- Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinden sonra bin 574 kadın katledildi, 980 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Roza Kadın Derneği’nden Esra Çiçek, “rakamlar artık kadın kırımına dönüşmüş durumda” dedi.
Türkiye'nin ilk imzacısı olduğu ve adını imzaya açıldığı İstanbul’dan alan İstanbul Sözleşmesi’nden, 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Kararı ile çekilme kararını resmi olarak beyan etti. Sözleşmenin sona erme tarihi 1 Temmuz 2021 olarak belirlendi. Verilen bu kararla imzalayıp onayladığı uluslararası bir sözleşmeden çekilen ilk ve tek ülke oldu.
İstanbul Sözleşmesi’nin iptalinden sonra yani 2021 Temmuz ayından itibaren kadın katliamlarında ve şüpheli kadın ölümlerinde belirgin bir artış yaşandı.
Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Nazlı Matur ve Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Esra Çiçek konuya ilişkin Nujinha’dan Arjin Öncel’e konuştu.
Çekilmeye hukuki kılıf
Sözleşmeden çıkma kararının ardından Danıştay 10’uncu Dairesi, yürütmenin durdurulması istemleri için çok sayıda kadın ve kadın örgütünün yaptığı bir kısım başvuruyu reddederek, kararın iptal istemiyle açılan davaları duruşmalı olarak gördü. Danıştay savcısı, kararın iptali yönünde görüş bildirmiş olsa da Danıştay 10’uncu Dairesi, Cumhurbaşkanlığı kararını “Hukuka uygun” buldu ve davanın reddine karar verdi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da (DİDDK) Ocak ayının başında Danıştay 10’uncu Dairesi’nin ret kararını oy çokluğuyla onadı ve kararı “Hukuka uygun” buldu. Bununla Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararı hukuken kesinleşti.
Bin 465 kadın katledildi
Kadın örgütlerinin aylık yayınladığı raporlar, sözleşmenin iptalinden bu yana binlerce kadının erkekler tarafından katledildiğini ve bu süreçte şüpheli ölümlerin de ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koydu. Jinnews’in derlediği verilere göre İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ardından (1 Temmuz 2021’den sonra) Bin 574 kadın katledildi, 980 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.
Şüpheli ölümler de arttı
2021’in son 5 ayında 143 kadın katledildi. Kadın örgütlerinin şiddet çetelelerine göre 2022’de 381 kadın, 2023’de 315 kadın, 2024’de 394 kadın, 2025’de ise 299 kadın erkekler tarafından katledildi. 2026’nın ilk altı ayında en az 151 kadın katledildi.
2021’in son 5 ayında 105 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Yine kadın örgütlerinin ortalama olarak sunduğu verilere göre; 2022’de 245 kadın, 2023’te 270 kadın, 2024’de 259 kadın, 2025’de ise 297 kadın, 2026’nın ilk 6 ayında ise 170 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
Sözleşme önlemeyi amaçlıyordu
İstanbul Sözleşmesi’nin kapsamına dair Nujinha’ya konuşan Avukat Nazlı Matur, sözleşmenin kadına yönelik şiddeti ya da ev içi şiddeti yalnızca ceza hukuku kapsamında değerlendirilecek suçlar olarak değil, kadınlarla erkekler arasındaki tarihsel ve yapısal eşitsizliklerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sonucu olan bir “insan hakları ihlali” ve “ayrımcılık biçimi” olarak tanımladığını belirtti. Nazlı Matur, “Bu yaklaşım şiddetle mücadeleyi yalnızca failin cezalandırılmasına indirgemiyor. Şiddetin ortaya çıkmasını önlemeye, risk altındaki kadınları koruma ve suçun etkili bir şekilde kovuşturması yönünde devlete kapsamlı yükümlülükler yüklüyordu” dedi.
Sözleşmeye dönmek mümkün
İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının normlar hiyerarşisine ve anayasaya açıkça aykırı olduğu değerlendirmesinde bulunan Nazlı Matur, İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden dönmek mümkün mü? Sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Evet, elbette mümkün. Bunun için önümüzde iki temel yol bulunuyor. Birincisi; yasama organının iradesi ve yeni bir onay süreci inşa etmek. Yani sözleşmeden çıkış kararı yürütme organı tarafından alınmış olsa da Türkiye halen Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden biridir. Meclis yeni bir irade ortaya koyarak, İstanbul Sözleşmesi'ni yeniden onaylamasına uygun bulunan bir kanun teklifi gündeme alabilir ve kabul edebilir. Ardından Cumhurbaşkanının bu kanunu onaylaması ve sözleşmeyi tekrar imzalayarak Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine bildirmesi ile Türkiye sözleşmeye resmi olarak tekrar taraf olabilir.
İkincisi ise, siyasi iradenin değişmesi veya mevcut iradenin bu yönde bir politika değişikliğine gitmesi, yeni bir Cumhurbaşkanı kararı ile iptal edilebilir veya geri alınabilir.
Kadın kırımı yaşanıyor
Kadınların yaşadığı birçok şeyin temelinde “toplumsal cinsiyet eşitsizliği”nin olduğunu söyleyen Roza Kadın Derneği üyesi Esra Çiçek, “Sözleşmede toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve devletlere düşen sorumluluklar çok net tanımlanmakta. ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ diyoruz çünkü Türkiye İstanbul Sözleşmesi'ni imzaladıktan sonra kadın cinayetlerinde ciddi bir azalma oldu. 10 yılı ve diğer yılları kıyasladığımız zaman zaten bu son 4-5 yıla baktığımızda rakamlar artık kadın kırımına dönüşmüş durumda. Günde iki kadın İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığı için ölüyor” ifadelerini kullandı. HABER MERKEZİ
***
İstanbul Sözleşmesi nedir?
Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi, 2014’de yürürlüğe girdi. Sözleşmenin ilk imzaya açıldığı yıl Türkiye sözleşmeyi imzaladı ve onayladı. İktidar ve kadın düşmanı gruplar tarafından “Aile yapısını bozduğu” iddiasıyla hedef alınan İstanbul Sözleşmesi, iddia edildiğinin aksine kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet gören kadınların korunması, suçların kovuşturulması, faillerin cezalandırılması ve kadına yönelik şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili iş birliği içeren politikaların hayata geçirilmesi, sözleşmenin dayandığı dört temel ilkeyi oluşturuyor. Kadına yönelik şiddete karşı insan hakları temelli biz sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi, yalnızca cezalandırma ya da cezasızlığı ortadan kaldırma ile değil, kadınların korkmadan, güven içerisinde, şiddetten uzak ve ayrımcılığa uğramadan yaşamasına ve maruz bırakıldıkları şiddet için tazmin edilmelerine de olanak sağlıyor. İşte tam da bundan kaynaklı İstanbul Sözleşmesi, kadın düşmanı erkek egemen iktidar ve gruplar tarafından hedef alındı.