Bence AKP adındaki partinin ya da çete örgütünün en belirgin özelliği, iyi bezirgan oluşlarıdır. Bezirgan başı ise elbette Erdoğan’dır. 

İslamın ticareti teşvik ettiği doğrudur. Ancak ticareti yapan tacir ve tüccarlara kısıtlamalar getirdiği bilinmektedir. Örneğin 40’ta birini fakirlere dağıtmak... Aç gözlülüğü İslamın o kadar aforoz etmesi de bununla bağlantılıdır. 

İslam dini ticaretin pervasız olanına hep mesafeli durmuştur, haksız kazancı kabul etmemiştir. Faizi ret etmesi, insanı düşürdüğünü hatta helal kazanç olarak görmemesi de bu gerçeklik ile bağlantılıdır. 

AKP’ye katılanların birçoğunun -en azında başlangıçta- İslam’ı hassasiyetleri olduğundan Erdoğan ile yürüdüklerini söylemek yanlış olmaz. Ancak zaman ilerledikçe hem Erdoğan’ın faşizan ve ırkçı yönelimleri hem de adım adım bezirganlığa doğru kayışı birçok çevrenin ondan kopmasına götürmüştür. Kopuş daha da sürecek görünüyor. Ancak tamamen bezirgan kültürüne soyunmuş, zamanının Kırk Haramileri gibi olanlar ise adım adım AKP’ye ve Erdoğan’ın etrafına kümelenmeleri ise tesadüf değildir. 

Bezirganlar kazancın nerede geleceğinin kokusunu her zaman iyi alırlar. Meslekleri ve kişilikleri gereği hep birilerini tokatlamaları gerekir. 

Dikkat edelim, herkes AKP ve Erdoğan çevresinin ticarette başarılı olduğunu söyler. Bu çevrelerin ne kadar çok icraatlarının olduğu dile getirilir. Halbuki yapılan bu sözde icraatlar karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne kadar soyulmuştur, ne kadar satılmıştır ya da satılmayan neyi kalmıştır, kimin cebine ne kadar gitmiştir diye sorulsa daha iyi ve doğru sonuçlara gidilmez mi? Ayakkabı kutuları içerisindeki paralar, para sayma makineleri derken, kollara takılan yüz bin dolarlık saatler, bir düğünde davet edilen binlerce kişi... Ve daha bilmediklerimiz... 

Evet, bezirganlar iyi koku alırlar. Bu koku alma sadece ekonomik projeler için değildir. Bu kişiler, koku almayı öncelikli olarak siyasi rant sağlamada sergiliyorlar. Öyle ki toplumun en önde değerlerini bir şekilde bir yolunu bulup kendi hanelerine yazmada bir numara olduklarını hem söylememiz hem de haklarını teslim etmemiz gerekir. 

Dikkat edelim; muhtemelen Türkiye’de en ırkçı ve milliyetçi yapıların başında bu bezirganlar gelmelerine rağmen sosyalistleri bile kafatasçılıkla itham edebiliyorlar. 

Dindar çevrelerde dini vecibeleri en az yerine getiren çevreler olmalarına karşın, tüm dini argümanlar bugün onlar için çalışıyor. 

Tam tüccar olmalarına rağmen herkesi tüccarlıkla hem de kan tüccarlığı ile suçlamaktadırlar. 

Şehirleri yakıp yıkmalarına karşın bu şehirlerin yakılıp yıkılmasını önlemek için direnenleri terörist diye ilan ediyorlar. Bu yetmiyor bu kez de yaktıkları şehirleri -talimatı açık vermelerine karşın- bir avuç gence yıkabiliyorlar. 

Tam bir diktatör rejim kurmalarına rağmen, hep başkalarını diktatörlükle, tek şeflikle eleştiriyorlar. 

Kürt soykırımını günlük olarak yürüttükleri halde ne kadar Kürt kardeşi olduklarını, ne kadar çok Kürtleri sevdiklerini, tırşıkçıları ile birlikte her gün, her saat işliyorlar. 

Kokarca isminde bir hayvan vardır. Bu hayvana vuruldukça şişer, büyür. Öyle ki bu şişme ve büyüme karşısında Kokarcayı vuranlar afallayıp hatta kimi zaman da korkarak geri çekilirler. AKP ve Erdoğan adındaki bezirgan gerçekten de tam bir Kokarca gibi el attığı hatta dayak yediği durumlarda şişerek karlı çıkmasını bugüne kadar bilmiştir. 

Ancak en son Muhammed Ali Klay’ın cenaze merasiminde bu sihir bozulmuştur. Hep kendileri için kazan kazan diyen bezirganlar, bu kez tam bir fiyasko ile sonuçlanan bir gezi ardından dibe vurmuşlardır. Kendilerince Muhammed Ali üzerinden Amerika’ya, İsrail’e derken tüm dünyaya vurarak yine bir zübük gibi kar elde edeceklerini bekliyorlardı. Ancak yanlış tüyo aldıkları ortaya çıktı. Üstelik Yahudi bir antifaşist hahamın dünyaya seslenerek; “Söyleyin Türk Liderlerine Kürt Halkını Katletmeyi Durdursunlar” sözleri böbürlenmeleri yerle bir etti. 

Ve 14 yıldır ilk kez bezirgan kültürünün sahipleri, has temsilcileri, çıkar elde etmenin mahir ustaları, yalanın ve dolanın başuzmanları gerisin geriye alanı terk ettiler, meydanı bırakıp kaçarken tek bir çıt bile çıkaramadılar. 

Özetle, bezirganlıkları çizik almıştır. Daha doğrusu bezirganların üstü ilk kez çizilmiştir. Ve bu tarih unutulmasın, bu Türkiye ve Ortadoğu halkları için yeni bir başlangıçtır.