FEHMİ KATAR/BERLİN
Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen 8. Kürt Film Festivali açılışını Çirkin Kral’la yaptı. 40 belgesel, kısa ve uzun metrajlı filmin gösterileceği festival 29 Ağustos’a kadar sürecek.
Cuma günü Babylon sinemasında Hüseyin Tabak’ın yönettiği, prodüktörlüğünü Mehmet Aktaş’ın yaptığı belgesel, Yılmaz Güney şahsında Türkiye sinemasındaki devrimci değişim dönüşüm ile Kürt sinemasının temelleri hakkında bilgiler veriyor. Filmin yapımcısı Mehmet Aktaş, “Kürt sineması Yılmaz Güney şahsında hapiste doğdu diyebiliriz. Daha doğrusu Kürt sinemasının ilk temel taşları cezaevinde atıldı. Yılmaz Güney bir yandan Türkiye sinemasında devrim yaparken, öte yanda ise Kürt sinemasının kurucusu oldu. Mücadelesi, kararlılığı, duruşu ile Türk ve Kürt halklarının ortak sembolü oldu" ifadelerini kullandı.
Yönetmen Hüseyin Tabak ise Yılmaz Güney’in izini sürmek amacıyla Almanya, Fransa, Yunanistan, Türkiye’ye ve Kürdistan’a gittiğini belirterek, Lice’de yakılmış köylerden 2013 Amed Newrozu’nu da dahil ederek Yılmaz Güney’in aşıladığı umudu açığa çıkarmak istediğini söyledi.
Kürt sinemasında kadın perspektifi
8. Berlin Kürt Film Festivali'nin üçüncü gününde ise ”Kürt sinemasında kadın perspektifi“ paneli düzenlendi. Kadın yönetmen Berivan Benevşa ve Yapımcı Sidar Aslan'ın moderatörlük yaptığı panelde oyuncu Zübeyde Bulut ile ses sanatçısı ve oyuncu Rewşan Çeliker katılımıyla Kürt sinemasında kadın perspektifini ve kadınların yaşadığı sorunları anlattılar.
Êzîdî kadın oyuncu Zübeyde Bulut, eğitimini Almanca aldığını belirterek, "Ben iki kimlikle büyüdüm. Hatta Kürt sineması ile tanışana kadar daha çok Almanlarla beraberdim, Kürtlerden uzak duruyordum. İlginç bir şekilde Kürtlere yakın durmanın bana zarar vereceğini düşünüyordum. Ama sonrasında bunun ne kadar yanlış olduğumu gördüm. Mitos'un bir filmini gördükten sonra asıl yerimin Kürt sineması olduğunu, dilime, kültürüme geri dönmem gerektiğine karar verdim" dedi.
Bir Kürt oyuncu olarak bütün klişeleri kırmak istediğini ifade eden Bulut, Alman sinema sektörünün oldukça ırkçı ve içine kapanık olduğunu da sözlerine ekledi.
İstanbul'da yaşayan sanatçı Revşan Çeliker, Kürt sinemasında karar vericilerin erkekler olduğuna dikkat çekerek, İstanbul'da nerdeyse hiçbir Kürt kadın yönetmenin olmadığını ifade etti. Çeliker, erkek yönetmenler tarafından oluşturulan hikayelerin ise sorunlu olduğunu kaydetti.