Felsefe ve gazetecilik alanında akademik bir geçmişe sahip olan Giroffi yakın zamanda Irak, Suriye ve Türkiye sınırları boyunca seyahat ederek, Kürtlerin tanıklıklarını ‘Benim Adım Kürdistan’ isminde bir belgesel ile anlattı.
 Giroffi belgeselinde, bizi Kürdistan’da bir geziye götürüyor. Belgesel, izleyicilerini Kürt mücadelesi ile ilgili derinlemesine bir araştırma yapmaya davet ediyor. Seyirciyi, bölge çapında bir yolculuğa çıkaran Giroffi, Kuzey Kürdistan dağlarında Kürt gerillaları ile, Güney Kürdistan’da Suriyeli mülteciler ve Kürt siyasi figürleriyle tanıştırıyor.
Irak, Türkiye ve Suriye sınırları boyunca Kürdistan’ın üç parçasını gezen ve belgesel boyunca Kürtlerin bu parçalardaki durumlarını ayrı ayrı ele alan yönetmen Groffi şöyle diyor: ‘’Kürt hakları için mücadele etmek, devlet kurumlarında genellikle yasak olan kendi dillerini kullanmak isteyen Kürtler için her zaman bir sorun olmuştur. Bu, Kürtlerin özerklik ve tarihsel tanınma yönündeki taleplerinin yanında karşılaştıkları baskının sadece bir yönüdür.’’

İlk durak Kandil

Yönetmen Groffi’nin ilk durağı Kandil Dağları... Hem askeri eğitim alanlarında hem de eğitim için kullanılan bölgelerde gerillalar ile görüşmeler gerçekleştiriyor. Gerillaların, feminizm ve çevrecilik gibi konulara büyük önem verdiklerini dile getiren yönetmen, onlarla kişisel yaşamları, eski yaşamlarında neyi özledikleri ve onun yerine, dağlardaki hayatlarında temel ve vazgeçilemez olanın ne olduğunu soruyor. Yine, Ortadoğu’nun siyasi meselelerinin de tartışıldığını söyleyen yönetmen, bir gerillanın kendisine “Bizler Lübnan, Ürdün veya Türkiye’de olduğu gibi Kürt, Türk ve Arapların tüm Ortadoğu ülkelerinde yan yana yaşamalarını istiyoruz. Yani, bakınız, bizler diğer toplulukları bastırıp üstün Kürdistan’ı oluşturmak istemiyoruz” dediğini aktarıyor.
Medya Savunma alanlarından Güney Kürdistan’a, oradan da Rojava seyahati ardından yönetmen Groffi’nin son durağı Amed oluyor. Groffi, burada sonlanan yolculuğunu şu sözlerle ifade ediyor: ‘’Diyarbakır’da sonlanan Kürdistan genelindeki yolculuğum, Kürt hakları için hâlâ katedilmesi gereken uzun bir yol olduğu konusundaki fikrimi pekiştirdi.’’


SUNA ALAN/LONDRA