Bu resim, ölümlerin, şehirlerdeki kuşatmanın, buzlukta saklanan çocuk cesetlerinin, keskin nişancıların, sokak başlarındaki tankların, havada uçan bombardıman uçaklarının anlatamadığını size anlatır:

Yaşanan "savaştır."
Her savaşta üç bayrak vardır. İlk ikisi savaşan taraflara aittir. Ama bu iki bayrak kendi başlarına savaşın savaş olduğunu anlatmaz. O bayrakları her yerde, her zaman görebilirsiniz. Yalnızca "beyaz bayrak" savaşı anlatır. O "beyaz bayrağa" yalnızca savaş alanlarında ve savaş meydanlarında rastlanır.
Şimdi siz "savaşın resmini" görüyorsunuz.
Resme iyice bakınız. Hasta ve yaşlı bir erkek. Yanında eşi ve gelini. Ellerinde "beyaz bayrak"…
Acaba ne düşünüyorlar?
Hastanın "kuşatmadan" çıkarılması için, yanında "iki kadın" ve "iki beyaz bayrak" yalnızca savaşlarda bir "çare" olur. Hasta adamın ve gelininin elindeki "beyaz bayrak", AKP hükümeti ve Saray için verilmiş suçluluk hükmüdür. Sivillerin ordu ve polis kuşatmasından çıkamadığının kanıtıdır. Yüzbinlerce Kürt'ü beş gün, altı gün, on gün "ev hapsine" alma, başını evinden çıkaran her kesi öldürme suçu, o beyaz bayraklarda, görmeyen gözlere gösterilmiş, duymayan kulaklara duyurulmuştur.
Her hallerinden "sivil" ve "silahsız" oldukları belli olan insanlar neden "beyaz bayrak" çeker?
Vurulmamak için.
Çünkü vuruluyorlar. Sivilleri vuruyorlar. Vurdukları için, artık çaresi kalmayan "insanlık", "belki vurmazlar" diye "beyaz bayrak" çekerek "kuşatmadan" çıkmaya ve hastasını hastaneye ulaştırmaya çalışmakta.
"Tek vatan, tek devlet"… Amenna.
Amenna ama bu üç insan, o "tek vatanın" kendi vatanları olduğuna, o "tek devletin" kendi devletleri olduğuna artık inanabilirler mi? İnsan, kendi "ortak vatanında", kendi "devletine" karşı "beyaz bayrak" çeker mi?
"Beyaz bayrak" düşman karşısında çekilir. "Beni vurma, silahsızım, sivilim, çaresizim, hastayım, öleceğim, kuşatmadan çıkmama izin ver" anlamına gelir.
Ben günlerdir uyarıyorum: Kürt Özgürlük Hareketi'ni tasfiye edemezsiniz… Kürt gençliğine boyun eğdiremezsiniz. Ama PKK Önderi Öcalan’ın "programını", hayallerini, hedeflerini "yüz yıl" boyunca "geçersiz" hale getirebilirsiniz; "Ortak vatan, ortak devlet" bilincini yıkabilirsiniz. Yıkıyorsunuz. Sıktığınız her kurşun Öcalan’ı vuruyor.
Baksanıza şu resme:

"Beyaz bayrak" çekmeden evinin önüne çıkan bu yaşlı insanın cesedi size ne anlatıyor?
Bir de şu resme bir kere bakın ve bir daha bakmayın:

Hükümet ve Saray ne yapmak istiyor?