
HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in dünkü davadaki konuşmasının bazı bölümleri şöyle:
Bu savunma kavramını reddederek başlamak istiyorum. Yargılanmama ilkesi siyasi iktidar tarafından açıkça ihlal edilmiştir. Burada yapacağımız konuşma bir değerlendirmedir. Halk tarafından yetkilendirilmiş bir vekil olarak kendime ve bana oy vermiş halka haksızlık etmiş olduğumu düşünürüm. Şu anda karşınızda dokunulmazlığı bulunan bir milletvekili olarak bulunuyorum. Bunu açıklayacak bir metafor bulmakta zorlanıyorum. Ben şimdi size hakaret etsem beni yargılayamazsınız. Bir güvenlik görevlisine tokat atsam beni yargılayamazsınız. Benim hakkımda suç duyurusunda bulunacaksınız ve süreç işleyecek. Meclis Genel Kuruluna geldiğinde kabul edilirse o zaman yargılama yapılabilir.
Bu rejim aslında mahkemelerde kurulmuştur. Değişik adlarla mahkemeler hep muhalifleri baskı altına almaya çalışmıştır. Hep yargının siyasallaştığı söylenmiştir ama gerçeği yansıttığını söyleyemem ama siyaset yargısallaşmıştır. Bunu ihraç edilen yargıç ve savcı sayısına baktığımızda siyasetin nasıl yargıya sirayet ettiğini görmek mümkün. Kimmiş bu şikayeti yapan diye merak ettim. Şikayeti yapan Cafer Özsoy ve Hasan Fırat.
Türk Solu diye bir dergi var ve bunun bir genel yayın yönetmeni var. Bu kişi bir binadan düştü ve öldü. Ama bu intihar olarak geçti kayıtlara. Bunun yerine Gökçe Fırat Çalhanoğlu diye bir kişi getirildi. İlginç bir şey Ergenekon yargılaması yapıldı. ‘Ordu göreve’ manşeti atıldı bu dergi tarafından. Ancak ne tesadüftür ki Ergenekon’dan yargılanmadı bu kişi. Bu Türk Solu’nun işi gücü Kürtleri hedef göstermekti. Bunlara dair tek bir soruşturma açılmadı. Bu kişi şimdi FETÖ soruşturmasından tutuklu. Gökçe Fırat Çalhanoğlu ise benim ve Demirtaş hakkında suç duyurusunda bulunan kişi ile görüntüsü Bakırköy Adliyesi önünde tek görülüyor
Bu bizim için onurdur
Siyaset üç sonuçludur: Kazanma, kaybetme ve uzlaşma. Yargı ise ya kazanır ya kaybeder. Yargı talihsizdir. Siyaset tarihseldir aynı zamanda. Var olan uzlaşmalar, çatışmalar siyaset kurumu tarafından hep göz önüne alınır. Bu dokunulmazlıkta, sorumsuzlukta iktidar milletvekilleri için konulmamıştır. 20’den fazla fezlekem var. Bunları her defasında Meclis kürsüsünde, TV’lerde dile getiriyoruz. 40 yıldır bir çatışma ortamındayız. Hakim düşünce, bunu hep terör sorunu olarak ele aldı. Tasfiye edilmeye çalışıldı ve ne oldu? Bu gelişme bugün üçüncü dünya savaşını tetikleyecek seviyeye ulaştı. Bu meselede de savaşın dışında bir yol mümkündür. Selahattin Bey de İmralı heyeti üyesidir. Ben bir Türkmenim. Bu memlekette başka şeyler de yapmak da mümkünken bunu insanlığımın ve sosyalistliğimin bir gereği saydım. Bu bizim için bir onurdur. Bunun için HDP’den aday oldum. 3 dönemdir de parlamentodayım. Hakim paradigma denenecek her türlü yolu denediğini söyledi bu sorunu bitirmek için. Devletin bilip bilmediği PKK’nin yöneticileri ile 117 defa görüşme yaptık. Bunların hepsini devletin vermiş olduğu güvence ile yaptık. 4 bakan ile görüşüyorduk. Kandil’in önerilerini ve itirazlarını alıp geliyorduk. Bu bizim için bir onurdur.
Hayrı söyledi, şerri uzaklaştırdık
2013 Newrozu bu halkın tarihine barış Newrozu olarak geçmiştir. Sayın Demirtaş’ın bu bildiri de büyük emeği vardır. 187 bin kilometre İmralı Kandil arasında gittim geldim ve çözüm üretmeye çalıştım. Böyle bir emeğin sahibiyiz biz. Barış olacaktır. Çatışma sonrası barış süreçleri vardır. Biz devlete de PKK’ye de uyarılarımızı da yaparak, büyük bir iş yapmaya çalıştık. Bunu yaptığımız için büyük bir linç ile hedef haline getirildik. Yaptığımız ise İmralı postacılığı ile kaldı. Hükümet iki üç defa bu süreçten vazgeçmeye çalıştı. Ceylanpınar’ı adeta davul çalarak sürecin bitmesine gerekçe gösterdiler. Biz çözüm süreci boyunca sadece hayrı söyledik, şerri uzaklaştırdık. Ama hükümette, bu Ortadoğu’da yaşananları çözebilecek hiçbir kimse yok. Olan biteni anlamıyorlar.
Hepsi süreç bittikten sonra
En temel yanılgı şudur. Hep milli hassasiyetler öne sürülür. Ne hikmetse bu topraklar en fazla milli birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olduğumuz günlerden geçiyor. Benim 28 dosyam var. 28 dosyadan ikisi hariç diğerlerinin hepsinin suç tarihi çözüm süreci olarak gösteriliyor ama işleme konulma süreci ise çözüm sürecinin sonrasıdır. Hukuka saygı olarak bu yargılamanın olmamasını isterim.”