Bu açık mektubu 40 yıla yakın parti (SPD) üyeniz biri olarak yazıyorum.
Çok yakınlarım başta olmak üzere kadın/erkek/yaşlı /genç/çocuk ve bebekler dahil 70/90 bin insanın katledildiği Dersim Soykırımını karanlık mağarada ana karnında yaşamış biriyim. Tarih 30 Temmuz 1937. Dersim direniş hareketi önderi Seyid Rıza dünyaya haykırıyor. Dersim Soykırımı'nın önüne geçilmesini istiyor! Özetle şunları söylüyordu:
"Yıllardan beri Türk Hükümeti, Kürt Halkı’nı asimile etmeye çalışmakta ve Kürt dilini, gazete ve yayınlarını yasaklayarak, anadilini konuşanlara eziyet ederek, Kürdistan’ın bereketli topraklarından sürgün etmektedir. Büyük bir bölümünü, telef  olduğu Anadolu’nun çorak topraklarına, zorunlu ve sistemli göçler düzenleyerek, bu halka zulmetmektedir. Bütün bu olanlar karşısında Kürtler, göçün uzak yollarında can vermek yerine, kendilerini korumak için, 1930’da Ararat tepesinde ve Zilan’da olduğu gibi silahlara sarılmıştır. Üç aydan beri ülkemde,  tüyler ürpetici, savaş sürüyor. Köyler, kasabalar bombalanıyor, yakılıyor. Zindanlar Kürt halkıyla dolup taşıyor. Aydınlar kurşuna diziliyor. Üç milyon Kürt benim sesimden tüm dünyaya sesleniyor. Kürt halkının böylesine vahşi bir soykırımdan geçirilmesinin önüne geçilmesini istiyorum…"
Ancak dünya kör ve sağır! Vicdanlar suskun! İnsanlık ölü! Geride taş taş üstünde kalmamış bir yıkım.
Bölgede çıkarı olan emperyalistler Lozan’da oturdukları utanç masasında Ortadoğu sınırlarını cetvelle çizerken Kürdistan’ı dört parçaya bölerek despot yönetimlere sundular. Ve her Kürt direnişinde kuklalarını tankları/topları/tüfekleri ve ölüm kusan gazlarıyla desteklediler! Öncesi bir yana 1980’den sonra Kuzey Kürdistan’da 4 bin yerleşim birimi bu tanklarla yerle bir edildi. 4 milyon insan bu korkunç silahlarla yerinden/yurdundan edildi. Dünyanın dört bir yanına serpilen Kürtler teslim olmadılar! Topraklarında işlenen bu katliamlara karşı bulundukları her yerde tepkilerini sokaklara taşıdılar! Bu demokratik hak kullanımı katliam ortaklarını korkuttu. Hepsi bir araya gelerek birleşti ve katliamdan kurtulan Kürtleri esaret çemberine alarak ‘terörist!’ ilan etti. Bu, insan temel hak ve özgürlük istemelerine yapılan bir darbeydi! Bu darbeyle büyük para cezaları yanında zindanlar Kürtlerle dolup taştı. Ancak onlar insan temel hak ve özgürlüklerinden asla vazgeçmedi! Katlanarak ‘terörist’ olmaya devam etti.
Şu an yüzyıldır Kürdistan’da devam eden insanlık dramının en korkunç vahşeti yaşanıyor! Toplu katliam çemberine alınmış Kobanê halkı Seyid Rıza örneği dünyaya sesleniyor! Körelmemiş dünya vicdanı bu çığlığı duymaya başladı! Dünya basın yayının ağır topları, onurlu kalemleri ve geleceği gören biliminsanları sadece Kobanê değil dünyanın sürüklendiği/sürükleneceği büyük tehlikenin sinyallerini veriyor! Ama çıkarlarını öne çıkaran egemenler ve onların siyasileri yine kör ve sağır! Irak Başbakanı Haydar Ebadi PKK’ye, insanları ve insanlığı bu katliam çetesinden korumadaki çabalarına dünya huzurunda minnettarlığını belirtirken, siz Bay Steinmeier Ortadoğu’da saplandığı bataklıkta iyice bunamış Erdoğan’ın dilini konuşuyorsunuz. Bu partinize ve dışişlerini temsil ettiğiniz Alman halkına yakışmayan bir durumdur!
Toplu kıyım çemberindeki Kobanê’ye PKK bahanesiyle korunma içerikli silah vermeyi reddederek katliama seyirci kalıyorsunuz! Bu nasıl bir vicdandır? Gerçekten geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz? Nasıl bir dünya siyasetidir? Siz de çok iyi biliyorsunuz ki katliama seyirci kalmak ona ortak olmaktır! Ve bir insanlık suçudur! Bu seyircilik bir büyük insan Willi Brand’ın tarihi özrüne karşın Hitler belası çekmekte olan Alman halkını yeniden bir soykırımın ortağı haline getirmektir! SPD başta olmak üzere Alman halkı ve insanlık bunu kabul edemez! 
Açık söyleyeyim ki bu katliam seyirciliğinizle ayni siyasi parti içinde olmanın sıkıntısını çekiyorum. Sıkıntı çeken sadece ben değilim! Partili partisiz sayısız insan aynı sıkıntıyı duymaktadır.  Ve bu vurdumduymazlığınızla bir kısım tutucu siyasilerin bile gerisine düşmeniz beni utandırıyor! Mazlum/masum halkların dostu Willi Brand’ın kemiklerini sızlatıyor! Günümüz güçlü devletlerinden olan Almanya’nın itibarını sarsıyor!
 Kürtlere ölüm/zulüm biçen M. Kantherler gibi sizler de elbette çekip gideceksiniz! Ancak siyasi hayatınızda işlediğiniz bu büyük hata asla unutulmayacaktır! Yine de zaman geçmiş değildir! Yanlışlıktan dönüş erdemliktir ve sizden bunu bekliyoruz! Parti yoldaşlığı selamlarımla!