
1981 yılında Yunan, Portekiz, Şili, Alman, İspanyol, Filistin, Türkiyeli gibi çeşitli uluslardan demokratik şahsiyetlerin öncülüğünde temelleri atılan IBZ, kurulduğundan beri Bielefeld’de genellikle her yaştan yabancı göçmenlere yönelik faaliyet yürüten bağımsız bir kurum statüsü taşıyor. Öyle ki Almanya’da ilk yabancı Belediye Başkanı olan Mehmet Kılıçgedik bile bu kurumun bünyesi altında faaliyet yürüterek siyasete atılmış. Yine Bielefeld kentinde bugün farklı kulvarlarda mücadele eden siyasi kimliklerin bir çoğu IBZ çatısı altında ilk eğitimini almış.
Her meslekten üyeleri bulunuyor
220 üyesi bulunan IBZ’in finansmanı, Bielefeld Belediyesi, NRW Eyalet Hükümeti, Berlin Hükümeti, yardım kuruluşlarından gelen bağışlar ile Avrupa Birliği ve IBZ’in bağlı olduğu federasyon tarafından sağlanıyor. IBZ bünyesinde Filipin, Gine, Çin, Kosova, Türk, Kürt, Nijerya, Romen, Tamil, Afrika halklarının da aralarında bulunduğu 20 değişik halka bağlı kültür kurumları, kulüpler, derneklerden oluşan 25 dernek faaliyet yürütmekte. Şu anda 3 kişinin başkanlık ettiğı IBZ personeli ise oldukça zengin bir yapıya sahip. Aralarında siyasal bilimci, sosyolog, tarihçi, biolog, edebiyatçı, matematikçi, eğitimci, yazar ve pedagogların olduğu kurumun 3 başkanından ikisi olan Kazım Mete ve Gabriele Schmiegelt-Uzunömeroğlu’ndan çalışmaları hakkında bilgi aldık.
IBZ’i sosyal kültürel bir merkez olarak tanımlayan Gabriele Schmiegelt amaçları hakkında şu açıklamayı yaptı: “Öncelikle şunu belirtmeliyiz. IBZ’in Bielefeld’de politik bir misyonu vardır. Bu şehirdeki tüm siyasi partilerle, kurumlarla, sendikalarla, uluslararası aktörlerle iyi ilişkiler içinde olan stratejik olarak hatırı sayılır bir misyona sahip olan bir kurumdur. IBZ yaklaşık 33 yıl önce politik göçmen şahsiyetler tarafından kurulmuştur. Sosyal ve Kültürel bir kurumdur. Hiç bir siyasi harekete bağlı değildir. Tamamen bağımsız din, dil, ırk, düşünce farkı gözetmeden tüm insanlara açık demokratik bir yapısı vardır. Kadın, genç, yaşlı, çocuk, her yaştan insanlara hizmet vermektedir. Şu an 25 sivil toplum örgütü buraya üye.”
Her üye kendi çalışmasını yapıyor
IBZ’in tüzüğüne, prensiplerine, ilkelerine, amaçlarına, hedeflerine uygun hareket eden uyum sağlayan her kurumun, derneğin buraya üye olabileceğini belirten Schmiegelet şöyle devam etti: “Bizim tüzüğümüze uygun hareket eden her sivil toplum örgütü ve benzeri kuruluşlar IBZ’e üye olabilirler. Buraya üye olan dernekler kendi özgün çalışmalarını kendi cephelerinden sürdürmektedirler. Fakat IBZ bünyesi çalışma yürütebilmesi için buranın tüzüğüne uygun hareket etmeliler. Önemli bir ayrıntıyı dile getirmek istiyorum. Bize üye olan kurumlarla ortak proje çalışmaları yapıyoruz. Bunun yanında biz onlara gidip sorunları olup olmadığını ve onlara nasıl yardımcı olabileceğimizi, IBZ bünyesinde ne tür planlamalar, eğitimler verebileceğimizi onlara soruyor ve birlikte planlıyoruz.”
IBZ’i kendi tanımlaması ile uluslararası barış gücü olarak tanımlayan Kazım Mete ise IBZ’i şöyle tanımlıyor bize: “Bu kurum Almanya’da eşi olmayan bir örgüttür. Benzerleri var fakat bu çapta faaliyet yürüteni yok. IBZ 1980 sonrası bulundukları ülkelerin faşist cuntalarından kaçıp gelen demokrat-aydın insanlar tarafında kurulmuş bir barış gücü gibidir ve öyle de çalışma yürütüyor.”
Üç alanda eğitim veriyorlar
Politik eğitim, genel eğitim, çocuk ve gençlik eğitimi olarak 3 ana konu üzerinden eğitim-kurs vb. hizmet verdiklerini söyleyen Kazım Mete, politik eğitim çalışmalarını şu şekilde açıklıyor: “Politische Weiterbildung dediğimiz ‘politik eğitim’ bölümünde başta Almanya olmak üzere genellikle buraya üye kurumların geldikleri ülkelerin toplumsal gelişmeleri, o ülkelerin politik durumlarına ilişkin seminerler, paneller, toplantılar yapılır. Örneğin Türkiye’deki yeni anayasa durumu veya Kürt sorununa ilişkin seminer ve toplantılar yapılabiliyor. Bu konuda buraya üye her kurum bu yönlü çalışmalar yapabiliyor.”
Genel eğitimi (Allgemeine Weiterbildung) bölümünde ise çeşitli kursların olduğunu belirten Gabriele Sshmiegelt-Uzunömeroğlu, ilk kez bu yılki programlarına Kürtçe dil kurslarını da aldıklarını söyledi ve bu bölüme ilişkin şunları dile getirdi: “Bu bölümde iki temel amaç var. Birincisi Almanların buraya gelerek farklı dilleri öğrenebilmesi için kurslara katılmaları diğeri ise göçmenlerin buraya gelip Almanca ve kendi dillerinde düzenlenen dil kurslarına katılmalarıdır. Mesela bu yıl Kürtçenin Kurmancî ve Kirmanckî lehçelerinde kursları açıyoruz. Yine Türkçe, İspanyolca, Almanca, Yunanca, İngilizce, Fransızca, Arapça, Tamilce gibi dillerde dil kursları, bilgisayar kursları, müzik, koro, tiyatro, dans, folklör, saz, spor gibi alanlarda kurslar düzenliyoruz. Yine hiç okuma yazması olmayanlar için okuma yazma kursları verilmektedir. Bu kurslara katılmak isteyen kursiyerler şayet işsiz ise hiç bir geliri yoksa bazı kurslara ücretsiz olarak katılabilir. Yani insanların gelirine bakarak Kurs ücretini belirliyoruz.”
Derslere yardımcı oluyorlar
Son bölüm olan çocuklara ve gençlere yönelik programda ise daha çok derslere yardımcı olmak amacı ile çalışmalar yaptıklarını belirten kurum temsilcileri şöyle devam ettiler: “Bu konuda bu yıl özellikle okul öncesi çocukların daha iyi Almanca öğrenebilmesi için yeni bir proje çalışması başlattık. Bu projede çocukların müzik eşliğinde Almanca öğrenmesi çalışmamız var. Diğer yandan özellikle göçmen ailelerin zorlandıkları bir konu olan çocuklarının ev ödevlerine yardımcı olamamaları sorununu burada çözmeye çalışıyoruz. 2. sınıftan 10. sınıfa kadar olan öğrencilerin ev ödevlerine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Özellikle Almanca, İngilizce ve matematik gibi önemli derslerde verdiğimiz kurslar aracılığı ile bunu sağlıyoruz. Bunların yanında öğrencilerle bir araya gelme, gezi turları organize etme, çocuk tiyatrosu çalışmalarımızda oluyor. Yaptığımız tüm bu çalışmaları ailelerle yaptığımız karşılıklı görüşmelerle daha iyi bir noktaya getirmeye çalışıyoruz.”
IBZ’in özellikle iltica konusunda Almanya’da ilklere imza attığını söyleyen Kazım Mete IBZ’in önemini şöyle açıklıyor: “1950’lerden sonra Almanya’ya 5 kıtadan gelen politik göçmenlerin sorunları ile ilgilenmek amacı ile 1984 yılı sonlarında ‘Flüchtlingsrat’ adı ile ilk defa Bielefeld IBZ bünyesi altında açıldı. Tüm Almanya‘ ya da buradan yayıldı.”
‘Anadilin yasaklanması kabul edilemez’
Son olarak Bielefeld, NRW Eyaleti ve Almanya geneli yaşayan Kürtlerin uğradığı kriminalizasyon politikasına ilişkin tavırlarına ilşikin sorduğumuz soruya kurum yetkililerinden Gabriele Schmiegelt-Uzunömeroğlu’nun verdiği cevap ise şöyle: “Biz kurum olarak Kürt sorununa ilişkin hep duyarlıyız. Burada da yani IBZ’e Kürdistan’ın dört parççasından gelip giden Kürtler var. Almanya’ya gelen bu insanlar ülkelerinde yaşadıkları siyasi sorunlardan kaynaklı burada tramvalar yaşıyorlar. Sağlık sorunları yaşıyorlar. Cezaevlerinden gelenler var. İşkence görüp gelenler var. Bu insanların sorunları göz ardı edilemez. Onlara rahatlıkla ‘Burada güvendesiniz’ denilebilmeli. Bu yönlü politikalar yapılmalı. Elbette onların yaşadığı sorunlar bizi de ilgilendiriyor. Özellikle Almanya’ya gelen Kürtler Kürt olarak tanınmaktan ziyade Türk, Arap, Fars kimlikleri ile kabul görülüyorlar. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Yine çok üzücü ve trajik olan bir durum var. Bir insanın kendi anadili bir başkası tarafından yasaklanıyor. Kürtlerin anadillerinde eğitim hakkı geldikleri ülkelerde yasaklı. Ben bir Almanca öğretmeniyim. Bu yasak kabul edilir değildir. İnsan hakları açısından da kabul edilir bir durum değildir. Bir başkasının benim anadilimi yasaklamasını asla kabul edemem.”
MURAT MANG/BIELEFELD