İngiltere Gündemi
Ana muhalefet parti, İşçi Partisi içerisindeki çekişmeler hakkında şu ana dek çokça şey yazdım çizdim. Çekişmelerin kaynağı herhangi bir parti içerisinde olabilecek olağan bir iktidar kavgası olmadığı için belki de üzerinde sıkça durulması gerekiyor. Kaynak, Avrupa’nın burjuva ve kapitalist yönetimine karşı sesini çıkaran bir anti-kahraman.
Britanya’da daha 19. Yüzyılın başlarına kadar oy verebilme hakkının sadece servet sahiplerine tabi olup ve işçilerin birlik kurması bile yasaktı. 1825 itibariyle işçi birliklerin kurulmasına ve akabinde sendikaların (Trade Union) kurulmasına izin verildi. Elbette İşçiler birçok haktan mahrum bırakıldılar önceleri. Grev yapmaları bile yasaktı. İşçiler, sendikalarını sosyalizm hareketiyle birleştirmeleri ve ardından siyasi harekete geçmeleriyle haklarını genişletebildiler.
1893 yılında Bağımsız İşçi Partisi kuruldu. Önceleri sendika üyelerinin tam desteğini aldığı söylenemez. Bir buçuk milyon sendika üyesinin sadece 45 bin kadarı İşçi Partisi’ne oy verdi ki ilk başlarda milletvekili bile çıkaramadı. Desteklenmemesinin sebebi de partinin sosyalizm taraftarı olduğunu en baştan ilan etmesiydi. Zira işçilerin çok küçük bir kısmı sosyalizmi destekliyordu. İngiliz işçilerin derdi sosyalizmi kurmak değil ücret ve çalışma şartları gibi maddi hak talepleriydi. Zamanla güç topladı ve arada bir iktidar parti oldu, olmadıysa da en çok desteklenen ikinci parti oldu hep. İşçi sınıfının parlamentoda söz hakkını elde etmek için kurulan parti zamanla bir sınıf partisi rolünü kaybetti. Orta sınıfı da içine aldı. Elbette Lenin, Marx veyahut Engels gibi burjuva sınıfından gelen kişilerin sosyalizmi desteklemesi gibi İşçi Partisini destekleyenler arasında da zengin kesim yok değildi.
On yıllar boyunca devam eden İşçi Sınıfı Hareketinin çok sonrasında kurulan İşçi Partisi zamanla sırtını liberal politikalara dayadı ve yeni sağın liberal politikalarıyla uyumlu bir Tony Blair yarattı. Serbest piyasa ekonomik hayatın merkezine oturtuldu, kamu hizmet kuruluşları ve sanayi dalları özelleştirildi. Neo-liberal ideolojilerin ana savunularından yola çıkan Yeni İşçi Partisi, yeni lider sosyal demokrat Jeremy Corbyn ile tosladı. Bir yıldır yani liderliğe geleli beri Corbyn’e karşı topyekûn bir savaş başlatıldı. Sadece İngiltere için değil tüm Avrupa liberalleri için tehlike teşkil eden bir sosyalist olduğu için bastırılmaya ve karalanmaya çalışıldı. Şimdilerde karşısına bir rakip çıkartıldı.
Gelecek ay yeni oylamayla İşçi Partisi’nin yeni liderinin kim olacağı belli olacak. Sol ve sağ ideolojilerinin birbirinin içerisinde geçirilip suyunun çıkarıldığı İşçi Partisi’nde Corbyn, sosyal demokrasi adına bir umut aşılıyor. En büyük hayalinin bir bisiklet sahibi olmak olup, Britanyalıları milli marşını söylemeyi reddetmiş, kraliyet karşıtı ve 21.Yüzyılın kapitalist Avrupa’sına pabucunu ters giydirmeye aday bir siyasetçi. Özgür Batı demokrasisinin, nasıl da soldan bakan birine sopa gösterdiğine tanıklık ettiğimiz bu günler de üst düzey birileri Corybn için ‘adil ya da kuraldışı yöntemlerle başkanlığı engellensin demiş’. İşte çokça hayran olunan Batı demokrasisi.