Prof. Dr. Baskın Oran, ortaya çıkan soru işaretlerine ve “darbe midir, kurgu mudur” tartışmasına girip spekülasyon yapmayacağının belirterek, “Ama benim bildiğim bir şey var. Erdoğan, İstanbul Havalimanı‘na iner inmez, ‘Bu hareket Allah’ın bir lütfudur’ dedi. Çok şey ifade ediyor. Galiba her şeyi ifade ediyor” dedi. 


İstedi tek adam rejimi

Oran, ilan edilen OHAL ve sonrasında yaşananları da, “Şimdi bundan yararlanarak kurmak istediği tek adam rejimini kurmaya çalışacak. Benim korkum budur. Ben söylemiyorum, çıkarılan KHK söylüyor. Mesela, bir vakfın bütün mallarına ve parasına el konuyor veya birini tutup görevden atıyor. Vakfın malları ve parası ilelebet gitti, atılan memur da ilelebet kamu görevine dönemeyecek. Sonuç: Bu Olağanüstü Hal’in ve KHK’nin süresi 90 gün, ama sonuçları İlelebet. Yani, KHK’nin kendisi Anayasa’daki Olağanüstü Hal maddelerine aykırı, yani hukuk dışı!” sözleriyle değerlendirdi ve OHAL’in de bu çerçevede ilan edildiğine işaret etti. 


AKP de Fethullahçı’ydı 

Oran, bugün büyük bir suç örgütü olarak ilan edilen Fethullahçılar ile AKP’nin ilişkilerine de dikkat çekti. Darbenin alt yapısının bizzat AKP politikalarıyla hazırlandığını söyleyen Oran, “Yahu, 17-25 Aralık 2013 tarihine kadar herkes Fethullahçı’ydı. Başta da AKP. Ondan sonra aralarında iktidar kavgası başlayınca şeytanlaştırıldı Fethullah. Daha önce canları ciğerleriydi” dedi. 

Beştepe’de yapılan liderler zirvesi ve buradan çıkan mesaja ilişkin soruları da yanıtlayan Oran, şöyle devam etti: “Ben karamsar olmak istemiyorum ama Erdoğan’ın kişiliğini bildiğim ve amaçlarını gördüğüm için Fethullah’ın bu darbesinin aynen kendisinin söylediği gibi kendisi için Allah’ın bir lütfu olmasından korkuyorum. Çok tehlikeli bir döneme giriyoruz. Yaşadığımız bu iğrenç darbe, bahane olarak kullanılarak lider kendini tek adama dönüştürecek. Benim korkum budur. Çünkü bu gidişle ülke iç savaşa kadar gidebilir. Oysa Erdoğan, bu darbeden ders alarak kuvvetler ayrılığına razı olsaydı, o zaman büyük lider olurdu.”


Darbeler böyle engellenmez


Avukat Levent Kanat, darbeciler ile ona karşı mücadele ettiğini söyleyenlerin farklı olmadığını belirterek, “Kürtlerle barışılmadan darbeler engellenemez” dedi.

Daha önce ilan edilen OHAL uygulamaları süreçlerinde yaşanan birçok işkence, gözaltında kayıp, ölüm olayı davasına bakan Avukat Levent Kanat, hükümetin OHAL için “FETÖ yapılanması”nı gerekçe gösterdiğini, ancak kararnamenin muhalifleri tehdit ettiğini vurguladı. 


OHAL’in ötesinde

Kanat, KHK’nin hiçbir demokratik devlette olmayacak yapıda hukuki zemine oturduğunu kaydederek, şöyle devam etti: “KHK’yi Bakanlar Kurulu düzenliyor, bu hukuka uygun değildir. Gözaltılar 30 gün sürebilir, bunu kolluk kuvvetlerinin inisiyatifine bırakıyor. İnsanların hukuki güvencesi yok. Gözaltında ve cezaevinde avukat görüşlerine ciddi sınırlamalar getiriyor. Bir tutsağın avukatıyla yaptığı görüşme hem sesli hem görüntülü kayda alınabiliyor. Savunma hakkının kutsallığı ve mahremiyeti ihlal ediliyor. Ankara Adliyesi’ne girmek bile ciddi bir sorun. Avukat olarak bile girmek zor. OHAL’in ötesinde bir durum var.”

Türkiye’de demokrasi bilincinin gelişmesinde ana gücün Kürtler olduğunun altını çizen Kanat, Kürt siyasi hareketiyle diyalog geliştirilmeden Türkiye’de sorunların çözülemeyeceğini ifade ederek, “Türkiye Kürt siyasi hareketiyle diyaloga girmeden Türkiye darbe tehlikesinden de kurtulamaz” diye konuştu. 


TİHV ve İHD: KHK iptal edilsin

TİHV ve İHD, hem Anayasa hem de AİHS’e aykırı olduğunu belirttikleri Kanun Hükmünde Kararname’nin bir an önce yürürlükten kalkması gerektiğini belirtti.




Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD), darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL’in ilk Kanun Hükmünde Kararnamesi’ne (KHK) ilişkin yazılı açıklama yaptı. 

Olağanüstü durumla 12 Eylül Askeri Darbe ürünü olan OHAL Kanunu’na dayanarak baş etmenin mümkün olmadığını vurgulayan kurumlar, açıklamalarında “Askeri darbe girişimleri, askeri darbe döneminin zihniyeti ve kanunları ile ortadan kaldırılamaz. Aksine askeri darbe dönemlerinin zihniyeti daha da pekiştirilir” uyarısında bulunuldu.


Anayasa ve AİHS’e aykırıdır 

OHAL kararnamesinin Anayasanın 15’inci maddesinin 2’nci fıkrasına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) 15’inci maddesine aykırı olduğuna da işaret edildi. Bu doğrultuda da yaşam hakkının korunması gerektiği, kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağı ve kimsenin din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağına hatırlatılarak, Türkiye’nin tarafı olduğu AİHS’in 2, 3, 4 ve 7 maddelerine dikkat çekildi. 

KHK’nin, ilan edilen “Olağanüstü Hal”in konusu ve süresiyle ilişkilendirilemeyecek, orantılılık ilkesi ile hiçbir şekilde açıklanamayacak hükümlerden oluştuğuna dikkat çekilen açıklamada, “Doğrudan doğruya kurum ve kuruluşların mahkeme kararı olmadan kapatılması ve her türlü mal varlığına el konulması Anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, Anayasa 15/2’deki masumiyet karinesi, örgütlenme hakkı ve mülkiyet hakkı ihlalidir” ifadelerine yer verildi. 

KHK’nin 3 ve 4’üncü maddeleriyle bütün hukuki güvencelerin ortadan kaldırıldığı kaydedilen açıklamada, kararnamenin maddelerine ilişkin şu detaylara yer verildi: 

*  Kişilerin ve kurumların yargı yolu ile haklarını almaları her zaman mümkündür. 

* Pasaportlarının iptal edileceği belirtilerek seyahat özgürlüğü hakkı açıkça ihlal edilmiştir.

* Gözaltı süresi 30 güne kadar çıkarılarak işkence, kötü muamele ve onur kırıcı davranış yasağı - ki bu mutlak bir yasaktır- ihlal edilmektedir. 

* Gözaltı süresini 30 güne çıkaran bir düzenleme kesinlikle KHK ile yapılmaz. 


AİHM’ye başvuracağız 

Açıklamada, AİHM başta olmak üzere gerekli başvuruların yapılacağına yer verildi ve “Her açıdan kaygı verici bu durum aynı zamanda adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmektedir” denildi. 

KHK kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilere mutlak dokunulmazlık maddesi getirdiğine dikkat çekilerek, şunun altı çizildi: “Bu süreçte insan hakları ihlallerine yol açanların sorumlulukları hiçbir şekilde ortadan kalkmayacaktır.” ifadesinde bulunuldu.

KHK’nin hak ve özgürlükleri ortadan kaldırdığı gibi darbe girişimi gibi ciddi suçlarla mücadeleyi de zaafa uğratacağına değinilen açıklamada, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü temel alan ilkeleri hiçe sayarak hazırlanmış bu KHK acilen iptal edilmelisi çağrısında bulunuldu. 


 ANKARA