Benim yaram kabuk bağlamadı

30 Mayıs 2022 Pazartesi - 19:00

Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan

Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan

  • Gezi Direnişi’nde katledilen Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan, "Oğlumu hiç unutmadım. Ölümünü kabullenemiyorum. Bir gün çıkıp gelecekmiş gibi gözlüyorum yolunu. Benim yaram hiçbir zaman kabuk bağlamadı ve bağlamayacak. Yaşatılmış olsaydı şimdi 23 yaşındaydı" dedi. 

AKP iktidarının hukuksuz uygulamalarına karşı 31 Mayıs 2013'te İstanbul Beyoğlu'ndaki Gezi Parkı'nda başlayan ve daha sonra 79 kente yayılan Gezi Direnişi'nin üzerinden 9 yıl geçti. Gezi Parkı'ndaki tarihi ağaçların kesilip yerine Topçu Kışlası adı verilen AVM projesinin yapılacağının duyurulması sonrası harekete geçen yüz binlerce kişi, yaklaşık iki aydan fazla 79 kentte direndi. Tüm dünyanın gündemine oturan toplumsal olaylarda resmi kayıtlara göre 8 kişi yaşamını yitirdi, 9 bin 63 kişi ise yaralandı. Resmi rakamların aksine Gezi Direnişi'nin sürdüğü dönemde toplam 11 kişi hayatını kaybetti; Mehmet Ayvalıtaş, Berkin Elvan, Hasan Ferit Gedik, Burak Can Karamanoğlu, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Medeni Yıldırım, Mehmet İstif ve Elif Çermik. Olayların başladığı dönemde başbakan olan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan ölüm ve yaralanmalara dair “Polise talimatı ben verdim” dedi.  

Gezi Direnişi sırasında katledilen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ile Mehmet Ayvalıtaş’ın babası Ali Ayvalıtaş, direnişin yıl dönümü dolayısıyla MA'dan Doğan Kaynak'a konuştu. Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Gezi'nin toplumsal bir direniş olduğunun altını çizerek, o dönem biriken öfkeye dair, “Bıçak kemiğe dayanmıştı” dedi. İktidar medyasının “3-5 ağaç” söylemleriniz gerçeği yansıtmadığını belirten anne Elvan, “Hepimiz alanlara çıktık, isyanımızı dile getirdik. ‘Bu parkı yıkamazsınız’ dedik” dedi. Gezi Direnişi döneminde Ankara'da polis tarafından öldürülen Ethem Sarısülük’e dair oğlunun “anne herkes ölüyor” sözünü hatırlatan Elvan, "Maalesef Ethem’den iki üç gün sonra yavrum da vuruldu. Daha sonra Ali İsmail Korkmaz’ın vurulduğunu duyduk. Artık biliyorduk ki vur emrini vermişler” diye konuştu. 

Benim yaram kabuk bağlamadı
 
Oğlunun vurulduktan sonra insanların kendisini yalnız bırakmadığını söyleyen Elvan, şöyle devam etti: “Hastane’de 269 gün boyunca benim yanımdaydılar. Halen de yanımdalar. Ethem Sarısülük’ün annesi ile birbirimizden hiç kopmadık. Bir aile olduk. Oğlumu hiç unutmadım. Onun ölümünü halen kabullenemiyorum. Bir gün çıkıp gelecekmiş gibi gözlüyorum yolunu. Benim yaram hiçbir zaman kabuk bağlamadı ve bağlamayacak. Zaman sanki benim için durmuş hiç ilerlemiyor gibi. Eğer oğlum yaşamış olsaydı demiyorum, yaşatılmış olsaydı şimdi 23 yaşındaydı."

Gezi'yi unutmayacağız
 
Gezi Davası'ndan tutuklanan ve hapis cezasına çarptırılan kişilerin iktidar tarafından cezalandırıldığını belirten Elvan, “Mücella ablaya, Can Atalay’a, Tayfun’a, Çiğdem’e, Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış cezalar verdiler. Bizim çocuklarımızın katilleri elini kolunu sallayarak geziyor. Bu insanlar içeride” dedi. İktidar cezalarla insanları korkutup geri adım attırmaya çalıştığını kaydeden Elvan, şunu ekledi: “Gezi'yi unutmayacağız, unutturmayacağız.” 

Haksızlığa karşı başkaldırıydı
 
Gezi Direnişi'nde polis aracının çarpması sonucu hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş’ın babası Ali Ayvalıtaş ise “O eylemde süratle gelen bir emekli polis, oğluma çarpıyor. Onun peşinden Mehmet Görkem Demirbaş adında biri cipiyle hızlı bir şekilde gelip çarpıyor. Aynı zamanda yeğenim Seyit de ağır yaralanıyor. Biz hastaneye gittik, bize ‘Mehmet’in durumu çok kötü Bostan’cıdan Memorial Hastanesine götürülmüş’ dediler. Göztepe’yle Bostancı arası sanki Diyarbakır’a gitmişim gibi geldi. Çok uzak geldi” sözleriyle oğlunun vurulduğu dönemi anlattı.  Gezi'nin "devlet terörüne karşı bir başkaldırı" olduğunu söyleyen baba Ayvalıtaş, şunları ifade etti: “Devlet nasıl terör yapıyordu? Hamile kadınlar ‘kapıya çıkamaz’ diyordu. Devlet, ‘iki genç bir yere oturup çay içemez’ diyordu. İki kent hariç 79 kentte ayaklanmalar oldu. Milyonlarca insan ayaklandı. Her mitinge gittiğimde Gezi’de hayatlarını kaybedenlerin resimlerini görüyorum. Bu resimler, onların milyonlarca insana dönüştüğünün bir göstergesidir. Ben Mehmet’in babası olduğum için kendimi şanslı görüyorum. İçim yanıyor. Allah kimseye evlat acısı vermesin ama Gezi, haksızlığa, zulme karşı bir başkaldırıştı. Gezi bir devrimdi. Gezi bir halkın isyanıydı.” 

Vakıfla adını yaşatıyor

Oğlu ve yaşamını yitiren eşi için MAFAV adıyla vakıf kurduğunu ve bu vakıfla yardıma muhtaç olan insanlara yardım ettiğini aktaran Ayvalıtaş, vakıfla hem oğlunun hem de eşinin isimlerinin yaşayacağını ifade etti. Ayvalıtaş, "Bu vakıfı zor şartlarda kurduk. Baya uğraştırdılar bizi. Yaşadığımız Mustafa Kemal Mahallesi'nde her kesimden insanlar var. Hepsi de fakir insanlar. Bazı insanlarımız var eşinden boşanmış maddi olarak sıkıntıları var. Bazılarının çocukları okuyor. Onlara yardım edeceğiz. Bazı insanların ekmek paraları bile yok. Vakıfımızı çalışır bir vaziyete getirmek için 2 Haziran’da bir araya geleceğiz” dedi. İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.