AZİZ OĞUR Hepsi aynı derecede suçlu, aynı derecede mağdur, aynı derecede yiğit ve kurban olmasına rağmen neden bunlardan sadece Sebrî’nin ismi ölümsüzleşti ve 91 yıldır dilden dile dolaşıyor? Bu sorunun basit bir cevabı var.  Sebrî’nin annesinin dengbêjlik yeteneği ve söylem gücüdür Sebrî’yi Sebrî yapan. Edebi ve içerik açısından incelendiğinde, dengbêjlerin yıllarca, aylarca üzerinde çalıştığı stran, kilam ya da destanlardan daha güçlüdür. Birçok kilam gibi ‘Sebriyê Silê’ kılamı da bazı dengbêj ya da sanatçılarca özünden boşaltılmış. Kimi sanatçılar, yakıcı avazı olan bu eseri, kendi mantıklarına ve yörelerine uyarlamaya çalışmış ve ucubeleştirmiş. Orjinaline en yakını Dengbêj Tayîbo’nun yorumudur.  

Ağıtlar, aslında Kürt sözlü edebiyatında yaşanan trajik bir olay üzerine söylenen kilamlardır. Doğal felaket, ölüm, ağır bir hastalığa karşı yaşanan çaresizlik, hüzün gibi olgulara karşı insanların yanan yüreğinden çıkan dokunaklı söz veya dizeler topluluğudur ağıtlar. Dengbêjlik gibi Zêmarbêjî’nin, yani ağıtçılığın da edebiyat ve sanatla doğrudan bağı var. Yani toplumda ağıtçı-zêmarbêj olarak tanınan insanlar da dengbêj ve stranbêjler gibidir.

Kürt toplumu içinde de ağıt söyleme yetenekleriyle ön plana çıkmış tanınmış kişiler vardır. Aşiret reisi, varlıklı aileler ya da statü sahibi kişilerin ölümünde bu kişilere ağıt yakma görevi verilirdi.

Aslında Kürt sözlü edebiyatında kilamlar çoğunlukla ağıtlardan oluşuyor ve birçok kilam-stran’ın kadının dilinden söylenmesinin nedeni de budur. Kimi istisnalar dışında ağıt kadın tarafından söylenir. Kahramanın annesi, kız kardeşi, eşi ya da kızı yaşanan trajik olayı ve olayın kahramanı üzerine yaktığı ağıtlarla dillendirir.

Henîfê’nin günlerce süren bir ağıdı

Dün anlattığımız Siloqîlerin hikayesinde geçen Henîfê, günlerce çatışmada ölen oğlu Sebrî ve diğer akrabaları için ağıt yakar. Ağıttan ortaya çıkan bilgilere göre Henîfê’nin ölen akrabaları, oğlu Sebriyê Silê, Sedîq, Ferman, Evdile ve karşı ailenin öncüsü Evdilkerîm’dir.

Siloqîlerin bu çatışması, bölgede yaklaşık yüzyıldır bir ibret öyküsü olarak anlatılır. Başına felaket gelen bir aile, ‘Allah beterinden korusun’ diyerek Siloqîlerin birbirini yok etmesini örnek gösterilir ve bu örnekle teselli bulur: ”Siloqîler tam burada birbirine girdi. İki aileden tek kişi kurtulmadı, 16 yiğitleri öldü. Cenazeleri şu yukarıdaki mezarlıkta gömüldü.”

Özlemiyle yanıp tutuştuğu köyüne dönmek için çıktığı yolculuğun en başında oğlu ve tüm yakınlarını kaybeden Henîfê’nin Kertwênê semalarına yükselen ağıtları üzerinden yüz yıl geçmesine rağmen halen “Sebriyo lo lawo”, “Sebriyê Silê”, “Şerê Siloqiyan”, “Sebriyê min lo lawo”, “Sebrî lawo” gibi isimlerle dengbêjler/stranbêjlerce söylenir.

Her Kertwênêli ağıdın bir bölümünü bilir

Çatışmanın olduğu Kertwênê köyünde nesiller değişmesine rağmen Henîfê’nin ağıtları hala söylenir. Bir kadının yaşayabileceği en büyük acı olan bu trajedi, aslında onun dengbêjlik yönünü de açığa çıkarıyor. Henîfê’nin acılarından süzülen ağıtları içerik, edebi ve felsefik olarak en değme  kilamlara taş çıkartacak niteliktedir.

88 yaşında olan babam, Siloqîlerin olayı olduğunda daha annesinden doğmamıştı. Bir süre önce etrafına topladığı torunlarına olayı anlattıktan sonra söylediği Henîfê’nin ağıdından şu bölümleri seçtim:

Ezê ji bajaran biçim bajarê Qamişlo

Ji mehelan ezê biçim mehala pêşî

Ezê desmalekê ji Sebriyê xwe re bînim  bi gulik û rêşî

Tava Kertwênê dijwar e

Ezê desmalê bidim serê Sebriyê xwe da neêşî

(Kentlerden Qamişlo’ya gideceğim, mahallelerden ulaştığım ilkine/Sebrim için çiçekli örüklü bir puşi alacağım/Kertwênê’nin sıcağı yakıcıdır/Sebri’nin başını saracağım ki ağrımasın)

Sebriyo lawo havîn e, ji dilê diya te re xweş havîn e

Gelî Kertwênîno ketime bextê we û yê Xwedê de

Kolekê ji Sebriyê min re çêkin ji çilo-şîn e

Tava Kertwênê dijwar e da nedê devê birînan

(Sebrî yavrum yazdır, yakıcı bir yazdır/Kertwênîliler ocağınıza düştüm/Sebrîm için bir gölgelik yapın, yeşil meşe dallarından/Kertwênê’nin güneşi yakıcıdır, yaraları ağzına vurmasın.)

Henîfê’den oğlu Sebriyê Silê’ye ağıt

Siloqîlerin çatışmasını anlatan ve günümüze dengbêj-stranbêjler sayesinde hala söylenen kilamlar da aslında yüreği yanmış bir annenin yaktığı yakıttan başka bir şey değil. Yaşanan çatışmada ölenlerin en genci Sebrî, yani Sebriyê Silê’dir. Sebrî’nin yanı sıra çatışmada ölen 15 kişinin tümü de hısım-akrabadır. Hepsi aynı derecede suçlu, aynı derecede mağdur, aynı derecede yiğit ve kurbandır. Peki neden bunlardan sadece Sebrî’nin ismi ölümsüzleşti ve 91 yıldır dilden dile dolaşıyor? Bu sorunun basit bir cevabı var. Bir annenin ağıdının gücüdür. Yani Sebrî’nin annesi Henîfê’nin dengbêjlere taş çıkartacak nitelikte olan ve acılarının dillendirdiği ağıtlarıdır Sebrî’yi ölümsüzleştiren. Sebrî’nin annesinin dengbêjlik yeteneği ve söylem gücüdür Sebrî’yi Sebrî yapan. Edebi ve içerik açısından incelendiğinde, oğlu ve tüm akraba erkeklerinin birbirini kırdığı trajik olayda ölmesinin verdiği acı ile spontane bir şekilde yaktığı ağıtlar, dengbêjlerin yıllarca, aylarca üzerinde çalıştığı stran, kilam ya da destanlardan daha güçlüdür. Sanatsal ve edebi gücünün yanı sıra Henîfê’nin söylemleri felsefik olarak da çok derindir.

Ağıdın içeriğinden anlaşıldığı kadarıyla Henîfê bilge bir kadın ve yaşadığı dönemin farkında olan bir kadın. Ağıtın içinde yaşadıkları sürece dair bir çok bulgu ve tarihsel vurguya rastlamak mümkün.

Henîfê’nin ağıdının analizi

Günümüze kadar kilam-stran olarak gelen, sanatçı ve dengbêjlerce dillendirilen Henîfê’nin ağıtlarının bazı bölümlerini tarihsel, içerik ve edebi olarak analiz etmeye çalışacağım.

Sebrî’ye övgü

Sebriyo lawo,

desmala li ser destawo

Xwediyê şûrê qabizme

seata zêrînî bi ser bejn û bala xwe de berdayo

-Behremo-

(Sebrî oğul/eller üstünde dolanan mendilsin/kındaki kılıcın sahibisin/altın zincirli saati endamına yakışmış)

Min bala xwe dayê Sebriyê minî delal,

li orta meydanê bi gawir sustemê girtiye

xwe li kozik, û meteresê neyaran dikişîne

(Mehemedê Tepe)

(Bir baktım ki yiğit oğlum Sebrî/meydanın ortasında elinde tüfeği ile /düşman mevzi ve çeperlerine saldırıyor)

Sebriyê Silêman xort e

Xeta simbêla girtî serê lêvayo

-Hozan Diljar-

(Sebriyê Silêman yeni yetme bir gençtir/bıyık çizgisi dudağın üstünü örtmüş)

Bejna Sebrîyê min zirave vê sibehê ji ta rihanê

Şîn dike li welatê Sûrî li şehrê Qamişlo li binê vê dikanê

-Tayibo-

(Sebrîmin endamı incedir reyhan dalı gibi/yemyeşil görünüyor Suriye ülkesinin Qamişlo kentinde, dükkanların önünden)

Yaşanan çatışmanın şiddeti

Dengê tifingan li hev leviya

Kite kitê şivan, gavan û cotkariya

ji binya çeta hidût ber bi Kertwênê ve direviyan

Hinan digot bûye şerê imûmî ye

Hinan digot dewleta Tirki û ya Fransa li hev xistiye

Min dî yekî dibêje Henîfê mala te ne ava

Ma ti nizane her dû bavikê mala Silê ji hev re ketine kozik û tabiyan

Dane sînga hev devê mîratê çapliyan

Ji êvara xwedê ve yekî ne şikest û yekî ne reviya

-Hozan Diljar-

(Tüfek sesleri birbirine karıştı/Çobanlar ve tarlalarda çalışan marabalar sınır hattından Kerwênê’ye doğru kaçmaya başladı/ Kimisi dünya savaşı çıktı/Kimisi de Türk devleti ile Fransa savaşa tutuştu diyordu/Baktım birisi seslendi, Henîfê evin yıkılasıca/Haberin yok mu, Silê ailesinin yiğitleri mevzilere yatmış/Birbirine tüfekleri doğrultmuşlar/Akşamdan beri ne birisi kırıldı, ne diğeri kaçtı)

Emînê Perîxanê’nin rolü üzerine

Min got ev çi dengê tifingan e

Emînê Ehmed maqûlê va Remiyan digo, Henîfe bila pora serê te bi kur be,

Ma tu nezanî dewleta Tirko û Ereban li hev dane

Tê dengê tifinga dewleta Elî Osman e.

-Selîmê Recebî-

(Bu ne silah sesidir diye sordum/Ramanların makulu Emînê Ehmed; Henîfê  örüklerin kesilesice/Bilmiyor musun Türk devletiyle Araplar savaşa tutuştu/Gelen sesler, Ali Osman’ın devletinin silah sesidir.)

Di bextê we û Xwedê me pirsa şerê xwe bi xwediyê ji min nekin,

Herin cem Emînê Ehmed maqûlê Remaniyê, lawê Perîxanê

-Mihyedin Tatli-

(Size ve Allah’a sığınıyorum, kardeş kavgasının sebebini bana sormayın/Gidin Emînê Ehmed, Ramanî makulu Perîxanê’nin oğluna sorun)

Dibên sebebê kuştina Sebriyê Silê

Emînê Ehmed lawê Perîxanê

-Tayibo-

(Diyorlar ki Sebriyê Silê’nin öldürülme sebebi, Perîxanê’nin oğlu Emînê Ehmed’tir)

Kes hal û medetê vî şerî nizanê

Ji bilî Emînê Ehmed Lawê Perîxanê.

-Behremo-

(Kimse bu çatışmanın nedenini bilmiyor/Perîxanê’nin oğlu Emînê Ehmed dışında.)

Memleket hasreti

Sebrî xortekî nû gihayê

Kul û kesera welatê Siloqiya di dilê Sebriyê min de maye

-Mihyedin Tatli-

(Sebrî yeni yetişmiş bir gençtir/Siloqî yurdunun hasret ve özlemi Sebrîmin içinde kaldı)

Rûniştina li qesra Zerbaye û axatiya heft bavikê Siloqiya di dilê Sebriyê min de mayo.

-Selîmê Recebî-

(Zerbayê köşkünde oturmak ve Siloqiya’nın yedi ejdadının ağalığı Sebrî’min içinde kaldı)

Min digot efûya Mistafa Kemal e

Wê Sedîqê Hecî Îso, Evdilkerim torinê mala Sado

Wekî car û zamanan destê hev bigirin

berê xwe bidin welatê Siloqiya

-Tayibo-

(Mustafa Kemal’in afıdır diyordum/Sedîqê Hecî Îso ve Sadoların torunu Evdilkerîm/Eskiden olduğu gibi kol kola verip/Siloqî yurduna gidecekler diye seviniyordum)

Henîfê’nin eşsiz söylem ustalığı

Havîn e, ji xem û xeyala dilê min û te re xweş havîn e

Ezê kolekê ji Sebriyê Silê re çêkim li qelaçê Baqisyanê, ji çiloyê şîn e

Ezê bisk û keziyê xwe jêkim, jê re bikim baweşîn e

Mêşên havîna şewat in, da yeko yeko, dido dido xwe bernedin devê van birînan

-Hozan Diljar-

(Yazdır, yüreğimdeki hayal ve gamların üstüne yakıcı bir yazdır/ Sebrîm için bir Baqisyan’ın kırsalında bir gölgelik yapacağım yeşil meşe yaprağından/Saç örüklerimi keserek yelpaze yapacağım/Yaz sinekleri yakıcıdır, teker teker, ikişer ikişer yaralara atlamasınlar diye)

Diçûme Qamişloka Şewitî, ser dikanê pêşî

Xelkê ji xwe re bazar dikir malê dinyayê

Min ji Sebriyê Silê re bazar dikir qatiyê fîşekan, qotiyê ber û barûdê, hemawîkê dor bi rêşî

-Selîmê Recebî-

(Yanasıca Qamişlo’ya gittim, ilk dükkanın önüne/İnsanlar dünya malını alıp satıyordu/Ben Sebriyê Silê için mermi paketleri, kurşun, barut kutuları ve etrafı örüklü yazma pazarlıyordum.”

Çatışmadan sonraki trajediye dair

Ez li aliyê malê fitiliyam, weled yadê, koma sêwiyan

Dinya û alemê berê xwe da welatê bav û kalan

Ez rebena xwedê mam li xeta Sûrî tevî koma jinebiyan

-Tayibo-

(Eve döndüm, aman Allah’ım yetim grubu/Dünya alem baba topraklarına döndü/Ben Allah’ın zavallısı Suriye hatında kaldım dul kadın grubuyla birlikte.”

Heyfa min tê (bi) wê heyfê

Sebriyê minî delal bi cote birînan

bi ser bûka dest bi hine de vegeriya

-Mihemedê Tepe-

(Bir şeye yanmıyorum/benim üzüntüm yiğit Sebrî’nin çifte yara ile/elleri kınalı geline dönmesi oldu)

Wele sibe berê me kete welatê Siloqiyan

Gelê xwîşkan ezê çi bikim ji topa jinebiyan, tevî koma sêwiyan

-Behremo-

(Bu sabah yüzümüzü Siloqiya yurduna çevirdik. Kardeşler dul kadınlar ve yetim çocuklarla ne yapacağım”

Şerê me veşikiya

Xelk bi ser xêr û xweşiyê xwe de vegeriyan

Ezê bi diyarî mala Silê diketim

Werne darî qeflê jinebiyan, koma sêwiyan,

kermana terman û kuştiyan…

-Hozan Diljar-

(Çatışmamız bitti/Halk güzel yaşamına geri döndü/Silê ailesine doğru gittim/Gelin görün dul kadınları kafilesini/ölü yığınını.)

Bir kilam ‘nasıl katledilir’in örneği

Bu kadar tarihi bilgi ve yaşanmış olayın somut olguları olmasına rağmen birçok Kürtçe kilam gibi ‘Sebiroy Lawo’, ‘Sebriyê Silê’ kılamı da bazı dengbêj ya da sanatçılarca özünden boşaltılmış. Tarihini, içeriğini gözler önüne serdiğim bu kilam, adeta katledilmiş ve trajikomik bir şey ortaya çıkmış.

Albümlerinde bu kilama yer veren kimi sanatçılar, yakıcı avazı olan bu eseri kendi mantıklarına ve yörelerine uyarlamaya çalışmış ve ucubeleştirmişler.

Orjinaline en yakını Dengbêj Tayibo’nun yorumudur. Tayibo, Misirclıdır (Kurtalan) ve Siloqiya da Kurtalan’a bağlı bir bölgedir. Mêrdîn yöresindeki dengbêj ve sanatçılar gibi Tayibo da öyküyü, kilam ve ağıdı olaya şahitlik edenlerin dilinden aktarılan bölümlerle anlatıyorlar.

Kilamın kahramanlarının bir kısmının isimleri bellidir: Sebriyê Silê, Hesen Dêran, Evdile Bavê Ferman, Sedîqê Hecî Îso, Evdilkerimê Mala Reşoyê Sado.

Coğrafya biliniyor: Qamişlo, Nisêbîn, Kertwên, Baqisyan, Tilzîwan, Qesra Zerbayê vb.

Dönemin yani 1928’lerin politik durumu da “Binya xeta Frensewî-Fransa’nın mandası olan Suriye”, “Mustafa Kemal’in çıkardığı af yasası”, “Türk devleti ve Fransa’nın savaşı” gibi tanımlamalarla anlatıyor.

Tayibo, Bahremo, Mehmedê Tepe, Diljar, Mihyedîn Tatli, Selîm Recebî gibi sanatçılar küçük nüans farklılıkları gösterse de öze bağlı kalmışlar ve Henîfê’nin ağıdını dillendirmeye çalışmışlar.

Dengbêj Zahiro özünden boşaltmış

Bu tarihi olayın anlatıldığı kilam Serhat’a doğru yayıldıkça özünden boşalmış. Kürt dengbejliğinin önemli isimlerinden Zahiro da özünü kavramadan söylemeye çalışanlardan biri. Kendine göre yorumlamış, kendine göre tanımlar koymuş ve coğrafyayı değiştirmiş. Qamişlo, Kertwênê, Nisêbîn, Baqisyan ve Siloqiya yerine Girê Sencerê, Qers ve Qaqizman’dan bahsediyor. Sebrî tek çocuk olmasına rağmen ‘uykuda kalan ve Sebrîye yardıma gitmeyen’ iki erkek kardeşinden bahsediyor!

İbretlik bir örnek, Dengbêj Êto

Dengbêj Eto da bu kilama albümünde yer vermiş. Ancak Dengbêj Zahiro’nun yarım yamalak kilamına dahi pişman ettirecek düzeyde özden boşaltarak. Stil, içerik olarak Siloqîlerin olayıyla ve Henîfê’nin ağıtlarıyla ilgisi yok. Kilamı bir erkeğin dilinden söylüyor ve Sebrî’nin ismi bile iki defa ‘sebil’ olarak telafuz ediliyor. Kaval eşliğinde Serhat yöresi gırtlağına göre söylüyor ve gerçek olayın yüzde ikisini bile tutturamamış.