Asimilasyon politikalarına karşı Kürt kültürünün yaşatılması ve yaygınlaştırılması amacıyla 1993 yılında Kürt sanatçıların çalışmalarıyla Adana’da Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) açıldı. Kürt kültürünü yayan ve yaşatan kültür merkezinde, bugüne kadar birçok sanatçı yetişti.
Adana MKM yöneticisi Mustafa Yiğit, 1991 yılında MKM’nin İstanbul’da Kürt bilgesi Musa Anter öncülüğünde bir grup aydın tarafından kurulduğunu, 2 yıl sonra da Adana’da şube açıldığını söyledi. Adana MKM’nin bugüne kadar birçok sanatçı yetiştirdiğini kaydeden Yiğit, MKM’nin kaybolmaya yüz tutmuş bir kültürü yaşatmak için bugüne kadar çalışmalarını yürüttüğünü ifade etti. Devletin, Kürt dilinin ve kültürünün gelişmemesi için gençleri kültürden uzaklaştırdığını belirten Yiğit, “Adana’da yaşanan sanatsal ve kültürel boşluk, gençleri olumsuz ve yoz ortamlara itiyor. Bunun önüne geçmek, yaşanan kültürel yozlaşma ve asimilasyonu önlemek için kapitalist sistemin sömürücü özelliğine alternatif oluşturmak amacıyla; kültür merkezimiz bünyesinde Adana MKM, 70 çalışanı ve 10 grubuyla birçok çalışmayı yürütmektedir. 200 civarında bir kursiyer bulunmaktadır. MKM dengbêjleriyle, ozanlarıyla, tiyatrosuyla ve birçok sanat dalıyla işlevsel bir rolün içerisindedir” dedi.

‘Sanatçıya karşı soruşturma’

MKM sanatçılarına karşı baskı ve yıldırma politikalarının hadsafhada olduğuna işaret eden Yiğit, “Özellikle son dönemlerde sanatçı arkadaşlarımıza yönelik ciddi bir baskı ve yıldırma politikası söz konusudur. Arbane çalmaktan, şarkı söylemekten dolayı birçok arkadaşlarımız soruşturmalarla karşı karşıya. Sanatçının kendini ifade ettiği yer; sahnedir. Söylediği her esere karşılık soruşturma açılması; arkadaşlarımızı korkutmak ve sindirmektir” diye konuştu.

Sorgulayıcı ve başkaldırıcı...

Koma Pêl Grubu’nun Solisti Marxas (İlyas Arzu), 1999 yılında MKM’de yer aldığını belirterek, şöyle devam etti:
“Zamanla aldığım eğitimlerle kendimde bir potansiyeli oluşturdum. Yeterli olmasa da arayışlarım ve araştırmalarım sürüyor. Böyle bir kararlılıkla müzik alanında Koma Pêl’i oluşturarak, 7 yıldır kollektif bir biçimde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sanat çok derinlikli ve yoğunluklu bir eylemselliktir. Her yaratılan değer toplumun vicdanında onlarca soru sordurarak, vicdanı anlamda sorgulayıcı ve başkaldırıcı bir gerçekliği yansıtmalıdır. Bizler Kürt toplumunun bir fertleri olarak bunca yaşanmış tarihi soykırım ve yok etme politikalarına karşı elbette vicdani bir sorgulamayı içimizde yaşayarak, bu yolda yürüyoruz. Ve çalışma yaparken yaratımda bulunurken bu gerçeklikten kopuk düşünce ve üretim yapmanın çok vicdani olacağını zannetmiyorum. Eğer ben 12 kurşunla öldürülen Uğur’un duygusuna yoğunlaşmayacaksam, eğer ben sokakta bu sistemin beynine taş atan çocuğun duygusuna yoğunlaşmayacaksam, eğer ben cesetleri param parça edilen gençlerin, gözyaşları kana dönüşen anaların acılarını anlatmayacaksam, sanatı kime ve ne için yapacağım? Sanatın tarihi, bizlere bunu yansıtıyor zaten.”

‘Sanatçı halkın temsilcisidir’

Şitlen Azadî Grubu’nun Solisti Barış Tezkorkmaz ise sanatsal çalışmalara çocukluğundan beri içinde olduğunu ve yaklaşık 13 yıldır kurum çalışmalarında yer aldığını vurguladı.
Tezkorkmaz, “Feqiyê Teyran, Cegerxwîn, Ehmedê Xani’yi ve birçok değerlerimizi yaşatmak ve bu değerleri çocuklarımıza ve gençlerimize sunmak borcumuzdur. Çünkü biz diyoruz ki, sanatçı halkın temsilcisidir. Halkın öncüsüdür. Bu sloganlarımızdır” diye konuştu.

HAMDULLAH KESER -DİHA/ADANA