PERVİN YERLİKAYA / STRASBOURG
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan ağırlaştırılmış tecridi ve açlık grevine karşı uluslararası kurumların sessizliğini protesto etmek için Avrupa Parlamentosu önünde başlatılan açlık grevi ve oturma eylemi dördüncü güne girdi. Gün boyu AP önünde eylemlerini sürdürenler arasında kadınların çokluğu dikkat çekiyor. Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelerek eyleme katılanlar arasında gençlerden analara, çocuklarıyla birlikte eyleme katılanlara kadar onlarca kadın yer alıyor.
Eşi şehit, ağabeyi müebbet
Telli Alagöz, 55 yaşında ve 5 çocuk annesi. Iğdırlı, Yukarı Çamur köyünden. 2006 yılında ülkedeki baskılardan kaynaklı her şeyini geride bırakıp gelmiş bir şehit eşi. Paris, Drancy’de yaşıyor. Açlık grevinde 5 gün boyunca kalacak. Abisi 26 yıldır cezaevinde ve müebbet hapis cezasına çarptırılmış.
Alagöz, “Eşim Ömer Alagöz (Aydın) Iğdır’da 1994 yılında şehit düştü. Beş çocuğumla beraber tek başıma kaldım. Çocuklarımı çok zor koşullar altında büyüttüm. Bir yandan da devletin baskısı vardı. Bu yüzden Avrupa’ya gelmek zorunda kaldım. Geldiğimden beri de mücadelenin her döneminde yer almaya çalıştım” dedi.
Kaybedecek bir şeyimiz yok
Leyla Güven öncülüğünde başlayan açlık grevi direnişine katılanların binleri bulduğunu ancak Avrupa’nın sessizliğini sürdürmeye devam ettiğini belirten Alagöz, Kürt halkına da sitemli: “Avrupa’da yaşayan Kürt halkı sanki derin bir uykuda, artık bu uykudan uyanmak gerekiyor. Bugün Türkiye’de olan baskı hiçbir yerde yok ancak orada yaşayan Kürdistanlılar yine de susmuyor. Çok güçlü bir direniş sergiliyorlar. Avrupa’daki Kürtler bunu örnek almalı. Kaybedeceğimiz bir şeyimiz yok. Kobanê ruhu ile sokaklarda olmalıyız. Her bir evden bir birey bile sesini yükseltse büyük bir etki yaratır.”
Evde oturmayın, alanlara çıkın
Cezaevlerindeki fedai eylemlerine işaret ederek, “Sesimizi çığlık yapıp bu ölümleri durdurmak elimizdedir” diyen Alagöz şöyle seslendi: “Buradan bir ana olarak seslenmek istiyorum: Gelin burada binler olalım Avrupa’yı sesimizle rahatsız edelim ki onlar da üzerine düşen görevleri yapsın. Herkes elini taşın altına koysun; gövdesini, parmağını, kolunu; gücü neye yetiyorsa onu yapsın. Analar oturup evlerinde ağlamasın. Alanlarda eylemlerde olursak Önderliğimiz üzerindeki bu tecridi kırabiliriz.”
Kimse özünü unutmamalı
Kürt halkının değerlerine, kültürüne, diline sahip çıkmasının önemine vurgu yapan Alagöz son olarak şunları belirtti: “Avrupa’da 5 çocuk büyüttüm, çocuklarım hatta torunlarım Kürtçe konuşuyor ve Türkçe bilmiyorlar. Biz analara çok büyük görev düşüyor, asimilasyon her yerde ve buna karşı kültürümüzü yaşatmalıyız. Derneklere, yürüyüşlere aile olarak gelinmeli ve kimse özünü unutmamalıdır.”
Ağabeyi cezaevinde açlık grevinde
Fadime Çetinkaya, 42 yaşında, 1 çocuk annesi. HADEP döneminde Dersim’de yöneticilik yapmış. Altı yıl önce ‘KCK operasyonları’ nedeniyle İsviçre’ye gelmek zorunda kalmış. Rapperswil Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nin (DKTM) eşbaşkanlığını yapıyor. Ağabeyi Murat Çetinkaya, Bolu Cezaevi’nde 1 Mart’tan beri süresiz dönüşümsüz açlık grevinde yer alıyor. Çetinkaya, ağabeyiyle en son geçen hafta Salı günü yaptığı görüşmede, “Bizler süreci sonuna kadar götüreceğiz. Uzun süredir açlık grevinde olan arkadaşlarımız tekli hücrelere yerleştirildi ve sağlık durumları iyi değil” dediğini aktardı.
Direnişi yükseltmeliyiz
“Bizler de açlık grevi eylemcilerinin aileleri olarak, Kürt kadınları olarak elimizden geleni yapacağız” diyen Çetinkaya, “Bugün bizler buradayız, ancak ‘yeter’ denmemeli. Artık fedai eylemlerin yaşanmaması için direnişi yükseltmeliyiz” diye ekledi. “Leyla Güven’in böylesi büyük bir direnişe öncülük etmesi için biz kadınlar için çok büyük onurdur” diyen Çetinkaya, son olarak şu mesajı verdi: “Bütün kadınların bu öncülük misyonunu iyi görmesi ve üstlenmesi gerekiyor. Bir kadın ilk ışığı yaktı. Leyla Heval yalnız bırakılmamalı. Parlamentodaki kadın milletvekillerine de bu konuda çok büyük bir görev düşüyor.”
Her gün sokaklarda olacağız
Yaklaşık 20 yıldır Avrupa’da yaşayan Binevş Güler ise Mêrdîn Stêwrli (Savur). “Korucu olmayı reddettiğimiz için buradayız” diyen Güler, “Ben ve ailem 20 yıldır Kürt özgürlük mücadelesi içinde yer alıyoruz” diye ekledi. Açlık grevi eylemcilerinin durumunun kritik aşamada olduğuna dikkat çeken Güler şöyle konuştu: “Biz analar onların yaşaması için buradayız ve her gün sokaklarda olacağız. Ben özellikle genç kadınlara seslenmek istiyorum: Benim okuma yazmam yok ancak şehitlerin fotoğraflarına bakarak bu ideolojiyi anlamlandırmaya çalışıyorum. Bu hareket 40 yıldır çok büyük mücadeleler yaşadı, okusunlar, öğrensinler ve özlerini unutmasınlar. Bu hareket genç başladı ve gücünü gençlerden alıyor.”