Başûr'da 18 aydır hükümet kurulamıyor

Başûr hükümet
- Federe Kürdistan, KDP’nin Ekim 2024 bölgesel seçimlerdeki zaferine rağmen 18 aydan fazla süredir yeni bir kabine kuramadı, çünkü anlaşma sağlayamadı.
- Bu, KDP’nin sorununun yapısal olduğunu gösteriyor. Seçim başarısını ittifaka ve siyasi kazanca dönüştürme konusunda sadece Bağdat’ta değil, genel olarak zorlanıyor.
- Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde de bu yapısal sorun nüksetti. KDP, Bağdat’taki gerçek güç merkezini yanlış okudu ve seçimdeki ağırlığını koalisyon başarısına dönüştüremedi.
Irak Parlamentosu, 11 Nisan’da Duhoklu YNK’li Nizar Amedî’yi cumhurbaşkanlığına seçti. Amedî, ikinci turda 227 oy alarak seçildi. Rakibi, KDP’nin adayı ve o güne kadar Irak Dışişleri Bakanı olan Fuad Hüseyin ise ilk turda yalnızca 16 oy alarak elendi. KDP oturumu boykot etti, ancak bu boykot, oturumun ilerlemesini engellemedi. Parlamentonun anayasal olarak gereken üçte iki çoğunluğun (220 milletvekili) sağlanması için 252 milletvekili oturuma katıldı.
Oturuma kimlerin katıldığı ve kimlerin uzak durduğu, KDP’nin Meclis toplanana kadar ne kadar yalnızlaştığını ortaya koyuyor. KDP’nin kendisi dışında yalnızca iki Şii grup resmi olarak boykot yaptı. Bunlardan biri Nuri el-Maliki’nin Hukuk Devleti Koalisyonu’ndaki 13 kişilik Dava Partisi çekirdeği, diğeri ise Kataib Hizbullah’ın 6 sandalyeli Hukuk Bloku idi. Maliki’nin kendi Hukuk Devleti Koalisyonu içinde bile Fedile Partisi’ne bağlı 12 sandalyeli Nahic el-Vatani bloku ile Ebu Ala el-Velai’nin 5 sandalyeli Müntesirun Grubu saflardan ayrılarak oturuma katıldı. KDP’nin aylarca çapraz mezhepçi bir blok oluşturma umuduyla yoğun çaba harcadığı Sünni kanat ise neredeyse toplu halde katıldı. Takaddüm geldi. KDP’nin kendi tarafında olacağını umduğu Siyade (Hamis el-Hancer) ve Azm (Mutanna es-Samerai) gibi figürler de Meclis salonuna girdi. Resmi grup boykotlarının dışında yalnızca yaklaşık 20 milletvekili bireysel olarak katılmadı.
Böylece Sünni milletvekillerinin yaklaşık yüzde 89’u (Sünni Ulusal Meclis sandalyelerine göre), Şii milletvekillerinin ise yaklaşık yüzde 79’u oturuma katıldı. Kürtlerde ise KDP’nin en güçlü olduğu alanda bile katılım oranı yüzde 54’te kaldı; yani KDP dışındaki tüm Kürt gruplar oturuma katıldı. The National Context'e (TNC) göre; bu son rakam asıl hikâyedir, çünkü KDP’nin bu oturuma yönelik temel itirazı aslında cumhurbaşkanlığı koltuğunun YNK’ye gitmesine değil, mekanizmaya yönelikti. KDP, federal seçimde kazanılan 56 Kürt sandalyesi için önce Kürtler arasında bir adayın belirlemesi gerektiğini savunuyordu. 56 milletvekilinden 30’unun oturuma katılması (26’sı boykot etti), Kürt milletvekillerinin çoğunluğunun bu çerçeveyi reddettiğini ve kararın Meclis tarafından alınması mekanizmasını onayladığını gösteriyor.
KDP yanlış mı okuyor?
Bunun, tek başına bir parlamento yenilgisi olmadığını savunan TNC'ye göre; KDP'nin, Bağdat’taki gerçek güç merkezini yanlış okumaya ve seçimdeki ağırlığını koalisyon başarısına dönüştürememeye dayanan uzun vadeli stratejik kaymanın en son örneğiydi. Cumhurbaşkanlığı oturumu, partinin artık inkâr edemeyeceği şekilde bu kaymayı gözler önüne serdi. Bu ayrım önemlidir. Seçim başarısı siyasi başarıya, siyasi başarı da stratejik başarıya eşit değildir. Seçim başarısı sandalye kazanmaktır. Siyasi başarı, o sandalyeleri ittifaklara dönüştürmektir. Stratejik başarı ise gerçek gücün nerede olduğunu tespit etmek ve sistem kritik bir karar anına geldiğinde o koalisyonun içinde olmaktır. KDP’nin hâlâ seçim ağırlığı var. Bağdat’ta giderek kaybettiği şey ise koalisyon kurma ve bunu dönüştürme yeteneğidir.
Öğretici örnek
2022 örneği, bu açıdan öğreticidir. KDP, o dönemde Mukteda es-Sadr ve Muhammed el-Halbusi ile üçlü bir ittifak kurmuştu. Amaç, çoğunlukçu bir hükümet kurmak ve 2003 sonrası Irak’ı yöneten uzlaşı modelini kırmaktı. İttifak, Koordinasyon Çerçevesi’nin (Maliki önderliğinde) cumhurbaşkanlığı için gereken üçte iki çoğunluğu engellemesi yüzünden başarısız oldu. Bu, Sadr hareketini bitirdi ve Mukteda es-Sadr’ı siyasetten tamamen çekilmeye itti. Bugün Sünni blokun en büyüğünü yöneten Halbusi, KDP’nin Maliki ile birlikte konuşmacı olarak dönmesini veto etmesi üzerine KDP’nin rakibi haline geldi ve bu rekabet açık bir husumete dönüştü. YNK ise o dönemde kazanan taraftaydı. Kurumsal sayıya ve siyasi çekim merkezine sahip blokla ittifak kurdu ve sonuçtan yararlandı. Ayrıca Sünni saha içinde Takaddüm’le yakın müttefik oldu.
Maliki artık değil
KDP, 2026’da cumhurbaşkanlığı oturumuna yine onu şekillendirebileceği inancıyla girdi. Bu kez 2022’deki üçlü projeyi yenen aynı aracı kullandı: üçte iki eşiğine dayalı boykot. Bu boykotu ise Maliki ile ittifak üzerine kurdu ve onu hâlâ 2022’deki kazanan kampın demirbaşı gibi gördü. Oysa Maliki artık o merkez değildi. 2022’deki kazanan kamp, Maliki’den çok daha genişti ve sonraki yıllarda Şii sahadaki güç merkezi önemli ölçüde kaymıştı. Bugün koalisyon kuran ve oy sağlayan asıl karar vericiler yeni bir küme: Muhammed Şiya es-Sudani, Kays el-Hazali ve Ammar el-Hakim. Bunlar Sünni tarafta Halbusi, Kürt tarafta Bafil Talabani ve kurumsal güvence olarak da Faik Zeydan ile giderek daha uyumlu hale geliyor. Maliki hâlâ bir figürdür ama artık karar verici Şii koalisyonunun ekseni değildir. Bunun nedeni, hem genç Şii liderlerin onu siyasi olarak saf dışı bırakması hem de kendisine en yakın Şii figürlerin Meclis’teki sandalye sayılarının çok daha az olmasıdır. Örneğin Eşbir Ya Irak’tan Humam Hamudi yalnızca 2 çekirdek sandalyeye, Esas’tan Muhsin el-Mendelavi 8 sandalyeye sahipken Sudani 46, Hazali 29, Hakim ise 18 sandalyeye komuta ediyor. Maliki, 10 yıldan fazla süredir koalisyonunda yer alan Fedile Partisi gibi geleneksel Hukuk Devleti müttefikleri üzerindeki kontrolünü bile kaybetmiştir.
Kerkük Valiliği örneği
Bu örüntü, yalnızca cumhurbaşkanlığı oylamasıyla sınırlı değildir. Anlaşmazlık bölgelerinde aynı dinamik yıllardır işliyor. YNK, KDP ile nominal ittifak halindeyken Kerkük Valiliğini alamıyordu, çünkü KDP sürekli engelliyordu. YNK, 2024’te Sünni Arap Takaddüm’le (Halbusi) ittifak kurdu ve birkaç ay içinde valiliği aldı. Ninova’da da aynı yönde hareket ederek salt Kürt hattında ısrar etmek yerine Arap güçlerle ortak düzenlemelere girdi ve son il meclisi seçimlerinde sandalye sayısını KDP’nin doğrudan aleyhine ikiye katladı. YNK, bu yarışları KDP’den daha büyük olduğu için değil, parçalı Irak sisteminde sonuç üreten tek araçta (ittifak kurma becerisinde) daha iyi olduğu için kazanıyor.
KDP'ye uyarı vardı
KDP’nin göz ardı ettiği daha acil bir uyarı da vardı. Cumhurbaşkanlığı oylamasından birkaç gün önce parlamento, KDP’nin ikinci başkan yardımcılığı adayı Şahawan Abdullah’ı reddetmişti. Bu koltuk sonunda yine bir KDP’li olan Ferhad Etruşi’ye verildi, ancak bu, Faik Zeydan’ın bulduğu yasal bir çözüm sayesinde Şii blokların oyuyla mümkün oldu. Zeydan’ın KDP’ye ilettiği mesaj açıktı: Paylarını korumak için yasa bir kez esnetildi, cumhurbaşkanlığı konusunda aynı kolaylığı beklemesinler. Buna rağmen KDP sanki böyle bir uyarı hiç verilmemiş gibi davrandı.
Kuşak boyutu
Bu meselenin bir de kuşak boyutu var. Bugün Bağdat’ta kararları yönlendiren küme (Talabani, Sudani, Hazali, Hakim, Halbusi) kabaca 48-55 yaş aralığındadır. 1946 doğumlu Mesûd Barzanî ve 1950 doğumlu Nuri el-Maliki ise farklı bir siyasi döneme aittir. Bu, hikâyeyi biyolojiye indirgemez, ancak Barzani’nin tarihsel olarak kullandığı ağların, sezgilerin ve ilişkilerin artık Meclis’i yöneten ağlar olmadığını gösterir. Onun etrafındaki siyasi kültür değişti.
Sorunun bir kısmı da ideolojik olmaktan ziyade daha pratik ve kişiseldir. Bafil Talabani, Bağdat’a gidiyor, insanlarla bizzat görüşüyor, konuşuyor, dinliyor ve Irak siyasetinin hâlâ üzerine kurulu olduğu kişisel yakınlığı kuruyor. Barzani ise nadiren böyle hareket ediyor. Mesafeden, hiyerarşiden ve aracılar üzerinden çalışıyor. Bu tarz, evde otoriteyi koruyabilir ama siyasetin hâlâ son derece kişisel olduğu ve filtrelenmiş bilginin stratejik tuzağa dönüşebildiği bir başkentte çok daha az güvenilirdir. İşte bu nedenle KDP, 11 Nisan’da soyut anlamda zayıf olmadığı halde yarışı kaybetti: Kimin yanında duracağını okuması ciddi şekilde yanlıştı.
Hükümet kurulamıyor
Federe Kürdistan, KDP’nin Ekim 2024 bölgesel seçimlerdeki zaferine rağmen 18 aydan fazla süredir yeni bir kabine kuramadı, çünkü YNK ve küçük partilerle anlaşma sağlayamadı. Bu, KDP’nin sorununun yapısal olduğunu gösteriyor. Seçim başarısını ittifaka ve siyasi kazanca dönüştürme konusunda sadece Bağdat’ta değil, genel olarak zorlanıyor.
KDP’nin Bağdat’la her etkileşiminde taşıdığı birikmiş siyasi bagaj da var. 2017 referandumundan beri Iraklı aktörler partiyi güvensizlik penceresinden görüyor; onu sıradan bir federal ortak olarak değil, hâlâ süren bir ayrılıkçı projenin taşıyıcısı olarak değerlendiriyor. 2022’deki üçlü girişim, Şii siyasi çevrelerde bu algıyı güçlendirdi. KDP’nin bazı yumuşatma çabalarına rağmen bu algı devam ediyor. Bir ay önce Bağdat, Federe Kürdistan'dan petrolü kendi boru hatlarıyla pazarlamasını talep ettiğinde, Hewlêr talebi reddetti ve birkaç saat içinde Bağdat’a bir dizi şart sundu. Bu, Iraklıların endişelerini daha da derinleştirdi ve KDP’yi yeniden çatışmacı ve misillemeci gösterdi.
Nizar Amedî’nin yükselişi
Burada bir katman daha var ve bu, Nizar Amedî’nin yükselişinin Kürt siyasi hayal gücünde KDP’nin tarihsel ve sosyal alanına sembolik bir müdahale olarak hissedilmesinden kaynaklanıyor. KDP’nin üst yönetimi ağırlıklı olarak Behdînanlıdır. Mesûd Barzanî Behdînanlıdır; partinin derin tabanı, güvenlik mimarisi ve sembolik kalbi Duhok ve çevresindeki dağlık ilçelerdedir. YNK ise tarihsel olarak daha çok Soranîdir; Silêmanî ve çevresindeki ovalar ile şehirlere kök salmıştır. Bu ayrımlar, hafife alınamayacak gerçeklerdir. 1990’lardaki Kürt iç savaşında Duhok’ta birçok kişi çatışmayı bu terimlerle algılıyordu. Bu refleksler zamanla yumuşasa da tamamen kaybolmadı ve her iki taraftaki elitler de bunun farkında.
Nizar Amedî’nin yükselişini özellikle dikkat çekici kılan da budur. Amedî, Barzanî Ailesi'nin kalbi olan Barzan bölgesine bitişik Amediyê ilçesindendir. Bahdinanlıdır ama aynı zamanda YNK’li bir figürdür ve şimdi Irak Cumhurbaşkanı oldu. Bu, Kürt siyasetinde rutin bir sonuç değildir. Bu yükseliş, Silêmanî’den dışarıya doğru genişleyen bir etki olarak değil, KDP’nin kendi sembolik coğrafyasından yukarı doğru çıkan bir hareket olarak okunuyor. Behdînan’ın kendi alanları olduğu fikri üzerine otoritesinin bir kısmını kuran Barzanîler için Behdînanlı bir YNK'li Cumhurbaşkanı, yalnızca kaybedilen bir federal koltuk değil, en azından sembolik olarak partinin kendi evinin içinde bir gediktir.
KDP, Hewlêr ve Duhok’ta hâlâ baskın güçtür, ancak şu anki konumu şöyle tanımlanabilir: Emrettiği yerde güçlü, müzakere etmek zorunda olduğu yerde ise belirgin şekilde zayıflıyor. Federe Kürdistan'da emreder, bu yüzden hâkimdir. Bağdat’ta ise müzakere etmek zorundadır ve müzakere, mevcut KDP yönetiminin en az yetkin olduğu araçtır. HABER MERKEZİ
* * *
Maliki çekilecek mi?
Irak Başbakan adayının Şii Koordinasyon Çerçevesi içerisinde kesinleşmesi, Nuri el-Maliki'nin adaylık konusundaki ısrarına veya yeni adayı bizzat kendisinin belirlemesi şartıyla çekilmesine bağlı. Koordinasyon Çerçevesi ittifakının 13 Nisan gecesi yapılması planlanan haftalık toplantısının, bugün yapılması bekleniyor.
Nasr Koalisyonu Sözcüsü Akil el-Rudeyni, Rûdaw'a yaptığı açıklamada, "Erteleme, başbakan adayı hakkında daha fazla tartışmaya olanak sağlamak içindi" dedi. Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hakim'in evinde yapılması planlanan toplantıya liderlerin çoğunluğu katılmaya hazır olmasına rağmen erteleme kararı, 12 liderden birinin talebi üzerine alındı. Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki, şu ana kadar Koordinasyon Çerçevesi'nin başbakan adayı olmaya devam ediyor, ancak bazı Şii taraflar, ABD Başkanı’nın vetosu nedeniyle adaylığına karşı çıkıyor.
Akil el-Rudeyni'nin belirttiğine göre; Nuri el-Maliki, Koordinasyon Çerçevesi'nin kendisini adaylıktan çıkarma kararı alması durumunda, Hesap Verebilirlik ve Adalet Komisyonu Başkanı Basim el-Bedri'nin aday gösterilmesini önerdi. Nuri el-Maliki’nin adaylıktan çekilmesi durumunda tek seçenek Basim el-Bedri değil, Haydar el-İbadi, Muhammed Şiya el-Sudani, eski Planlama Bakanı Ali Şükri ve Irak Başbakanlık Danışmanı Muhammed Sahib el-Deraci de seçenekler arasında yer alıyor.
Bedir Örgütü Siyasi Büro Üyesi Ebu Misak el-Mesari, Rûdaw'a yaptığı açıklamada, Dava Partisi'nin şu ana kadar Nuri el-Maliki'yi kendi adayı olarak gördüğünü ve adaylığını geri çekmediğini söyledi.
11 gün kaldı
Durum şu an Maliki ile Koordinasyon Çerçevesi'nin bir anlaşmaya varacağı aşamada. Genel eğilim; eğer Maliki adaylıktan uzaklaştırılırsa şartının eski bir başbakanın bu görevi almaması ve halefini kendisinin belirlemesi yönünde olacağı şeklinde. Koordinasyon Çerçevesi'nin, adayını netleştirip resmi olarak Cumhurbaşkanı'na sunması için önünde 11 gün kaldı.
Cumhurbaşkanı, sunulan adayı 30 gün içinde Şiilerin çoğunlukta olacağı hükümeti kurması için görevlendirecek.
Trump itiraz ediyor
Koordinasyon Çerçevesi, 24 Ocak 2026’da “oy çokluğuyla” Nuri el-Maliki’yi en büyük blokun başbakan adayı olarak belirleme kararı almıştı. Karardan üç gün sonra ABD Başkanı Donald Trump bir açıklama ile Maliki'nin adaylığına karşı çıkmıştı. ,Trump 27 Ocak'taki açıklamasında Maliki’nin önceki başbakanlık dönemini "yoksulluk ve kaos" olarak nitelendirerek, "Büyük Irak ülkesinin Nuri Maliki’yi tekrar Başbakan yaparak çok kötü bir seçim yapabileceğini duyuyorum. Çılgın politikaları ve ideolojileri nedeniyle, eğer tekrar seçilirse ABD artık Irak’a yardım etmeyecek. Biz orada olmazsak Irak’ın başarı, gelişme veya özgürlük şansı kalmayacaktır" demişti.













