5 oğlu Türk cezaevlerinde olan Ahmet Ertunç, ”Her biri ayrı yerde. Hangisine yetişip ziyarete gidebilirim ki?” diyerek kendilerinin de cezalandırıldığını söyledi.

HAMZA GÜNDÜZ / MA/HAKKARİ

Hakkari’de ikamet eden Ahmet Ertunç’un toplamında 81 yıl hapis cezası alan 5 çocuğu Tekirdağ, Diyarbakır ve Van cezaevlerinde tutuklu. Oğlu Fırat Diyarbakır T Tipi Cezaevi’nde, Murat ve Recep Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde, Ali ile Ferhat ise Van F Tipi Cezaevi’nde tutulduğunun bilgisini veren baba Ertunç, her biri ayrı yerde olan çocuklarının görüşüne gitmekten zorlandığını dile getirdi.

Baba Ertunç, en büyük oğlu Fırat’ın ”Örgüt üyeliği” iddiasıyla 16 yıl; Murat’ın aynı suçtan 25 yıl; Ali’nin de aynı suçtan 14 yıl; Recep’in iki ayrı dosyadan ”Yardım yataklık” suçlamasıyla 14 yıl ve küçüğü Ferhat’ın ise yine ”Örgüt üyeliği” iddiasıyla 12 yıl hapis cezası aldığını kaydetti. Çocuklarının ziyaret etmekte çektiği güçlüğü dile getiren Ertunç, ”Benim çocuklarım sadece onurlu birer insan oldukları için tutuklandılar. Yıllardır oğullarımı bilinçli bir şekilde cezalandırıyorlar. Bir dosyadan aldıkları ceza bitmeden başka bir dosya açıp ondan da ceza veriyorlar. Yıllardır cezaevlerinde rehin tutuluyorlar” dedi.

Biz de cezalandırılıyoruz

 Her bir çocuğun başka cezaevine gönderilmesini aileyi de cezalandırma olarak gören Ertunç, şöyle devam etti: “Murat ve Recep’i Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne götürmüşler. Ekonomik durumumuz iyi olmadığı için onları yılda bir kere bile ziyaret edemiyoruz. Ferhat’ı Diyarbakır T Tipi’ne götürmüşler. Diğer ikisi ise Van’da. Şimdi hangisine yetişip, ziyarete gidebilirim ki? Burada devletin bunu yapmasının tek sebebi oğullarımla birlikte beni ve annelerini de onlara ulaşma yollarını tıkayarak cezalandırmaktır. Murat ve Recep yeğenlerini dahi hiç görmediler. Kaç defa götürmemi istediler ama çok uzun bir mesafe olduğu için gelinimi ve torunumu götüremedim.”

Her ay ancak birine para

 Ekonomik sıkıntıları dile getiren Ertunç, şöyle devam etti: “Ben emekli maaşımla hem geçinmeye hem de cezaevindeki çocuklarıma bakmaya çalışıyorum. Aldığım emekli maaşımdan kirayı çıkarınca elimde kalan 950 TL’yi eve harcıyorum. Her ay ancak bir çocuğuma para gönderebiliyorum. Onların acil bir ihtiyaçları olduğu zaman evdeki giderlerden kısıp, gönderiyorum. Çok zorlanmamıza rağmen dik durmaya devam edeceğiz. Benim evlatlarım yanlış bir şey yapmadılar. Aile olarak sonsuza kadar onların yanındayız.”

 
 

106 gündür açlık grevinde

 

Derik İlçe Kaymakamı Muhammet Fatih Safitürk’ün öldürülmesiyle ilgili iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Şerif Mesutoğlu, adil yargılama talebiyle 106 gündür açlık grevini sürdürüyor.

Safitürk’ün odasına yerleştirilen bombanın patlatılması sonucu ölümüne ilişkin açılan davada, iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 18 yıl hapis cezası verilen kaymakamın Yazı İşleri Müdürü Şerif Mesutoğlu, adil yargılanma talebiyle 106 gündür açlık grevinde. Önceki gün eşiyle Siverek T Tipi Cezaevi’nde görüşen Saime Ateş Mesutoğlu, eşinin 29 kilo verdiğini belirterek, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’nce (BAM) de onanan ceza için Yargıtay’ın bir an önce adilane bir biçimde dosyayı inceleyerek karar vermesini istedi.

Mesutoğlu’nun 24 Haziran’dan beri açlık grevinde olduğunu hatırlatan eşi Saime Mesutoğlu, verilen cezanın istinaf mahkemesi tarafından onaylanmasının ardından Yargıtay’a taşınan dosyada şu ana kadar herhangi bir kararın verilmediğini  söyledi. Adil bir yargılamayla ve karartılan delillerin incelenmesiyle gerçek faillerin bulunacağına dikkat çeken Mesutoğlu, eşinin adil yargılanma talebinin yerine getirilmediği sürece eylemini sürdüreceğini, bir an önce adil bir yargılanmanın yapılmasını istedi.

Eşinin 58 kiloya düştüğünü, baş dönmesi, kulak çınlaması ve çok şiddetli ağrılar çektiğini dile getiren Mesutoğlu, yetkililere ve duyarlı kesimlere çağrıda bulunarak, kaymakamı öldürenlerin bulunmadığını, bulmanın da Adalet Bakanlığı’nın görevi olduğunu yineledi.

 
 

Çocuğumla görüştürmüyorlar

F Oturumu’nda konuşan hasta tutsak İlhan Dikme’nin annesi Ayşe Dikme, ”Çocuğumu görmeme izin vermiyorlar. Çocuğumun yaşamından endişe duyuyorum” dedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği ”F Oturumu”nun 393. haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı. Bu haftaki eylemde hasta tutuklu İlhan Dikme’nin durumuna dikkat çekildi.

İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran, Dikme’nin 1972 doğumlu olduğunu ve 2010’da gözaltına alınıp bırakıldığını söyledi. Dikme’nin tutuksuz yargılanmasının sonucunda 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldığını kaydeden Onaran, “2 Nisan 2019’da tutuklanarak Balıkesir Kepsut Hapishanesi’ne konulmuş ve kalabalık bir odaya alınması talebi ile yaptığı başvurulara rağmen 1 buçuk ay tek başına tutulmuştur” dedi. 22 Nisan’da yoğun göğüs ağrısı ve 24 Nisan’da yoğun baş ağrısı şikayetiyle önce Kepsut Devlet Hastanesine daha sonra cezaevi revirinde hipertansiyon tanısı ile takibinin yapıldığını hatırlatan Onaran, ”18 Haziran’da hiçbir gerekçe gösterilmeden Kocaeli Kandıra 2 No’lu F Tipi Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiş, burada da 3 gün tek başına tutulduktan sonra iki kişilik bir odaya alınmıştır. Ailesinin yaptığı araştırmada, 18 Haziran’dan, beyin kanaması geçirdiği 11 Eylül tarihine kadar tedavisinin devam ettiğini gösteren bir kayda rastlanmamıştır” diye konuştu.

Dikme ile aynı odada kalan bir tutuklunun Dikme Ailesi’ne mektup gönderdiğini kaydeden Onaran, şöyle devam etti: “Dikme ile aynı odada kalan mahpus, 11 Eylül’de gece saat 02.30’da İlhan Dikme’nin inlemesi ve hırıltılı sesleri üzerine uyanmış, yanına gittiğinde bilincinin kapalı olduğunu görmüştür. Yatağında yan çevirdiğinde ağzındaki kusmuk dışarıya çıkmış ve nefes alış verişi düzene girmiş. Hemen ardından memurlara haber vermiş, ambulans gelerek İlhan Dikme hastaneye sevk edilmiştir.

6 saat süren ameliyat

Ailesi, Dikme’nin önce Kocaeli Devlet Hastanesi’ne ardından Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi’ne gönderildiğini, burada beyin kanaması tanısı ile yatırıldığını öğrenmiştir. Görüşmelerine izin verilmemiş olmakla birlikte yine aynı gün anjiyo için götürülürken karşılaşmışlar çocuklarıyla. Dikme’nin bilinci açık bir vaziyette görmüşler ve yanlarından geçerken ailesine ‘günaydın’ diyerek seslenmiştir. Doktor, anjio sonrasında beyin kanaması tanısı ile ‘ameliyata alınacaktır’ dedi. 6 saat süren ameliyat sonrasında da ameliyatın iyi geçtiği, bir hafta sonra taburcu edilerek hapishaneye geri gönderilebileceği bildirilmiştir. Ameliyat akşamı, doktorun verdiği bilgilere uygun olarak ilhan Dikme uyanmış hatta hemşirenin yardımı ile çorba içmiştir.”

Beyin ödemi gelişmiş

 Ameliyattan 48 saat sonra doktorların aileye Dikme’de komplikasyon (bir hastalık varken başka hastalığın eklenmesi) geliştiğini ve durumunun ağırlaştığını bildirdiğini aktaran Onaran, ”Ardından uyutulmaya başlanmıştır. Bu sürede akciğer enfeksiyonu ve beyin ödemi gelişmiş ve beyin ödemini atabilmesi için 1 Ekim günü beynine diren takılmıştır” diye belirtti. Anne ve babasının görüş için izin alamadığına değinen Onaran, ”Eşi ve kızı savcılıktan izin alarak günde sadece 5 dakika kendisini görebilmekte ancak anne ve babası görüş yapamamaktadır”  dedi.

Dikme’nin annesi Ayşe Dikme ise oğlunun bilincinin kapalı olarak uyutulduğunu hatırlatarak, ”Çocuğumu görmeme izin vermiyorlar. Kelepçeli olarak hastanede tutuluyor. Kelepçenin çıkarılmasını ve serbest bırakılmasını istiyorum” diyerek çocuğunun yaşamından endişe duyduğunu söyledi.