- AKP-MHP iktidarının, yolsuzluk, yoksulluk, rüşvet çarkı ve çeteleşme düzeniyle varlığını sürdürmeyi hedeflediğini söyleyen HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, bunun dışında bir yolda yürüme imkanı kalmadığı için battığını vurguladı.
- Bu yalan, talan ve kan rejiminin, hiçbir saldırısının bugüne kadar HDP'yi korkutmadığını, mücadeleden alıkoymadığını hatırlatan Sancar, "Saldırdıkça batıyorlar, battıkça daha çok saldırabilirler, ancak bunları durduracağız" dedi.
HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, milletvekillerine yönelik saldırılara tepki göstererek, Kürt düşmanlığına ve Kürt halkının mücadelesinden duyulan korkuya dikkat çekti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Sancar, milletvekilleri Habip Eksik ve Sait Dede’ye yönelik polis saldırısı, Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un sessizliğine tepki gösterdi. Bilinçli ve planlı bir saldırının söz konusu olduğunu kaydeden Sancar, "Habip Eksik ve diğer arkadaşlarımıza hunharca saldırmanın temelinde Kürt halkının iradesine saygısızlık, Kürt halkının mücadelesinden duyulan korku var. Bunu bilelim" dedi.
Saldırdıkça batıyorlar
Hiçbir saldırının bugüne kadar HDP'yi korkutmadığını, mücadeleden alıkoymadığını hatırlatan Sancar, şöyle devam etti: "Her saldırı onlara daha fazla çürüdüklerini gösterecek bir acizliktir. Saldırdıkça batıyorlar, battıkça daha çok saldırabilirler ancak bunları durduracak güç var. Bu güç burada. Sesini duyurmaya çalıştığımız milyonlardan gelen güçlü iradedir. Kürt halkının boyun eğmeyen inadıdır. Kürt halkı ile diğer kesimler, emekçiler arasında köprüleri sağlam bir şekilde kurmaya azmetmiş HDP’dir."
Şiddet toplumu yarattı
Siyasal alanı şiddete boğmakla kalmayan iktidarın, toplumu bizzat bir şiddet arenasına çevirdiğini, bir şiddet toplumu yarattığını kaydeden Sancar, şunları söyledi: "Eğer sanatçılar sahnede, konserde saldırıya uğruyor, öldürülüyorsa, bu kendine hak gören yandaşların ya da yandaş sananların cüretindendir. Bu cüreti de iktidardan alıyorlar. Onur Şener’in katledilmesi bir tesadüf, münferit bir olay değildir. Her gün onlarca kadının şiddete uğraması, yıllar içinde binlerce kadının kıyımı bu şiddet toplumunun en açık göstergesidir. Bizler böyle bir toplum içinde yaşamak istemeyen milyonların gerçek umuduyuz. Bu iktidara ve zihniyete karşı gerçek alternatifiz.
Savaş derinleştikçe açlık yaygınlaşıyor
Büyük barış mücadelesi aynı zamanda bu ülkede yaşayan herkesin eşit yurttaşlıkla yaşayacağı bir toplum inşa etmektir. Biz bunların hepsinin iç içe olduğunu biliyoruz. Burada Kürt sorunun özel bir yeri olduğunu söylüyoruz. Çözümsüzlük politikalarının bu ülkede savaş politikalarını derinleştirmeyi sağladığını; savaş politikaları derinleştikçe soygunun, çeteleşmenin, açlığın yaygınlaştığını da biliyoruz. 7 yıl önce olduğu gibi aynı şiarla haykırıyoruz; barış, emek ve demokrasi. Bunlar ekmek gibi, su gibi ihtiyaç duyduklarımızdır, bunları gerçekleştirecek olan HDP fikriyatıdır. Halkların ortak mücadelesidir.
Poyraz ve Akarsel'i aynı zihniyet katletti
Şiddet politikasını sınır içinde sınır dışında her türlü araçla, sürdürerek ayakta kalmayı hesaplıyor bu iktidar. Toplumun bütün kesimlerinin bunu görmesi gerekiyor. Sınır ötesinde suikastları kendine hak sayan ve bunu itiraf etmekten çekinmeyen anlayışı görelim. Nagihan Akarsel’in katledilmesi de Deniz Poyraz’in vahşice katledilmesi de aynı zihniyetin, aynı politikaların sonucudur.
Habip Eksik'e saldırı basit bir olay değil
Habip Eksik arkadaşımıza saldırı basit bir olay değildir. Bunu savunmaya kalkan bir suç işleri bakanı var. İzin verin de AKP’ye destek sunan sevgili kardeşlerime seslenmek istiyorum; bu kadar kirlilik, pislik her türlü suçla irtibat, iltisak, çeteleşme zihniyeti İçişleri Bakanlığına hakim iken, sizlerin vicdanı sızlamıyor mu? Sizler bunu kendinize hak ve reva görüyor musunuz?" ANKARA
Alevi kurumlarına kayyum atamadır
HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, dünkü Grup Toplantısı'nda AKP-MHP iktidarının Alevilere yönelik operasyonuna da dikkat çekti. Sancar, şunları söyledi: "Bir proje hazırlıyorlar, bütün Alevi kurumlarını ve cemevlerini, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir birim tarafından yönetmeyi planlıyorlar. Bu iktidar Alevilerin eşit yurttaşlık talebini hiçbir şekilde dikkate almıyor. Sadaka, inayet politikasıyla bir yere varmaya çalıştı. Şimdi Alevilerin bin bir emekle ve bin bir çabayla oluşturdukları öz kurumlarına kayyum atamaya çalışıyor. Alevi halkı da toplumu da bu oyunları görüyor. Bunları boşa çıkaracak, bir iradeye sahiptir. Alevilerin tek talebi var, bunu kabul et gerisi boş; eşit yurttaşlık. Cemevlerini ibadethane olarak kabul edeceksin. Kayyumla yönetmek değil, kendi kendini yönetme hakkını tanıyacaksın. Kendi kurumlarını kendi iradeleriyle düzenleme tanıyacaksın. Bunun dışında başvuracağınız her yol bizzat kendi kontrolünüzde bir Alevilik yaratma hesabı olacaktır. Bu hesap da Alevi canlarımızın iradesinden, birikiminden ve mücadelesinden dönecektir. Çeşitli kumpaslarla hakları gasp etmeyi, kurnaz bir şekilde yapabilen iktidara karşı bir olalım. Gelin canlar bir olalım, hilekarlığa, kurnazlığa karşı duralım, diyoruz."
İstediğiniz yasayı getirin
AKP-MHP iktidarının, yolsuzluk, yoksulluk, rüşvet çarkı ve çeteleşme düzeniyle varlığınızı sürdürmeyi hedeflediğini söyleyen Sancar, bunun dışında bir yolda yürüme imkanı kalmadığı için battığını vurguladı. Toplumu da bu bataklığa çekmelerine izin vermeyeceklerini vurgulayan Sancar, "Bu iktidar yalan, talan ve kan rejimi yaratmıştır. Bizler de bu rejimi mutlaka değiştirecek alternatifi yaratmaya azmettik. İşte sansür yasası. Zaten baskılar almış gidiyor, zaten medyayı tekellerine almışlar, kalan birkaç mecrayı da susturup böylece hiçbir itirazın duyulmayacağı bir toplum düzeni yaratmak istiyorlar. Dezenformasyon yasası diye bir şey getirdiler. Dezenformasyonla mücadele etmek istiyorsanız, yapacağınız ilk iş Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığını kapatmak olmalıdır. İstediğiniz yasayı getirin hakikat inatçıdır, mücadele güçlüdür. Sizin yalan düzeninizi mutlaka bozacak ve sona erdirecektir. Gücümüzü birleştirerek, bu iktidarı gönderecek ve bu rejimi değiştireceğiz. İktidarın topluma dayattığı esarete karşı halkların cesaretini daha fazla örgütleyecek ve daha fazla büyüteceğiz” dedi.
Darbe anayasasından beter
Seçim hazırlığındaki iktidarın baskı ve şiddet politikalarının yanında kurnazca manevralarının birinin de anayasa tartışması olduğunu belirten Sancar, HDP'nin tutumunu şöyle özetledi: "Bizim tutumumuz açık; darbe anayasalarından kurtulmamız gerekiyor. Bunu en çok söyleyen, bu konuda en çok çalışan, hazırlığı olan biziz. Eğer gerçekten bu ülkeye sivil, özgürlükçü, demokratik bir anayasa kazandırmak gibi bir istek varsa ön şartı sivil, özgürlükçü, demokratik bir ortam yaratmaktır. Halkın oylarıyla seçilmiş vekilleri meydanlarda darp edeceksin, ağzını açana soruşturma açacaksın, savcıları üzerlerine salacaksın, halkın vekilleri konuştuğunda bile fezlekeleri sıraya koyacaksın, sonra gelin yeni bir anayasa tartışalım. İyi ne güzel. Hepimizin ağzını bağlayın ondan sonra da ‘gelin anayasa yaptık’ deyin. Bu şartlarda yapılacak anayasa, darbe anayasasından beter olacaktır. Samimi bir anayasa tartışmasına varız ama önce yol temizliği, önce mayınları temizleyelim. Bütün topluma ve muhalefete söylüyorum; gelin yol temizliği üzerinde bizler uzlaşalım. Bu gündemi de toplumsal ve siyasal muhalefet sahiplensin. İktidarın boş manevra alanı bulmasına izin vermeyelim. Öyle tepinip kendince hegemonyasını artıracağı hamleleri baştan boşa çıkaralım. Bizim gücümüz, önerilerimiz ve samimiyetimiz var."