
Geçen hafta Berlin’de siyasi temaslarda bulunan HDP Delegasyonu, ziyaretinin son buluşmasını HDP’yi destekleyenlerle gerçekleştirdi.
İtinayla gözlemlediğim bu buluşmada, son yılların uçta nostaljik bir tablosuyla karşılaştım.
Baştan bu yana, dünden bugüne, bugünden yarına, yarınlardan geleceğe ne olmuşsa ve de ne olacaksa çok şey konuşuldu; cilasız; saf ve haklı olanların söz hanesinde ne varsa konuşuldu.
Hatırlatmak için değil, on yıllar geçmesine rağmen, kollektif ve aynı zamanda, her kesimden bireylerin hafızalarına yüklü olanların birbirine ne kadar akraba olduğuna ve her defasında da aralarında mesafe bulunan resim karelerine tanık oldum.
Aktarıyorum:
“…Zindanlarda da olsa, mücadele yükselecek;
Ankara sıkıştı; mücadelemiz daha da güçlü devam edecek ;
Zeki Şengali’nin şahadetini, Dersim’de ormanların yakılışı, mücadelenin yeniden canlanmasına yol açtı;
Dağdaki mücadeleyle, sokaklardaki mücadeleyi birleştiren mücadeleyi kimse durduramaz;
Erdoğan HDP’den neden bu kadar korkuyor?
Korktuğu;
biteceği için…;
Erdoğan sadece düşmeyecek…;
İmralı’nın kapısı açılacak;
Kobanê’de, Şengal’de, Cizre’de, Berlin’de de tek amaç tarihi sorgulamak;
İran’da idam edilen gençlerin, Şengal’deki katledilenlerin, Zeki’nin hesabını soracağız;
Hapishanelerde yükselen seslerin sözcüsü olacağız!;
Halkımıza minnet borcumuz var (HDP);
Birlikte başaracağız;
12 Eylül rejimi hala sürüyor;
Zulüm varsa, mücadele de var, direniş sürecek;
Mesele oy hesabı, seçimleri kazanmak da değil; bu uzun soluklu mücadelenin devamını sağlamak için, diri durmaktır asıl mesele;
Eğer başarırsak, tüm dünya halkları kazanacak;
Güçlüyüz, zulmün yükselmesi, güçlü olduğumuzdandır;
Kurtuluş yolunda direnmek için birlikteyiz, yürümeye devam edeceğiz…”
Aktardıklarımın konuşulduğu salonda, 70’lilerden 90’lı yıllara dek üç nesil buluştu.
Bu tablonun kahramanlarından biri de, 80’li yılların romantik atmosferinden bir adım bile uzaklaşmayan, bana yabancı, genç bir sima.
Kutlamak için selamlıyorum.
Mülteci diyarlar için “yabancı” bu duruşun sahibinin nereden geldiğini merak ediyorum.
Diyarbekirli.
Daha 7’sindeyken, siyaset dünyasına “ayakkabı boyacılığı“ yaparak, adım atmış.
Sonra, tutuklanmış, işkenceye uğramış,
Ne çocuk gibi çocuk;
Ne de delikanlı gibi bir genç olmasına müsade etmemişler.
O da, çocukluk ve gençlik hayallerini, siyaset hanesine yüklemek zorunda kalmış.
Heyecanından hiçbir şey yitirmediğini söylemesine gerek yok.
Konuşmaya başladığında, sözleriyle yaşı arasında, gençliğin kemâleti lehine hissettiğim derin bir uçurum, onu ayrıcalıklı kılıyor.
Halka borcu olduğunu söylüyor.
Önemlisi, kendisine de borcu var.
Irmağı sonuna kadar yüzmek isteyen adam.
HDP’nin Berlin nostaljisinde, geçmişle gelecek arasına konmuş bir umut elçisi;
Direniş tarihinden bugüne, özgür olmayanlar özgürleşinceye kadar, kıpırdayacak bir yürek gibi!