‘Bekçilere’ karşı öz savunma şart

27 Mayıs 2022 Cuma - 19:15

.

.

  • İktidarın kadın politikasının ‘Bekçileri’, suç üstüne suç işliyor. Kadınlar, ‘Bekçilerin’ çocuk ve kadınlara yönelik şiddet, taciz, takip ve tecavüze varan suçlarına karşı öz savunmayı örgütlemeye çağırdı.

MELİKE AYDIN / JINNEWS-İZMİR

AKP-MHP iktidarının polisle aynı yetkileri verdiği ‘Bekçiler’ suç üretiyor. Gece yarısı tek başına yaşayın kadınların kapısına dayanmaktan çocuklara yönelik cinsel tacize kadar birçok suç işleyen ‘Bekçilerin’ saldırganlıkları arttı. 

Bu ayın başında İstanbul’un Kadıköy’de bir çocuk ‘bekçilerin’ hem tacizen uğradı hem de gözaltına alındı. Karakolda da baskısıyla yüz yüze gelen çocuğa polisin “iftira atıyorsun” suçlamasında bulunduğu öğrenildi.

Daha önce de birçok kadının GBT bahanesiyle kimlik kontrolünü yapan ‘Bekçilerin’, kadınların dijital medya hesapların ulaşarak taciz ettiği kamuoyuna yansımıştı. 

İktidarın kadın politikasının ‘Bekçileri’

‘Bekçilerin’ kadın ve çocuğa yönelik cinsel taciz ve saldırılarına tepki gösteren Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Genç Kadın Meclisi’nden Nazlıcan Yıldız, ‘Bekçilerin’ işlediği suçlardan birinin de tecavüz olduğunu belirtti.

‘Bekçilerin’, iktidarın kadın politikasının destekleyicisi olduğunu belirten Yıldız, 21 bin ‘Bekçiden’ yalnızca 70’inin kadın olduğunu belirterek bunun kadınlarda tedirginliğe yol açtığını kaydetti.

Yıldız şöyle dedi: “Sözde güvenlik deniyor ama kadınlar kendilerini güvende hissetmiyor. İstanbul Sözleşmesi’ne göre polislerin kadına yönelik şiddetle ilgili eğitim alması gerekiyor. Ama ‘Bekçiler’, polisin aldığı eğitimden bile geçmiyor. Hiçbir toplumsal alan hakkında bilgileri yok. Kafalarına göre GBT yapıp bu şekilde gençleri, kadınları taciz eder noktada yer alıyorlar.”

 Güvensiz alanı ‘Bekçiler’ oluşturuyor 

Kadın Savunma Ağı’ndan Emine Akbaba ise, kamusal alanda erkekliğin yeniden inşası sürecinde ‘Bekçilik Sistemi’ ile önceden sadece evlerde yaşanan erkek şiddetinin sokaklara  yansıması gibi bir durumla karşı karşıya olduklarını vurguladı. Akbaba, “Özellikle ilk çıktığı zamanlarda yalnız yaşayan yalnız dolaşan kadınlara yönelik tacizler, takipler oldu. Kadın erkek birlikte oturanlar üzerinde baskı kurdular. İzmir de de özellikle Bornova’da kendi özerkliklerini kurdukları alanlarda önce içki yasağı, ardından müzik yasağı getirildi. Böylece Erdoğan’ın başlattığı kızlı erkekli tartışması bu alanlara müdahale ile devam etti. Bekçilere verilen kontrolsüz yetkiler, bir süre sonra kadınların sosyal medyalarını almaya, sosyal medyadan isim alarak polise şikayet oluşturmaya, sosyal medyadan taciz etmeye dönüştü. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesiyle daha da yaygın bir hale dönüştü. Aslında ‘Bekçiler’ güvenlik değil güvensiz alan oluşturdu” dedi. 

Devletin temsilcisi kadını korumaz

Devletin baskıları, ‘kadınların güvenliği’ üzerinden yaptığına dikkat çeken Emine Akbaba, “Devletin kadın ve çocuk düşmanlığını örgütlediği alanda, devletin temsilcileri kadınların güvenliğini sağlayamaz. Kadınların güvenliğini ne erkek aklı ne polis ne de ‘Bekçi’ sağlar. Bu nedenle biz kadınların, bulundukları alanda kendi özsavunmasını örgütlemesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. 

Faşizmin basmağı: ’Bekçilik’ 

‘Bekçilik Sistemi’nin erkek devlet ve faşizmin kurumsallaşmasında birer basamak olduğunu kaydeden Mor Dayanışma’dan Didar Gül de, erkek egemenliğinin gücü kendinde bulundurma biçiminin kadına ve çocuğa şiddet olarak yansıdığını söyledi. Gül şöyle konuştu: “AKP-MHP iktidarının kurumu olarak ‘Bekçiler’ de bu şiddeti meşru görüyorlar. Nasıl ki polis şiddetine erkek devlet şiddetine karşı mücadele ediyorsak ‘Bekçilerin’ oluşturduğu şiddete karşı da mücadelemizi büyütmeliyiz. Hem çocuk hem de kadınların yaşama hakkını güvence altına almak için mücadele etmemiz gerekiyor. Mevcut var olan çocuk hakları sözleşmelerinin uygulanması gerekiyor.“

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.