
PKK’ye katıldıktan sonra Astım hastalığı nedeniyle Mersin’e ailesinin yanına dönen, ancak polisin durumundan haberdar olduğu için yurtdışına çıkarken yakalanan ve 66 gün boyunca Şirnex’ın (Şırnak) Silopî İlçesi’nde işkence gören, askerlerin taciz ve tecavüzüne maruz kalan B.G.’ye bir darbe de yargıdan… Hakkında dönemin Diyarbakır DGM’sinde, „Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak, devletin birliğini bozmak, vs.“ fiilini düzenleyen TCK’nın 125. maddesinden dava açılır. 2 ay cezaevinde kaldıktan sonra hakim karşısına çıkarılan B.G. ‘pişmanlık yasası’ndan faydalandırılır ve beraat eder.
Dosya halen savcılıkta bekletiliyor
66 gün boyunca bir kulübede işkence gören B.G.’nin ailesi de kızlarının kayıp olduğundan haberdar olur ve onu aramaya başlar. Aile yaptığı girişimlerden sonuç alamayınca İnsan Hakları Savunucusu Av. Eren Keskin’den yardım ister. Ailenin başvurusu üzerine araştırmalar yapan Av. Eren Keskin, B.G.’nin en son Diyarbakır Cezaevi’ne gönderildiği bilgisini alır. B.G.’nin verdiği bilgiler doğrultusunda Av. Keskin, 1998’de Silopi Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunur.
Açılan soruşturma kapsamında B.G.’nin anlattıkları doğrultusunda kendisine tecavüz eden askerlerin robot resimleri çizilerek, isimleri belirlenmesine ve dava açılmasına rağmen, savcılık aynı yıl içinde „takipsizlik“ kararı vererek, dosyayı kapatır.
Av. Keskin, 2004 yılında yeniden Silopi Ağır Ceza Mahkemesi Savcılığı’na başvurarak, dosyanın açılmasını ister. Ancak, 7 yıldır bir gelişme kaydedilmeyen dosya, hala savcılıkta bekletiliyor.
‘Suçlarını kapatmak için bıraktılar’
B.G. ile görüşme sonrası, yaşadıklarına ilişkin hemen mahkemeye başvurmak istediğini söyleyen Keskin, müvekkilinin bu konuda çok da kararlı olmadığını söyledi.
B.G.’nin kendisi hakkında açılan davanın ilk duruşmasında beraat ederek, tahliye edildiğini dile getiren Keskin, „Müvekkilimin bir suçu yoktu, hemen bıraktılar. Diyarbakır DGM’nin uygulamasıydı. Askerler çok açık bir suç işlemişlerdi. Bence bu nedenle hemen bıraktılar“ dedi.
‘Hiç annesini üzmekten korkan bir kadına rastlamadım’
Tahliyeden sonra ailesinin yanına giden B.G.’nin daha sonra kendisini aradığını kaydeden Keskin, „Beni arayarak, ‘ben suç duyurusunda bulunmayacağım’ dedi. „Neden’ diye sorduğumda, ‘Ben babamı üzmek istemiyorum’ dedi. Bu birçok kadının ortak düşüncesi. Yine kendi ailelerindeki erkekleri üzmek istemiyorlar. ‘Babam kaldıramaz, ağabeyim kaldıramaz’ diyorlar. Ben hiç annesini üzmekten korkan bir kadına rastlamadım, hep erkekleri üzmekten korkuyorlar“ diye belirtti.
‘Kanıtı yok etmek için gözaltı süresini uzattılar’
Bir süre sonra B.G.’nin isteği üzerine 1998’de Silopi Cumhuriyet Savcılığı’na başvurduklarını dile getiren Keskin, „Savcılık soruşturma açtı. Şimdi şöyle bir durum söz konusu, bu tür durumlarda kadın bakireyse ilk raporun, ilk 10 gün içinde alınması lazım. Yoksa fiziksel rapora kızlık zarındaki yırtık, eski yırtık olarak geçiyor. Yani 11. günde alsanız ‘eski yırtık’ olarak geçer. O’nu da uzun süre gözaltına tutmak istemelerinin nedeni bu fiziksel tahribatı, kanıtı yok etmek. O zaman biz delil toplamak istedik ama savcılık kabul etmedi, dosyayı reddetti“ dedi.
Dosya AİHM’e gidiyor
B.G.’nin isteği ve eşinin desteği ile önümüzdeki hafta Silopi Cumhuriyet Savcılığı’na yeniden başvuracağını dile getiren Keskin, müvekkilinin ayrıca, 1993-97 yılları arasında Cizîr’de yaşanan faili meçhul olaylarından sorumlu tutulan Kayseri eski Jandarma Komutanı Cemal Temizöz davasına müdahil olmak istediğini vurgulayarak, bu davaya da müdahil olacaklarını söyledi.
Şu ana kadar konuyu kamuoyu ile paylaşmamalarının nedenini „müvekkilimin bu yöndeki isteği“ olarak belirten Keskin, dosyanın canlanacağını umut ettiklerini dile getirirken, ayrıca „Adil yargılanma hakkı“ ihlal edildiği gerekçesiyle AİHM’e başvuracaklarını kaydetti.
‘Doğru sözü kadınlar söyleyecek’
Kadınların mücadele etmeye başladıktan sonra daha da güçlendiğine dikkat çeken Keskin, kadınların ailelerini düşünerek konuşmamalarını savcıların bir fırsat gibi kullandığını söyledi. „Kadınlar, ‘babam üzülür’, ‘ağabeyim üzülür’ diyerek konuşmuyorlar, paylaşmıyorlar“ diyen Keskin, kadınların yine erkekler yüzünden susmayı tercih ettiklerini ifade etti. Keskin, „Bence bir kadın mücadele etmeye başladıktan sonra kendisini çok güçlü hissediyor. Çünkü kendisi gibi başka kadınlar da var, bunu görüyor. Bu ona güç veriyor. Bence B. G. için de böyle olacak. Mücadele eden kadın sayısı bu olayı yaşayan kadın sayısına göre az. Birçok nedene göre kadınlar bu mücadeleyi yapamıyor, ama yapmaya başladıktan sonra çok fazla güç kazanıyorlar. B.G politik bir kadın; başarabileceğini düşünüyorum. Kadınların bu anlamda örgütlenebileceğini düşünüyorum. Çünkü en doğru sözü onlar söyleyecek“ dedi.
‘İnsanlar nasıl bu kadar canavarlaşabiliyor?’
“Neden böyle bir cezalandırma yöntemi kullanıldı“ diye soran B.G., „İnsanlar nasıl bu kadar canavarlaşabiliyorlar? Bana bunu yapanlar bunun hesabını vermek zorundalar“ diyor. Fiziksel şiddete maruz kalanların bir şekilde iyileştiğini, kendisinin de fiziksel olarak iyi olduğunu belirten B.G, psikolojik işkencenin tedavisinin olmadığını ifade etti. „Televizyonda bir dizi izlerken ya da bir koku duyduğumda bana yapılan cinsel işkenceyi hatırlıyorum“ diyen B.G, bu olaydan sonra bir daha Şirnex’e ve Silopî’ye gitmediğini söylüyor.
Mağdur kadınları bir platformda toplama hedefi
Asker eşlerinin, annelerinin yaşadığı tüm acıların medyada görünür olduğunu, fakat Kürt kadınlarının yaşadıklarının yok sayıldığını vurgulayan B.G., kendisi gibi yüzlerce kadının olduğunu düşündüğüne işaret ediyor ve bu kadınları aynı platform altında bir araya getirmeyi hedefliyor. Japonya’da ve Bosna-Hersek’te kadınlara bu şekilde işkence eden erkeklere karşı dernekler kurulduğunu hatırlatan B.G., kendisinin de böyle bir dernek kurarak, devlet kaynaklı şiddete maruz kalan kadınlar için mücadele etmek istediğini ifade ediyor.
EVRİM KEPENEK / MÜTHA ÇETİN - DİHA/İSTANBUL