İsviçre Gündemi


Dünyanın en zengin ve en güçlü ülkelerinden biri olan İsviçre, bir türlü yabancı fobisinden kurtulamıyor.
Ülkede yabancıların tartışılmadığı, referandum konusu yapılmadığı gün ve yıl yok gibi. Geçtiğimiz günlerde gazetemizde genişçe işlediğimiz “suç işleyen ve sosyal yardım alan yabancıların vatandaşlığa alınmaması” girişimi geçen Pazar günü yapılan referandumda halk tarafından kabul edildi. Yani bir yabancı herhangi bir suçtan dolayı 2 veya daha fazla yıl ceza almışsa vatandaşlığı ile sosyal yardım alanların başvuruları kabul edilmeyecek. Girişimi “aşırı yabancı düşmanı” olarak tanımlanan İsviçre Halk Partisi’nin gençlik kolları başlattı. Girişimi başlatan partinin niteliği, aslında halkın da eğilimlerini ortaya çıkardı. Bern halkı da birçok kantonda olduğu gibi yabancılara karşı ayırımcılığa onay verdi.
Bern hükümeti uluslararası insanlık ve tarafsızlık şemsiyesinin, kendi topraklarında bu kadar çiğneniyor olmasını demokrasiyle açıklar. Bu sık yapılan bir tartışmadır. Denir ki İsviçre bir referandumlar ülkesidir ve halkın aldığı kararlar esastır. Ama her seferinde ırkçı eğilimleri ve büyük sermayenin gücünü arkasına alan parti ve partiler, bu türden referandumları kazanma şansına sahip olurlar. Örneğin Sosyalist Parti Gençlik örgütünün “gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi” referandumu ülke genelindeki oylarla reddedildi. Yani İsviçre halkı bir şirket müdürünün bir ayda kendisinden katbekat yüksek ücret almasını umursamadı, ama aç kalmamak için sosyal yardım alan bir mülteciye ülkeden çıkış kapısını gösterdi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi ve Cenevre Mülteciler Konvensiyonu, İsviçre’nin uymakla yükümlü olduğu uluslararası anlaşmalar, bu partileri asla etkilemez. Söz konusu olan yabancılar ise ayrımcılık, aşağılama, ötekileştirme çabaları sınır tanımaz.
Bu referandumda da bir kez daha İsviçreli demokratik kurumlarının, duyarlı insan hakları örgütlerinin yabancı örgütlerden destek almamasına tanık olduk. Yine yalnız bırakıldılar. Çabaları tek başına yetmedi. Yabancıların kendi haklarına sahip çıkmadıkları bir yerde, farklı sonuçlar alınması da beklenemezdi.
Bu sessizlik ve ilgisizlik ırkçı partilere giderek daha fazla yabancıların yaşamlarına müdahale etme cesareti veriyor.
Yabancılar ve kurumları sadece seyrediyor…
Sadece kızıyorlar ve eleştiriyorlar…
Sonuç değişmiyor ve değişmeyecek gibi gözüküyor.