
1977 yılından bu yana yürüttüğü yayıncılık faaliyetinde politika, edebiyat, araştırma, inceleme ekonomik ve siyasal düşünce, belgesel anlatı ve tarih alanlarında kalıcı eserler yayınlayan Belge Yayınevi geçtiğimiz günlerde beşi ilk kez yayınlanan, ikisi ise yeniden basılan kitapları okurlara sundu. İlk kez okurlara sunulan kitaplar Hovsep Hayreni’nin ‘1915 Bağlamında Kürt-Ermeni Tarih Muhasebesi ve Güncel Tartışmalar’, Zeki Bayhan’ın ‘21.Yüzyıl Özgürlük İdeolojisi Demokratik Sosyalizm’, Mohamedou Ould Slahı’nın ‘Guantanamo Günlüğü’, Suat Gökalp’in ‘Mezopotamya Siyasal Tarihi’ ve İlias Venezis’in ‘Numero 31328- Amele Taburu’ adlarını taşıyor. Baskısı tükenen ve yeniden basılan kitaplar ise, Nurettin Demirtaş’ın ‘Onur Borcu’ ve Gülçiçek Günel Tekin’in ‘Beni Yıkamadan Gömün/ Kürtler Ermeni Soykırımını anlatıyor’.
Kürt-Ermeni Tarih Muhasebesi
Belge Yayınlarının okurlara sunduğu yeni kitaplardan biri olan ‘1915 Bağlamında Kürt-Ermeni Tarih Muhasebesi ve Güncel Tartışmalar’ Kürt-Ermeni tarih muhasebesine odaklanıyor. Hovsep Hayreni’nin 2009-2014 yılları arasında internet ortamında yayınlanan değişik makale, tebliğ ve tartışma yazılarının bir araya getirilmesinden oluşan kitap, yakın dönem ulus merkezli Kürt tarih yazıcılığında o süreçlere dair kendini gösteren hakkaniyetsiz yaklaşımların ve bir başka inkarcılığın eleştirisini yapıyor.
Marksist teoriye katkı
Zeki Bayhan’ın ‘21.Yüzyıl Özgürlük İdeolojisi Demokratik Sosyalizm’ kitabı ise, 16 yıldır cezaevinde bulunan yazarın Marksist teoriye bir katkı çalışması olarak okurlara sunuluyor. Yazar Vedat Türkali yayınlanmadan okuması için kendisine ulaştırılan bu kitap için şunları söylüyor: “ İyi bir okuma yapmış ve toparlamış, geleceğe yönelik belirlemelerde bulunmuş. Bu önemli bir şey… Marksizm durağan değil, çünkü o bir metod yaşamla sınanan ve zenginleşen. Ama o hâlâ karşı duruşları da zenginleştirmeye devam ediyor. Ama aynı zamanda bu karşı duruşlarla bile kendi kendini aşabiliyor. Diyalektik bir fenomen… Bayhan’ın kitabı beni kendi hapishane yıllarıma, Sultanahmet Cezaevi’ne aldı götürdü. Hapishanede boş zaman olmaz, sanılanın aksine. Komünistler için elbette. Okumak, anlatılanı dinlemek, düşünmek, tartışmak… bu insani kabiliyetler orada mükemmelleşir. Komün hayatı ise her boyutta paylaşmayı ve dayanışmayı öne çıkarır. Şefik Hüsnü’nün yaptığı seminerlerde, dünya politikasındaki değişimleri anlatışı geliyor aklıma şimdi, ya da Reşat Fuat Baraner’in Marksist teoriyi yorumlayışı… Bir komünist, hapisliği bir kazanıma dönüştürmeyi becermiştir her zaman” diyor.
Guantanamo vahşeti
Mohamedou Ould Slahı’nın ‘Guantanamo Günlüğü’ adını taşıyan kitap ise, 13 yıl herhangi resmi bir suçlama olmadan Guantanamo Cezaevinde tutulan Slahi’nin günlüklerine odaklanıyor. Bu günlüklerde Slahi, maruz kaldığı bizzat A.B.D. Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in onayladığı işkence tekniklerini, ölüm tehditlerini, cinsel tacizleri ve yaşadığı tüm haksızlıkları tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu kitap, Mohamedou Ould Slahi’nin altı yıldan uzun süre elyazmasının kamuoyuna açıklanması için mücadele eden gönüllü avukatları sayesinde okurlara ulaşabildi.
Kürdistan hakkında yeni sorular
Belge’de yayınlanan bir başka kitap Suat Gökalp’in ‘Mezopotamya Siyasal Tarihi’ adını taşıyor. Suat Gökalp, bu eserini cezaevinde kaleme almasına karşın, içinde bulunduğu koşulların zorluklarının ardına sığınmadan, ilk önce modernist ve ilerlemeci tarih anlayışlarının bir eleştirisini yapmakta, tarihin yeni bir bakışla nasıl ele alınabileceğini tartışmakta. Bunların üzerinden de Mezopotamya, Kürdistan ve Kürtler hakkında bildiklerimizin ötesinde yeni sorular ortaya atmakta ve bu sorulara yeni bir paradigmanın ışığında yeni cevaplar aramaktadır.
Bizim deniz
Belge Yayınları’nın Marenostrum serisi içinde yayınladığı İlias Venezis imzalı kitap ‘Numero 31328- Amele Taburu’ adını taşıyor. Numero 31328’de, Kurtuluş Savaşı sonunda, Venezis’in yaşının küçüklüğüne rağmen bir yanlışlık sonucu çalışma taburlarına alınışı ve mübadeleye kadar orada yaşadıkları anlatılıyor.
Vaktiyle Türk aleyhtarı olarak nitelenmiş ve Türkçe’ye çevrilmesi yasaklanmış olan bu kitapta, savaşın sebep olduğu gaddarlıklar anlatılıyor. Venezis kitabında, Türklerin Rumlara yaptıkları eziyetlere yer vermekle birlikte, insanca davranan Türklerin bazılarının ailelerinin Rumlar tarafından öldürüldüğünü de anlatmaktadır. Venezis savaşın yıkımlarıyla ilgili değerlendirmede “Bu kitap… bütün dünyayı saran bir yas dalgası sırasında yayınlanmıştı; şimdi başka bir savaşın sonunda tekrar yayınlanıyor, parçalanmış yuvalarla, çocukların, kadınların, yaşlıların mezarlarının ve dünya gençliğinin yeniden yasa büründüğü bir dönemde. Numero 31328 o zaman bir çocuğun savaşa karşı başkaldırısıydı, şimdi ise bir yetişkinin savaşa karşı başkaldırısı” diyor.
KÜLTÜR SERVİSİ