Basına, düşünmek istemeyenler ve kısa metrajlı siyaset senaryolarına göre, Kürdistan siyasetiyle ilgili tam bir karmaşa hakim.
Öyle gösteriliyor.
Çünkü bu Türkiye’deki kolonyal faşist sistemin temsilini yapan AKP’nin de işine geliyor.
Sanki Kürt siyaseti tehlikeli bir dönemeçte.
Ve sanki yarın herşey bitecek gibi.
“Tehlike”ye işaret edenlere “Kürt simaları” da eklendi.
Yazık bir açıklama Tarık Ziya Ekinci’den geldi. Ekinci “Radikal” ile yaptığı söyleşide, “Demokratik Özerklik” ilanını, “lafta kalacak” olarak reddetti.
Sonra AKP’nin Kürt dünyasındaki sol kolları Ümit Fırat ve Kızılkaya konuştular.
Fırat, Türkiye’yi 1993’teki oyuna gelmemesi için uyardı.
Kızılkaya, “Hükümetin tuzağa düşmemesi”ni diledi.
Gerçekten bir tehlike mi var?
Açık olan şu: AKP ve basın “puslu hava”yı kanıksayanları çoğaltıyor.
Ulaşmak istediği “hedef” ise “berrak”.
“Demokratik Özerklik”in, uzun vadeli kollektif bir “Kürdistan” projesinin ilk adımı olduğunu bilen AKP ve Türkiye siyasetini, kendisini bekleyen “bela”dan kurtarmak için, Türkiye’deki siyaseti “sessizliğe” boğdu.
Ama tanklar ve silahlar susmadı.
İran Güney Kürdistan’a saldırdı ve bu Türkiye ile işbirliği içinde yapıldı.
BDP’li parlamenterler Diyarbekir’de grup toplantısı yaptılar.
Bu, Kürdistan’ın başka bir ülke olduğunu Ankara’dakilere azmettiren önemli bir adım oldu.
Yanı Kürt Hareketi’nin attığı adımlar, Ankara merkezli kolonyal beyinleri çıldırtacak önemde bir potansiyel oluşturdu.
Kürt hareketi, egemen mantığın güçlü olduğu dünyada, Kürtler’in devamla “köle” kabul edileceklerini çoktandır biliyordu.
Bundan dolayı da son dönemde, siyasette çok yönlü adımlar attı.
Clinton, BDP ile görüştü ve Türk yönetimine tam destek verdiğini ima eden açıklamalarda bulundu.
Bu, Kürdistan’da forsu düşen Türk kolonyal gücü AKP’yi Kürtler’e yeniden alternatif olarak sunma çabalarının devamıydı.
Peki AKP nelere hazırlanıyor?
Büyük bir ihtimalle AKP, Kürt Hareketi’nin katılımı olmaksızın “yeni açılımlara” gidecek.
Bunlardan biri, yerel yönetimleri güçlendirme projesi olabilir.
Bir diğeri ise biçimi ve kapsamı ne olursa olsun bir “af” ilanı olabilir.
Bir açılım ise şimdilerde başlatıldı:
Sürgün’den AKP’ye takviye başladı:
Kemal Burkay Kürdistan’a gitmek için, Türkiye’ye dönüyor.
Başkaları da var ve devamı gelecek gibi.
Belki bir “af” için açılım yapıldığında, Kemal Burkay siyasete adım atacak.
Stockholm’de Salih Kevirbiri ile  yaptığı Kürtçe söyleşisinde, nereye yerleşeceği konusunu saklı tutan Burkay’ın TRT (şaş)‘a yakın bir projenin destekçisi olabileceği ihtimalini yüksek buluyorum.
Yoksa, duvar arkası hazırlıklar sonucu kararlaştırılan sessiz “geri dönüş”ün anlamı ne olabilir ki, eğer AKP için siyasi kazancı yoksa.
Ama eğer Kürdistan’ın katettiği mesafe ile ilgisi varsa, bu neden siyasi bir geri dönüş değil? Yani görkemsiz.