AKP yönetimindeki sömürgeci Türk devletinin 2015 yılından itibaren Kuzey Kürdistan’da kuşatma, katliam ve yıkım için ilan “sokağa çıkma yasakları” ile uyguladığı fiili OHAL, yeniden darbeye neden oldu ve Türkiye’ye de taşındı. 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılması ardından otoritesini sağlamlaştırıp kalıcı hale getirmek isteyen Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, kararlaştırdığı OHAL ilanını önce MGK’nin görüşü haline getirdi, ardından topladığı Bakanlar Kurulu’na onaylattıp bizzat ilan etti. Türk Cumhurbaşkanı ve hükümetinin OHAL’i halkın lehine iyi bir gelişme olarak sunmasıyla birlikte meydanlardaki AKP’liler de sevinç gösterileri yaptı. Başbakan ve yardımcıları, üstü süte yaptıkları açıklamalarla uygulamanın daha çok devlet içi düzenlemede kullanılacağını ileri sürdü. Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, 3 aylık süreyi doldurmadan tamamlamayı hesapladıklarını öne sürdü. Resmi Gazete’de yayımlanan OHAL kararıyla ilgili Başbakanlık tezkeresi, dün Türkiye Meclisi Başkanlığı‘na sunuldu. OHAL boyunca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) askıya alındı. Başbakan Yıldırım, MHP ve CHP’den destek istedi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Grup olarak ret kararı almayacaklarını ve milletvekillerinin serbest olduğunu belirterek, zımni destek verdi. OHAL ilanın sert tepki gösteren HDP ise AKP’nin daha fazla demokrasi için kullanılabilecek bir fırsatı, Türk tipi başkanlık sistemi için istismar ettiğini vurguladı.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardında yaptığı açıklamada, “Hükümetimiz şu anda önemli bir hazırlığın içinde ve Çarşamba günü Milli Güvenlik Kurulumuzu toplayacağız. MGK’dan sonra da bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapacağız ve önemli bir kararı açıklayacağız. Bir süreci inşallah farklı bir şekilde başlatacağız. Burdan bütün milletime müjde veriyorum” demişti. Bunu üzerine önceki gün MGK toplandı. 5 saate yakın süren toplantının ardından açıklama yapılmadı ve yine Erdoğan başkanlığından Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı. Toplantının ardından Hükümet Sözcüsü yerine Erdoğan tek başına kameraların karşısına geçerek açıklama yaptı. Erdoğan, darbe girişiminde bulunan yapının tüm unsurlarıyla ve süratle bertaraf edilebilmesi için anayasanın 120. maddesi uyarınca 3 ay süreyle OHAL ilan edildiğini bildirdi. OHAL’in halkın aleyhine olmadığını ileri süren Erdoğan, başta AB olmak üzere gelebilecek eleştiri ve tepkileri de reddederek, “Aldığımız bu kararı eleştirmeye kesinlikle hakları yoktur, önce onlar kendilerine baksınlar” dedi. Erdoğan, ekonomik hayatın da olağan seyrini sürdüreceğini iddia etti. 


Sonra MGK bildirisi

Erdoğan’ın açıklamasından sonra MGK bildirisi paylaşıldı. MGK bildirisinde, “Anayasamızın 120. maddesi gereği hükümete olağanüstü hal ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması kararlaştırılmıştır” ifadeleri yer aldı.


AKP’lilerin sevinç gösterileri

Erdoğan’ın açıklamasından sonra bazı kentlerin meydanlarında mitingleri sürdüren AKP’liler sevinç gösterilerini arttırdı. Erdoğan da Saray’ında videokonferans yoluyla meydanlardaki taraftarlarına seslendi ve OHAL’in ne kadar iyi bir şey olduğunu anlattı.


Yıldırım: Devlete yöneliktir

Türk Başbakan Binali Yıldırım, yaptığı açıklamada bu kararın devletin mekanizmalarının düzenli ve hızlı işleyişine yönelik olduğunu ileri sürdü. Yıldırım, “Fetullahçı Terör Örgütü’nden ülkemizi tamamen kurtarma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu kritik karar, bizatihi devlet düzeninin hukuk içinde işleyişine taalluk eden bir karardır” dedi.


Kurtulmuş: Kısa sürebilir

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, dün medya temsilcilerinin sorularını yanıtladı. Kurtulmuş, “OHAL şartları sadece paralel yapıyla mücadele amacıyla kullanılacaktır. Hükümet, OHAL çerçevesinde paralel yapıyla mücadele kapsamında, Kanun Hükmünde Kararname yetkisini kullanabilecektir. Hedefimiz, 3 aylık süre dolmadan tamamlamaktır” diye konuştu. Kurtulmuş, OHAL boyunca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) askıya alındığını açıkladı.


Meclis’te görüşülmeye başlandı

OHAL uygulanmasına yönelik karar, Resmi Gazete’de yayımlandı. Başbakanlık tezkeresi olarak dün sabah Türkiye Meclisi Başkanlığına sunuldu. Öğleden sonra da Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandı. Başbakan Yıldırım, görüşme öncesi MHP ve CHP liderlerini arayıp destek istedi. MHP destk vereceğini taahhüt etti, CHP de zimni desteğini Grup karar almayarak gösterdi. Genel Kurul’da, gruplar adına 20’şer dakika, şahıslar adına ise 10’ar dakikalık konuşma yapıldı. Hükümet temsilcileri OHAL’in gerekliliğini savundu.


HDP karşı çıktı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) MYK’sı, görüşmeler başlamadan önce resmi bir açıklamayla tutumunu toplumla paylaştı. HDP Basın Birimi tarafından paylaşılan yazılı açıklamada, OHAL ilanına ilişkin şu kaygılara yer verildi:

*  Türkiye’nin, Anayasa’ya aykırı da olabilen Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetileceği, 

*  Bakanlar Kurulu’na Cumhurbaşkanı’nın başkanlık edeceği,

*  valilerin yetkilerinin arttırılacağı, 

*  temel evrensel ve demokratik insan haklarının çiğneneceği bu dönemde ‘Türk tipi Başkanlık Sistemi’ fiilen işletilecektir.

* Böylelikle 15 Temmuz darbe girişimi hükümete muhalif olanların tasfiye edilmesinin, demokratik hak ve özgürlüklerin daha da kısıtlanmasının fırsatı ve aracı haline getirilmiştir.


Darbe anlayışı devam ediyor

OHAL kararının, 15 Temmuz darbesi önlenmiş olsa da ülkeyi darbe ile yönetmek isteyenlerin arayışının sonlanmadığını gösterdiğine dikkat çeken HDP MYK’sı, “15 Temmuz darbe girişiminin hükümete muhalif olanların tasfiye edilmesinin, demokratik hak ve özgürlüklerin daha da kısıtlanmasının fırsatı ve aracı haline getirildiğini” vurguladı.


Tek adam yönetimi 

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Keyfi yönetim, hukuk dışı davranışlar, şiddetten beslenme, kutuplaştırıcı siyaset, gerginlik ve nefreti kışkırtan ötekileştirme, güvenliksiz ortam, devlet gücünü tek elde toplama yolunda yürüme tercih edilmiştir. Darbelerin ve yarattığı tahribatın panzehiri demokraside aranmamış; toplum darbe veya demokratik olmayan yönetim arasında seçim yapmak zorunda bırakılmıştır. 

Bizler bu tercihleri kesinlikle reddediyoruz. Siyasi iktidar bugün toplumun çok büyük kesiminin darbeye karşı duyduğu öfkeyi partizanca küçük kazanımlar için kullanarak heba etme yolunu seçmiştir. Darbe karşıtı bir toplumsal uzlaşmayla demokrasi yönünde adımlar atma tarihsel fırsatı değerlendirilmemiştir. Davul zurnalarla OHAL’i kutlatan bu basit, faydacı ve yarını olmayan yaklaşım kabul edilemez. 

AKP’nin kendi iktidarını mutlaklaştırma yönündeki çabaları, OHAL ilanı ile birlikte ‘tek adam’ yönetimini sağlamlaştırma adımları ülkemizin daha sancılı bir maceraya sürüklenmesinin yolunu açmıştır. 


Demokrasi güçlerine çağrı

Türkiye’nin giderek ağırlaşan koşulları altında esas sorumluluk demokrasi ve barış güçlerindedir. Bu güçlerin ortak davranışını geliştirmek, mücadeleyi ve talepleri ortaklaştırmak, demokrasiyi birlikte savunmak bugün esas yapılması gerekendir. Demokrasiden, barıştan ve emekten yana mücadele eden tüm kurumları, sendikaları, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını, demokratik kitle örgütlerini, siyasi parti ve yapıları, kadın ve gençlik örgütlenmelerini, vicdan sahibi tüm demokrat yurttaşları, halklarımızın güvenliği ve özgürlüğü, toplumun demokratik geleceği için ortak mücadeleye çağırıyoruz. Acil ihtiyacımız demokrasi ve özgürlüklerdir. Darbe, çatışma ve kaos ortamından çıkmanın yolu daha fazla otoriterleşme ve ‘tek adam’ yönetimi değil daha fazla demokrasidir.”



 ANKARA/HABER MERKEZİ





AİHS  ne olacak?


Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un “AİHS askıya alındı” açıkladı ancak Anayasa hukukçusu Öykü Didem Aydın, kısıtlama olsa bile sınırlı olabileceğini söyledi ve sözleşmenin 15’inci maddesi’ne işaret etti. 

Aydın’ın işaretti ettiği 15. Madde’nin düzenlemesi şu şekilde:

1. Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.

2. Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7.maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.

3. Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir.”

Hukukçu Aydın, “Yaşam hakkı, işkence yasağı, kölelik ve zorla çalıştırma yasağı ile kanunsuz ceza olmaz kuralları geçerli kalacağı gibi anılan hak ve özgürlüklere bu Sözleşme hükümleri ile izin verilen kısıtlamalar öngörüldükleri amaç dışında uygulanamaz. Her durumda bizim Anayasamızın sınırları ve bizim yargı denetimimiz de geçerli kalacaktır” şeklinde konuştu.

Uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerin kısıtlanmasına dair Anayasa’nın 15. Maddesi’nde şu ifadeler yer alıyor: 

“MADDE 15. - Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.”

Ancak, aynı maddenin ikinci bölümünde ise, kısıtlamaların sınırları şöyle çiziliyor: “Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”