8 Mart, Newroz ve 4 Nisan Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi için onlarca yıldır gelenekselleşmiş eylem etkinlik takvimidir. Baskılara, saldırılara, tutuklamalara rağmen hep inatla, bedeller ve şehitler verme pahasına da olsa kutladık. Kadın baharı olarak anlam bulan 8 Mart, binlerce yıllık direniş, diriliş ve bahar bayramı Newroz, Rêber Apo’nun doğum günü vesilesi ile Kürtlerin yeniden doğuşu olarak anlam bulan 4 Nisan. Küresel çaptaki bir virüs yüzünden belki tarihinde ilk kez istenildiği gibi ve anlamına uygun biçimde karşılayamadık bu günleri. Haftalar öncesinden başlayan etkinlikleri yapamamanın boşluğunu yaşadık.

Baharı yeni başlangıçların zemini yapan direniş ritüelleri gibi olmuştu bu etkinlikler. Yine de korona günlerinin koşullarına uydurulmuş biçimde kutlandı 8 Mart ve Newroz. Birkaç gün sonra halklara, kadınlara bu karanlık çağa umut olmuş Rêber Apo’nun doğum gününü de benzer koşullarda karşılayacağız. Üzerinde kimliğimize dair hiçbir emarenin olmadığı nüfus kağıtlarımızda çoğunlukla yanlış yazıldığından ve gelenek olarak yerleşmediğinden aslında doğum günleri çok da anlam verilen bir gün değil Kürtlerde. Rêber Apo da ilk kez kutlandığında gülümseyerek bunun anlamlı olup olmadığını sormuştu avukatlarına. Daha sonra giderek yaygınlaşan kutlamalar ve halkın sahiplenişi, bir gelenek haline geldiğinde doğum gününü kadınlara ve analara armağan ederek bu günün ağaç ekerek karşılanmasını istedi.

Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi’nin öncülüğünde yirmi yıla yakın bir süredir Rêber Apo’nun doğum günü kutlanıyor. Dünyanın dört bir yanında 4 Nisan’a atfedilmiş yüzlerce “Önderlik bahçesi” oluştu. Rêber Apo bu sahiplenişi “Mesele benim o şehirde, o köyde, o toprakta doğmuş olmam meselesi değil, halk kendi doğuşunu kutluyor, bunu kendi doğuş günü olarak görüyor, kendi rönesansı gibi görüyor” biçiminde değerlendirmişti. Kürt rönesansının sonuçları Rojava Devrimi ile bütün dünyada yankı bulup yirmi yıl önce yapılmış bu tespiti haklı çıkardı. Anlam kaybedildiğinde biçimselleşme riski taşıyan her etkinlik gibi Rêber Apo doğum günü konusunda bir uyarı yapmayı da gerekli görüp şöyle demişti: “Ama içi boşaltılmış bir kült haline dönüştürülmemesi gerekir. Benim bir anlamım var, ki böyle bir anlamım olduğuna inanıyorum. Benim bu anlamım üzerinde durmaları önemlidir.” Korona koşullarında karşıladığımız 4 Nisan’ı belki de bu anlamlandırmaya odaklamamız gerekir. Kürtler, bölge halkları, kadınlar, sistem karşıtı hareketler ve bu dünya için Rêber Apo’nun taşıdığı anlam, varlığı ve özgürlüğü ne anlam taşıyor?

Rêber Apo, bu sistem karşıtı güçlerin alternatif bir modernite ortaya çıkarmasını sağlayacak fikir, eylem ve örgütlenmelerin yol göstericisidir.  Çünkü sistem karşıtı güçlerin zayıf kaldıkları nokta burasıdır. Sistem eleştirisi güçlü olmakla birlikte alternatif sistemi tanımlamamak, onun politik mücadelesini ve kurumlaşmasını sağlayamamak. Ya da onu savunacak örgütlenmelere kavuşturamamak. Rêber Apo’nun ekolojik yıkıma karşı ekolojik devrim, kadın kırımına karşı kadın devrimi, devlet örgütlenmesine karşı demokratik konfederalizm modeli, ulus devlete karşı demokratik ulus modeli ve demokrasi kültürünü ve komünal yaşamı geliştirecek eko-topluluklar ile bunları somutlaştırmıştır. Endüstriyalizme karşı eko-ekonomi, komünal ekonomi ile kapitalist moderniteye her alanda alternatifler sunmuştur. Virüsün sebebi olan bu sistem, devletleriyle, medyasıyla, etik sorunlara boğduğu bilimiyle bilinç, duygu, ruh dünyamızı, tutum ve davranışlarımızı yönlendirmek için sürekli bilgi bombardımanına tutmaktadır. Rêber Apo savunmaları ve kitaplarıyla bir süzgeç gibi bunları ayrıştırmamızı sağlayan düşünsel külliyatı ortaya çıkardı. Sistem karşıtı aydın ve entelektüellerin korona da dahil olmak üzere sistem krizine özgürlük sosyolojisi penceresinden bakabilecek bakış açısını ortaya çıkardı. Tüm bunları gerçekleştiren bir lider olarak 71. yaşına İmralı tecrit sistemi altında giriyor oluşu hepimizi Reber Apo’nun bizim için taşıdığı anlamı sorgulamaya götürmeli…