Hergün yeni bir başlangıçtır.
Yeni Özgür Politika'da yazmak benim için yeni bir başlangıç. Yeni Özgür Politika'nın misyonu ve okuyucu larının siyasi kimliği bu başlagıcı daha önemli kılıyor.
Devrimci mücadelede hergünki görevlermizi pek çok zaman acılar yaşayarak, karşı devrimin can sıkıcı politikalarını karşımızda bularak yaparız.
Y.Özgür Politika'da yazmaya başlarken de, Cizre'de çocuk-genç insanlarımızı sömürgeci polis devletinin acımasız saldırılarıyla yitirmenin acısını Cizre halkımızla paylaşıyorum. Nihat Kazanhan'ın şahsında önlerinde saygıyla eğiliyorum.
Kazanhan'ın büyümesine izin vermeyip katleden AKP diktatörlüğü, selefleri diğer sömürgeci iktidarlardan çok da farklı davranmıyor.
AKP sayın Öcalan'la görüşmeler yaparken, aynı zamanda tehdit ve hileyi ihmal etmiyor. MGK toplantısından sonra Cizre'de polis ve Hizbulkontra'yı harekete geçirdiği dikkate alınırsa, görüşme sürecini tehdit saldırılarıyla iç içe yürütmede oldukça pervasız davranıyor.
Sayın Öcalan'ın sunduğu müzakere taslağının sonrasında Cizre saldırısını gerçekleştiren AKP, uydurduğu ''paralel devlet bunu yapıyor'' hilesini afişe edercesine saldırı süreci içinde sorumlu tutarak görevden aldığı eski polis müdürünü yeniden göreve getirmekle, halkımızla da alay ediyor.
Amacım Cizre saldırısını enine boyuna ele almak değil, AKP'nin Kürt halkımıza karşı politikalarını açığa çıkarmak.
2011-2012 dönemindeki Srilankavari imha saldırısı boşa çıkarılınca, Erdoğan ve AKP, diyalog ve müzakere sürecine yanaşmak zorunda kaldı. Fakat bu dönemde de diyalog ve görüşmeleri, zaman zaman düzenleyeceği saldırılarla, tutuklama kırımıyla birlikte yürüterek, süreçte baskınlığını sürdürmek, en aza razı etmek, kötü bir barışa teslim almak istiyor.
Seleflerinin deyimiyle, tenkilde (toplu katliamlarla ezme) başarılı olamayınca, barış için görüşmeler sürecinde tedip (uslandırma) etmeye çalışıyor.
Tedip politikasının büyük katliamcı ayağı Kobanê'ye DAİŞ silahıyla imha saldırısıydı. Başarısız kalınca bu kez Efrîn'de diğer çeteleri harekete geçirerek yeni saldırı denemesine devam ediyor. Diğer ayağı 6-8 Ekim Amed ve şimdi Cizre polis terörü ve yeniden başlatılan siyasi kırım saldırlarılarıdır. Devlet güvenliğini her şeyden önüne koyması da bu politikasının acımasız gereğidir.
Kürt Özgürlük Hareketi, onlarca yıllık deneyimiyle ve Kürt halkımızın direnişçi geleneğiyle, Srilankavari olanına da tedipçi olanına da, bütün saldırı ve hile biçimlerine karşı da direnişçiliğini sergilemekte ve sergileyecektir.
Görevin daha karmaşık bölümü Türkiye halklarımızın omuzlarında.
Sayın Öcalan, çatışmasızlık ve diyalog sürecini başlatırken, Batı'da ezilen sınıfların demokratik hareketinin gelişeceği öngörüsünde bulunmuş, bunun geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapmıştı.
AKP'ye karşı öğrenci direnişi ve Gezi-Haziran ayaklanması bu süreçte gelişti.
Kürt Özgürlük Hareketi'yle Türkiye devrimci ve demokratik hareketinin cephesel birliği HDK-HDP bu süreçte daha anlamlı büyüme imkanını yakaladı. Seçimlerdeki büyüme potansiyelini, Cumhurbaşkanlığı seçimindeki anlamlı oy artışının kanıtladığı gibi, bu süreçte güçlendiriyor. AKP ve sömürgeci-faşist devlete alternatif bir güç olarak gelişeceğini gösteriyor.
Bu gelişmelere rağmen, Batı'da işçi ve ezilenlerin hareketini geliştirmek, yine de karmaşık, zor ve eşitsiz olacaktır.
Çünkü uzun yıllar, sosyalizme umut kırılması ve Kürt halkımıza karşı şovenizmin tırmandırılması nedeniyle, işçi ve ezilen kitlelerin en geniş kesimleri, egemen partilerin ve devletin şartlandırmaları altındadırlar. Adeta yeniden yeniden uyanarak, mücadele ve örgütlenme deneyiminden geçmeleri devrimci bir ihtiyaçtır. Daha fazla ve daha yaygın, her düzeyde ve özellikte direniş, daha fazla işçi grevi-direnişi, daha fazla öğrenci ve kadın eylemi, daha fazla demokratik Alevi direnişi, Batı'daki kitlelerin bu dönüşümü için gerekli.
Kobanê'de DAİŞ çetelerinin Erdoğan-AKP diktatörlüğünün emrindeki yok edici faşist saldırganlığına karşı devrimin direnişi Miştenûr Tepesi'ni alarak zaferi müjdelerken, Batı'da karmaşık ve zor da olsa devrimcilere düşen görevleri yapmakta daha umutlu ve daha özgüvenli olacağız. Girişte devrimcilerin hüzün içinde mücadele yapmak zorunda bırakıldıklarına vurgu yapmıştım.
Büyük bedeller ödeyerek, Kürt Özgürlük Hareketi öncülüğünde ve komünistlerin, enternasyonalist devrimcilerin birlikte savaştığı Kobanê Direnişi'nin Miştenûr Tepesi'ni alarak zafer ilan etmekte olması, bizlere umut ve coşku içinde mücadele şansı veriyor.
Umut, coşku ve devrimci akılla, Batı'da ezilenleri, emekçileri, mücadele saflarına seferber edecek; Kürt halkımızın mücadelesiyle birlikte, Erdoğan ve partisinin diktatörlük ve yeni faşist rejim kurma hevesini yenilgiye uğratacağız.