İsveç Çevre Partisi, Yeşiller ve Sol Parti, Hıristiyan Demokrat üyesi milletvekillerinden oluşan heyet üyeleri geçtiğimiz günlerde İstanbul'a giderek BDP ve Cumartesi Anneleri'nin yanısıra demokratik kitle örgütleri ve tutuklu bulunan gazetecilerle görüşmelerde bulundu. Görüşmelerini değerlendiren heyet üyeleri, Türkiye’de başta Kürtler olmak üzere, insan haklarını savunucuları, emekçi ve gazetecilerin hedefte olduğunu ve bu kesimlere yönelik baskı ve saldırıların arttığını kaydetti.

Baskılar çözümsüzlüğü derinleştirdi

Heyet üyeleri arasında yer alan Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik ağırlaştırılmış tecridin tüm hukuk kuralları ve uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu söyledi. Bunun en üst düzeyde bir insan hakları ihlali olduğunu belirten Kakabeveh, Öcalan’ın tecrit edilmesinin Kürt sorununun çözümüne değil, çözümsüzlüğe ve savaşın tırmanmasına neden olduğunu ifade ederek, tecritin kaldırılması için girişimde bulunacaklarını  vurguladı.
Kakabaveh, kadın kurumlarıyla da görüşmelerde bulunduklarını belirterek, Türkiye’de AKP iktidarının giderek daha dinci bir yönelim içine girdiğini gözlemlediklerini söyledi. AKP iktidarı döneminde kadınlara yönelik şiddetin yanısıra, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik ihlallerde de belirgin bir artış olduğunu belirten Kakabaveh, iktidara muhalefet edenlerin 'terörist' suçlamasıyla tutuklandıklarını ve haklarında dava açıldığını kaydetti.
Bir dizi engeli aştıktan sonra Bakırköy Cezaevi'nde tutuklu bulunan Prof. Büşra Ersanlı ile gazeteci Zeynep Kuray’ı da ziyaret ettiklerini belirten Kakabaveh, devletin bu tutuklamlarla birlikte Kürt halkına ve aydınlara gözdağı verdiğini söyledi. Kakabaveh, "AKP iktidarı demokrasiyi geliştirecek ve ülkeyi ileriye götürecek aydınlarını tutukluyor. Bu utanç verici ve çok üzücü"dedi

Demokrasi ihlal ediliyor
Çevre Partisi Yeşiller Milletvekili Jan Lindholm da ilk kez Türkiye’ye gittiğini belirterek, Türkiye'de sınıflar arasındaki uçurumun çok belirgin bir düzeyde olduğunu kaydetti. Lindholm, bir yanda dev gökdelenler ve son derece lüks arabalar, diğer yanda da sokakta birşeyler satarak ya da dilenerek geçimlerini sağlayan çocuklar gördüğünü ifade etti.
Lindholm gazeteci Nedim Şener, Ahmet Şık ve yayıncı Ragıp Zarakolu ile görüştüklerini belirterek, her üçünün de Türkiye ve yurtdışında oluşan tepkiler sonucu serbest bırakıldıklarını ifade ettiklerini söyledi. Lindholm, bu görüşmelerin yanısıra, heyet üyeleri olarak Cumartesi Anneleri ve İnsan Hakları Derneği'nin İstanbul'da düzenledikleri gösterilere de katıldıklarını kaydetti. Türkiye'de insan hakları ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlallere dikkat çeken Lindholm şunları ifade etti: ''İnsanların fişlendiği ve sürekli dinlendiği bir ülkenin demokrasi olduğunu söylemek tamamıyle anlaşılmaz bir şey. Düşünme ve konuşma özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü demokrasinin temeli. Bunların olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez.''
Cumartesi Anneleri'nin yıllardır kayıp evlatları için eylemde olduklarını belirten Lindholm, ''Bu insanlar kaybolan yakınlarının akibetlerini öğrenmek istiyor. Devlet onların bu isteklerini karşılamadığı için yılmadan yıllardan beri gösteri yapıyorlar. Hükümet gösteri yerine polis yollayacağına polisleri kayıpların bulunmaları için görevlendirmeli" dedi.

Türkiye AB'yi istemiyor

Çevre Partisi Milletvekili Lindholm Türkiye’deki temaslarından edindiği izlenimin  Türkiye’nin AB üyesi olmak istemediği yönünde olduğunu ifade ederek, bu konudaki düşüncesini şu cümlelerle aktardı:  "Ne hükümet ne de askerler Avrupa Birliği’ni istiyor. Sadece istiyorlarmış gibi yapıyorlar. Türkiye ABD’ye bağımlı ve bölgede de ABD yanlısı Suudi Arabistan ve Katar gibi gerici rejimlerle ittifak halinde.''

MURAT KUSEYRİ - STOCKHOLM