
Kürdistan’da otuz yılı aşkın bir süredir devam eden sıcak savaş ortamında en çok acı çeken, bedel ödeyen kuşkusuz çocuklarını Kürt Özgürlük Hareketi’nde kaybeden anneler oldu.Bu annelerden biri de, bir oğlunu Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yitirmiş ve çok sayıda yakını da, açlık grevinde olan Şükran Bitkin.
Yedi çocuk annesi olan Şükran Bitkin, kalp, şeker ve tansiyon hastası. Ama Buna rağmen, Türkiye ve Kürdistan’daki cezaevlerinde sürdürülen süresiz dönüşümsüz açlık grevlerindeki tutsaklara destek için, Hamburg’da gerçekleştirilen açlık grevinde yer aldı. Şükran Ana, „Bizim ciğerimiz yandı, evlatlarımız kuşa kurda yem oldu, çoğunun mezarı bile yokken, kimse bizden evlatlarımızı yanlız bırakmamızı istemesin“ diyerek öfkesini dile getirdi.
Oğlunu çatışmada yitirdi
Erzingan’ın Kemah ilçesinde 2007 yılında HPG gerillası oğlu Zafer Bitkin’in bir çatışmada (Cafer Batman) yaşamını yitirdiğini söyleyen Şükran Ana, cezaevlerinde ve dağlarda özgürlükleri için direnenlerin kendi evladı olduğunu söylüyor. Akrabalarından bir çok kişinin cezaevlerindeki açlık grevinde olduğunu söyleyen Bitkin, en son teyzesinin torununun yaralı bir halde yakalanarak zindanlara atıldığını ve 37 yıl ceza verildiğini belirtiyor.
„İçerde an be an eriyen insanlığın onurudur“ diyen Bitkin, herkesin tutsakların eylemine sahip çıkmasını istedi. Bitkin, „Evlatlarımız içerde ölümle pençeleşirken, bizler nasıl başımızı rahat yastıklara gömeriz, bizler nasıl hiç bir şey olmamış gibi günlük yaşamımızı sürdürürüz“ diyerek adeta insanların vicdanlarına sesleniyor.
Evlat yerine taş mı doğurdunuz?
Şükran Ana’nın sesi, ucu bucağı olmayan dipsiz bir kuyuda yankılanıyor sanki. „Kendi evlatları ölmediği için bizim acılarımızı anlamıyorlar“ diyen Şükran Ana’nın sitemi Türk annelerine...“Hadi onların evlatları ölmedi onlar bu acıyı bilmiyor. Peki ya sizler niye bu acıları anlamıyorsunuz. Evlat yerine taş mı doğurdunuz?“ diye feryadını dile getiriyor. „Biz evlatlarımızı genç yaşta kara toprağın altına girsinler diye doğurmadık“ diyen Şükran Ana’nın isyanı hiç bir zaman sahibine ulaşmayacak bir mektup gibi duruyor.
M. ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG
Onların yakınları cezaevinde
Zelal Zerya: (Yeğeni Murat Bütün, 5 Ekim’den bu yana açlık grevinde)
Murat Bütün, 22 yaşında ve 2,5 yıldır Mûş Cezaevi’nde. Bir komplo sonucu tutuklandı ve 13,5 yıl ceza aldı. Kaldığı cezaevinde 10 arkadaşıyla süresiz ve dönümsüz açlık grevine başladı. PKK’li ve PJAK’lı tutsakların başlattıkları açlık grevi beni derinden etkiliyor. Teslimiyetin amansız dayatmasına karşı, tutsakların bu direnişle cevap vermesini selamlıyorum. Onların direnişlerine yürekten bağlı olduğumuzu belirtiyorum. Açlık grevindeki tutsakların talepleri bütün Kürt halkı için kaçınılmaz temel taleplerdir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dan 27 Temmuz’dan bu yana haber alınamıyor. Tutsakların talepleri kabul oluncaya kadar bizler de dışarıda eylemlerimizi güçlendirip bir nebze de olsa onların sesine ses olmaya çalışacağız.
Sağlık durumları kötüleşiyor
Elif Kalkan: (Abisi Tevfik Kalkan 20 yıldır cezaevinde) Tevfik Kalkan 20 senedir cezaevindedir. 1990 yılında Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne katılan Tevfik, iki yıl sonra Dêrsim’in Mazgert ilçesi’nde yakalandı. Ağırlaştırılmış mübbet hapis cezası alan Tevfik Kalkan, Kırıkkale F tipi cezaevinde kalıyor. Kendisi hasta olduğu için açlık grevi eylemine giremedi. Onunla geçen Cumartesi günü konuştum. 35 arkadaşının açlık grevinde olduğu söyledi. Acil olarak B1 vitamine ihtiyaç olduğunu ve açlık grevindeki arkadaşlarının mide bulantısı, baş dönmesi gibi şeylerin başladığını söyledi. Bizler zindandaki yoldaşlarımıza destek olmak için her gün alanlarda olmalıyız. Tek umudum ve inancım şehadet olmadan arkadaşlarımızın taleplerinin yerine getirilmesi.
İmha ve inkar dayatılıyor
Elif Gülmezoğlu: (Kardeşi Hacı Sincer 22 Eylül’den bu yana açlık grevinde) 18 yıldır cezaevinde olan Hacı Sincer, Erzurum H Tipi Cezaevinde kalıyor. 1992 yılında mücadeleye katıldı. 1994 yılında Pazarcix’da çıkan çatışma sonrası yakalandı. 22 Eylül’den itibaren süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde. Kendisiyle en son bayramdan önce telefonda görüştük. O zaman açlık grevi eylemi 31. günündeydi. Bana baş dönmesi ve mide bulantısı, boğazda yanma, aşırı kilo kaybı olduğunu söyledi. Ben bu direnişin başarıya ulaşacağından ümitliyim. Ama karşımızda imha ve inkar politikası yürüten bir devlet var. Bundan dolayı buradan bedenlerini bir halkın özgürlüğü için ölüme yatıran tutsakların taleplerini ve direnişlerini sonuna kadar destekliyorum. Artık AKP hükümeti, barış annelerinin, tutsakların ailelerinin çağrısın duymalıdır. Yine Türk kamuoyu da artık duyarlı olmalı.
Herkes elini taşın altına koysun
Melike Ziriğ: (Ağabeyi Serdar Ziriğ açlık grevinde) Ağabeyi Serdar Ziriğ, 4 yıl önce ‘KCK’ operasyonu adı altında yürütülen siyasi soykırım operasyonları sırasında önce gözaltına alındı sonra tutuklandı. Diyarbakır D tipi kapalı Cezaevi’nde kalıyor. 4 yıldır yargılanıyor. ‘KCK’ adı altında yapılan operasyonlar durmalı ve yargılamaları da anadil üzerinden başlamalıdır. Her toplumun bir anadili vardır, biz Kürt halkının da en en temel olan anadilimizi bize yasak ediyorlar. Bunun için, 12 Eylülden bu yana süresiz ve dönüşümsüz olarak başlatılan greve ağabeyim üç hafta önce katıldı. Herkes elini taşın altına koymalıdır. Avrupa’daki Kürtler olarak, onların sesine ses olmak için eylemlerimize devam etmeliyiz. Zindan direnişini selamlıyorum.
AGİT BAÐRIYANIK / FRANKFURT