçen alanlarda tapınak araştırmalarıma devam ediyordum. 15 Ağustos günü, harabelerden aşağıya iniyordum. Tam saati hatırlamıyorum ama açık bir karanlık vardı. Mezarlık yolundan ilerliyordum, bir anda silah ve roket sesleri işittim. Etrafıma baktığımda karakoldan sonra askeri lojmanlara ateş edildiğini gördüm. Tedirgin bir şekilde kendimi yakındaki bir eve bıraktım. Ancak saldırıya karşılık verilmedi ve çatışma yarım saatten fazla sürdü.”

‘Apocular sözünü duydum’
Williams, yaşanan olayları bulunduğu evin penceresinden takip eder. Ev halkının ‘kaçakçılar olabilir’ şeklinde tahmin yürüttüklerini dile getiren Williams, şöyle devam ediyor: “Ev halkı, ‘kaçakçılardır’ dedi. Ama hiçbir kaçakçı grubunun, bu kadar uzun süre hem de iki koldan saldırı düzenleyebileceğini düşünmedim. Silah sesleri kesildiğinde ev halkının ‘çıkma’ ısrarına rağmen dışarı çıktım. Seslerin geldiği karakola doğru yöneldim. Ama kimse ortalıkta yoktu. Ölü bir şehir görüntüsü vardı. Karakola yönelirken tanıdığım bir genç bana pencereden seslenerek içeriye çağırdı. Kürtçe’yi biraz biliyordum. Genç, dışarıda dolaşmamın tehlikeli olduğunu belirterek, hafif bir gülümsemeyle ‘PKK yani Apocular buraya saldırdı. Artık buraları terk etmelisin’ dedi. Şaşırıp kaldım. Kimdi Apocular, neydi PKK, neden saldırdılar, şu karşımda duran genç bunca tedirginliğime karşı neden bu kadar rahattı? Aklımda sorular uçuşuyordu. Çok geçmeden camiden bir ses yükseldi. Genç, bana bu sesin saldırıları düzenleyen kişilere ait olduğunu ve yapılan konuşmalarda saldırı amaçlarını anlattıklarını açıkladı.”

Fırtına öncesi sessizlik
Saldırının yapıldığı akşamdan sabaha kadar kimsenin sokağa çıkmadığını ve sokakta sadece askerlerin dolaştığına tanıklık ettiğini belirten Williams, aynı gece evine sığındığı genç adamdan PKK ve Apocular hakkında bilgi aldığını anlatıyor. “O genç, 23-24 yaşlarındaydı. Konuya hakim biriydi ve sanki böyle bir şey olacağını biliyordu. Bunu yıllar sonra anladım” diyen Williams, üç gün üç gece boyunca sessizliğin ilçede hüküm sürdüğünü ve saldırı haberini üç gün sonra elindeki radyoda Türkçe dinlediğini dile getiriyor. Saldırı sonrası insanların kendisine tuhaf tuhaf baktığını belirten Williams, “Özellikle yaşlı kesim söz konusu saldırıya sanki memmun bakıyordu. Hatta en yaşlılardan mele olarak bilinen biri bana ‘bu sessizlik, fırtına öncesi bir sessizliktir. Çok şey olacak’ dedi. Neden diye sorduğumda, ‘yirmi kere birisinin başına vurursan, onun oğlu da kalkar yeter der ve yirminin hesabını sorar’ dedi. Hiç bir şey anlamamıştım. Bir hafta sonra askerler de bana aynı telkinlerde bulunarak, Eruh’u terk etmemi istediler. Aklımda dolaşan bir sürü soru ile ilçeyi terk ettim” diye konuşuyor.

Melenin sözü ardından
1984 yılında Kürdistan’dan ayrıldığını ve on yıl boyunca bölgeye gitmediğini belirten Williams, on yıl boyunca yaşlı adamın kendisine söylediği ‘yirmi kez’ sözünün sırrını bulmak için Kürdistan tarihini araştırdığını ifade ediyor: “Kürt tarihi, kültürü ve sosyolojik yapısını her incelediğimde, o yaşlı adam gözümün önüne geliyordu. 15 Ağustos’un nedenleri ve sonuçları hakkında bir birikime sahip oldum.” 
O gün Eruh’ta olanların, bu seviyeye gelmesini ilginç bulduğunu belirten Williams, 1994 yılında tekrar Kürdistan’a gittiğini ama bu kez bir arkeolog olarak değil, okuduklarıyla yüzleşmek için geziler yaptığını söylüyor: “Anladım ki; o gün orada yani 15 Ağustos 1984’te benim dışımda da arkeologlar varmış. O arkeologların ortaya çıkardıkları maddi gerçekler etrafında binlerce arkeologun toplandığına tanıklık ettim.”


ALİ ONGAN/CENEVRE