- Amed Barosu’ndan Av. Mehdi Özdemir, son 10 yılda 22 çocuğunun zırhlı araçlarla katledildiğini belirterek, “21’i Kürt kentlerinde gerçekleşti. Sadece İstanbul’da biri kişi zırhlı araçla yaşamını yitirdi. O da, Rojavalı bir Kürt’tü” dedi.
YILMAZ KAYA/AMED
Amed Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Kürdistan’da son 10 yılda zırhlı araçlar, mayın, çatışma ve savaş artığından kaynaklı çocuk ölümlerinin haritasını çıkardı. Yaklaşık 6 aylık bir çalışma sonucu hazırlanan rapora göre; 22 çocuk zırhlı araçlarla 45 çocuk ise mayın ve savaş artığı nedeniyle yaşamını yitirdi, 162 çocuk ise yaralandı. Amed Barosu hazırladığı raporu, İçişleri Bakanlığına da göndererek, zırhlı araçların şehir içinde kullanılmasının yasaklanmasını istedi. Baro, bir ay içerisinde cevap alamaz ise konuyu İdare Mahkemesi’ne taşıyacak.
İki farklı rapor verildi
Amed Barosu Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü Av. Mehdi Özdemir, özellikle zırhlı araçlarla, kolluk şiddetiyle veya savaş artığı mayınlar nedeniyle hayatlarını kaybedenlerin davalarını etkin bir şekilde takip ettiklerini belirtti. Adli bir vaka gibi gösterilen çocuk ölümlerinin cezasızlık politikasıyla üzerinin örtüldüğünün ifade eden Özdemir, suçluların nasıl aklandığını da şu örnekle izah etti: “2019’da Diyarbakır’da zırhlı aracın ölümüne neden olan 5 yaşındaki Efe Tektekin ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. İlk raporda polisin kusurlu olduğu tespit edilmesine rağmen -cezasızlık politikası kapsamında olsa gerek- polisin meşru bir eylemde bulunduğu veya suçunun olmadığı değerlendirilip hakkında beraat kararı verildi. İlk Adli Tıp raporunda, babanın aktif kusurlu olduğu, polisin tali kusurlu olduğu belirtildi. İkinci raporda tamamen kusur aileye yüklendi ve trafik kazasının polisin kusuruyla gerçekleşmediği belirtildi.”
Suç görülmüyor
Avukat Özdemir, Kürt kentlerinde zırhlı araçlarla yaşanan ölümlerde bariz hataların “güvenlik politikasının tezahürü olarak” hiçbir şekilde suç olarak görülmediğini, etkin yargılanmaya konu edilmediğini ve fail konumundaki polislerin yargılanmadığını söyledi. Özdemir, “Zırhlı araçla yaşanan ölümde bir polis memuruna etkin bir yargılama neticesinde hak ettiği cezayı verirseniz, sonrasında o zırhlı aracın kullanımı noktasında sorun yaşarsınız. O zırhlı aracın şehir içi kullanımında da kamuoyunda ciddi bir tepkiyle karşılaşırsınız” şeklinde konuştu.
Özdemir, zırhlı aracın kendi mekaniksel yapısı itibarıyla savaş dönemlerinde ve savaş koşullarında kullanılması gerektiğinin altını çizerken, “Yargı bu araçların neden olduğu ölümleri gözardı ederek, günlük şehir içi yaşamda kullanılacak araçlar olarak değerlendiriyor. Bu araçları kullanan personel özel bir eğitim sürecinden geçirilmiyor” dedi.
İstanbul’daki de Rojavalı Kürt!
Hazırladıkları rapora ilişkin, “Kolluğun eylem ve fiillerin nasıl cezasız kaldığı ve bu eylemlerin meşrulaştırılıp, bundan sonraki dönemler içerisinde de nasıl tekrarlanacağını bize göstermektedir” diyen Özdemir, şu detayın da altını çizdi: “Hazırladığımız raporda Türkiye haritası çıkarıldı. Bölgelere göre zırhlı araç kaynaklı ölümlerin 21’i Kürt kentlerinde gerçekleşti. Sadece İstanbul’da bir kişinin zırhlı araçla yaşamını yitirdiğini tespit ettik. O da Rojavalı bir Kürt.”
Rapora göre; 1 Ağustos 2017’de İstanbul’un Şişli ilçesinde Mahmut Şevket Paşa Mahallesi’nde Akrep tipi zırhlı polis aracı sokak arasında 9 yaşındaki Rojavalı Raşit Oso’ya çarptı. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan çocuk, kurtarılamadı.
Yargı suçluları aklıyor
Yargının tutumunu da eleştiren Özdemir, “Efe Tektekin davasında beraat kararı çıktı. Helin Hasret Şen’in duruşması vardı, sokağa çıkma yasağında polis kurşunuyla öldürülmüştü, beraat kararı çıktı. Kemal Kurkut davasında da beraat kararı çıktı. Polislerin eylemleri, devlet politikası kapsamında güvenlikçi politikaları meşru gösteriliyor. Yargı da etkisiz kalıyor” dedi.
Trafik kazası değil
Çocuk ölümlerine “adli bir vaka, basit bir trafik kazası” gibi bakıldığı için arttığının altını çizen Özdemir, “Bunda yargının suçta sorumluluğu bulunan kişileri aklamasının rolü büyük. Yani ateşli silahla hayatını kaybeden Helin Hasret Şen davasında eğer yargı mercileri faili tutuklamıyorsa, Efe Tektekin dosyasında zırhlı aracı kullanan şoför beraatla mükafatlandırılıyorsa, yargı fail konumundaki polisleri aklıyordur” diye konuştu.
İdare Mahkemesi’ne gideceğiz
Ölümlere yol açan zırhlı araçların Türkiye kentlerinde sadece toplumsal olaylarda kullanıldığını belirten Özdemir, Kürt kentlerinde ise 2015’ten itibaren cadde ve sokaklarda kullanıldığını, halkın bu araçların geçtiği güzergâhları kullandığını ve herkes için büyük bir risk oluşturduğunun altını çizdi. Şehir içinde zırhlı araçların kullanımının yasaklanması için İçişleri Bakanlığına başvurduklarını kaydeden Özdemir, şunları ekledi: “Hazırladığımız raporu da ekte sunduk. Başvurumuzda zırhlı araçların mekaniksel ve gerekse kullanımından kaynaklı ortaya çıkan hatalar veya kasti eylemler neticesinde toplam 67 çocuğun hayatını kaybettiğini, bundan sonraki aşamalarda zırhlı araçların yerine farklı güvenlik önlemi alınabileceği ifade ettik. 30 günlük bir cevap süresi var. Eğer cevap verilmezse zımnen talebimiz reddedilmiş demektir. 60 gün içerisinde İdare Mahkemesine dava açarız.”