
Türk devletinin Kürt illerindeki katliamlarına "Bu suça ortak olmayacağız" diyerek karşı çıkan 89 üniversiteden bin 100'ü aşkın akademisyen "imzalarımızın arkasındayız" dedi. Barış İçin Akademisyenler tüm tehditlere karşı imzalarını geri çekmiyor. İmza sayısı 2 bini aştı. Barış İçin Edebiyatçılar ve Barış İçin Gazeteciler ile bir çok kurum ve şahsiyet de akademisyenlerin metnini paylaştı.
Barış İçin Akademisyenler, önceki gece hack’lenen sitelerindeki son açıklamayla, metnin arkasında olduklarını yineleyip bildiriye destek veren akademisyen sayısının 2 bini aştığını duyurdu. Bir kez daha Kürt illerindeki ablukaların kaldırılmasının talep edildiği metinde, devlete müzakere masasına dönülmesi çağrısı yapıldı.
İmzacı sayısı 2'ye katladı
“Öncelikle şunu belirtmek isteriz. 'Bu Suça Ortak Olmuyoruz' isimli metnin imzacıları olarak imzalarımızın arkasındayız" diyen akademisyenler, hakaretler ve tehditlere rağmen kendilerine destek veren tüm kurum, kuruluş ve bireylere teşekkür etti. Açıklamada, "Türkiye’nin dört bir yanında bu metne imza vermiş tüm akademisyenler ve araştırmacıların arkasında ve yanındayız. Metnimize gelen imzacı sayısı şu an itibarıyla 2 bini aşmış bulunmakta ve her saat artmaktadır. Aynı zamanda uluslararası alanda da fikir özgürlüğümüzü savunmak ve garantiye almak için akademik kurum ve kuruluşlarla dayanışmamızı sürdürüyoruz" denildi.
Akademisyenler yargıya gidiyor
Barış İçin Akademisyenler, imza kampanyasını yürütürken bir yandan hukuki girişimlere de hazırlanıyor. "Bize yöneltilen tüm hakaretler ve tehditlerle ilgili hukuki süreç başlatacağız" diyen akademisyenler içerisinde yer alan Prof. Dr. Neşe Özgen de basına yaptığı açıklamada, kendilerine yönelik açıklamalar ve uygulamlarla ilgili "gerekli hukuki yaptırımlara başvuracaklarını" söyledi. Özgen, "Hukuk gruplarımız harekete geçtiler. Ulusal ve uluslararası kapsamda gereken şeyleri, bütün açıklamalar için yapacaklar. Makrodan mikroya hukuk dışı davranan kim varsa onlar için yapacaklar. Hiçbir arkadaşımızı yalnız bırakmayacağız" diye belirtti.
Açıklama ve uygulamalarla ilgili hukuki girişimler dışında daha önce belirledikleri yol haritasına devam edeceklerini belirten Özgen şunları söyledi: "Bizim zaten bir yol haritamız vardı. Çeşitli meclis görüşmeleri yapacağız. Muhtelif uluslararası toplantılar yapacağız. Kendi uluslararası camialarımızla birlikte tabii ki hareket edeceğiz."
Destek çığ gibi
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun dünkü açıklamalarıyla hedef göstermeye çalıştığı akademisyenlere destek ise çığ gibi büyüyor. Barış İçin Akademisyenler girişimine destek veren aralarında Murathan Mungan, Müslüm Yücel, Orhan Alkaya, Selim Temo, Pelin Batu, Vedat Türkali gibi isimlerin yer aldığı 160'ı aşkın kişinin imza verdiği Barış İçin Edebiyatçılar, "Çağrıya kalbimiz ve kalemimizle katılıyoruz. Ama’sız fakat’sız eğer’siz: Bu suça ortak olmayacağız!" dedi.
Amasız fakatsız eğersiz!
400'ü aşkın sinemacı da 'Barış İçin Sinemacılar' başlıklı bildiri yayınlayarak, akademisyenlere destek verdi. Sinemacıların açıklamasında “Bizler Türkiyeli sinemacılar olarak, Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin, barış ve müzakere çağrısına destek veriyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüğünün engellenmesini reddediyoruz. Eşitlik ve barışın yanındayız. Yaşam hakkının yanındayız. Özgür düşüncenin ve sanatın yanındayız. Ama’sız fakat’sız eğer’siz: Suça ortak olmayacağız!' Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin, yanındayız” denildi.
150'yi aşkın gazeteci de akademisyenlere karşı saldırılara tutum alarak, "Bu suça ortak olmayacağız akademisyenlerin yanında olduğumuzu ve savaş değil barış ortamı içinde habercilik yapmak istediğimizi beyan ediyoruz" diye belirtti. Türkiye Barış Meclisi, "Bu ülkenin geleceği olan akademisyenlerle dün olduğu gibi bugün de birlikte, dayanışma içindeyiz" açıklaması yaptı. Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği, "Barış İçin Akademisyenler Girişimi'nin 'barış ve müzakere' çağrısına destek verdiğini" duyurdu.
YÖK vefa borcunu ödedi
Akademisyenlerin bildirisini sahiplenen ve "yanlarındayız" mesajı veren Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), YÖK'ü eleştirerek, "Barış talep eden akademisyenlerin değil savaş politikalarının yanında durarak, kurucularına ve siyasi iktidara olan vefa borcunu bir kez daha ödemiştir" dedi. "Bunun adı faşizmdir" diyen Eğitim Sen, ölümle tehdit edilen akademisyenlerin can güvenliğinin sağlanmasını istedi.
HDP'nin Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy ile Mardin Milletvekili Mithat Sancar Meclis'te düzenledikleri ortak basın toplantısıyla "HDP olarak bu akademisyenlerin yanlarındayız. Bu onurlu, haysiyetli, savaşa, şiddete karşı olan bir barış çağrısıdır. Kendilerini kutluyoruz ve yanlarında olduğumuzu bir kere ifade etmek istiyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının "akıl ve vicdan tutulması"nın ifadesi olduğunu kaydeden DTK, "Türkiye'de hiç kimsenin güvenliği kalmamıştır. Tam da bu nedenle inkar ve imha siyasetine karşı mücadeleyi yükseltmek gerekir" çağrısı yaptı.
HABER MERKEZİ
YÖK ve yargıya ikinci talimat
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın akademisyenlere ilişkin bir kez daha YÖK ve yargıyı göreve çaırdı. Başbakan Davutoğlu da tehditlere katıldı.
Ankara'da toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha YÖK ve yargıya talimat verdi: "İlgili kurumlara sesleniyorum. Dün seslendim, bugün de sesleniyorum. İlgili kurumlarımızın da anayasamıza ve yasalarımıza göre açık suç teşkil eden bu ihanet karşısında, anayasal ve yasal gereklerini yapacaklarına inanıyorum. Buradan asla taviz verilemez."
Erdoğan, 'duyarlı vatandaşları'nı göreve çağırdı: "Milletimizin bu mandacı artıklarına hak ettikleri cevabı vereceğinden ben şüphe duymuyorum."
TÜBİTAK’ta gerçekleştirilen toplantıda konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, bildirideki dilin fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek, soruşturma açılmasının da mesajını verdi. Akademisyenleri, "Devlet ve terör örgütünü eş tutmakla" suçlayan Davuoğtlu, "Bir yandan terörle mücadelemizi sürdürürken aynı zamanda terörün beslendiği kaynakları da birer birer kurutmaya kararlıyız" dedi.
Yeni Akit'ten beklenen adım
Muhalif kesimleri hedef gösterip nefret dili kullanmasıyla bilinen Yeni Akit, operasyonların son bulmasını talep eden "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı bildiriyi imzalayan akademisyenlerin isim listesine tam sayfa ayırdı. İsimler "İşte o ihanet bildirisine imza atan akademisyenlerin tam listesi" başlığıyla yayınlandı.
Sayfası hack'lendi
‘Barış için Akademisyenler İnisiyatifi’nin internet sitesi ise önceki gün hack’lendi. ‘Yaşartim’ isimli bir grup tarafından önceki gece hack’lenen site, Türk bayrağı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da bir dönem seçim şarkısı olarak kullandığı ‘Dombra’ isimli şarkı ile açılıyor.
Akademide 'cadı avı'
Barış bildirisine imza atan akademisyenlere karşı 'cadı avı' başlatıldı. İmzacı çok sayıda akademisyen hakkında üniversite soruşturma başlatırken, yargı da geri kalmadı.
Erdoğan "aydın müsveddesi, karanlık, cahil" diye nitelediği akademisyenler için, “Bu devletin ekmeğini yiyip bu devlete ihanet edenlerin cezalandırılması gerekir” demiş, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) da bildirinin ‘teröre destek verdiği’ni ileri sürerek, bu akademisyenlere karşı ‘gereğinin yapılacağı’nı duyurmuştu. Üniversiteler ‘talimat’ üzerine harekete geçmekte gecikmedi.
Abdullah Gül Üniversitesi Rektörlüğü, Prof. Dr. Bülent Tanju’nun istifasını istedi. Tanju hakkında Kayseri Cumhuriyet Savcılığı’nın talebi üzerine Kayseri Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesi tarafından ‘halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek, devletin kurumlarını alenen aşağılamak’ suçlamalarıyla TCK’nin 216 ve 301 maddeleri uyarınca soruşturma da başlatıldı.
Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Latif Akyüz görevinden uzaklaştırıldı. Düzce Savcılığı ise Akyüz hakkında, "terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla soruşturma başlattı.
Koceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saadettin Hülagü, bildiriye imza atan 19 akademisyen hakkında soruşturma başlatacağını açıkladı.
Abant İzzet Baysal Üniversitesi, imzacılar arasında yer alan Prof. Dr. Barış Kılıçbay, Doç. Dr. Selime Güzeları ve Dr. Ülkü Güney hakkında soruşturma başlattı.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörlüğü, altı öğretim üyesi hakkında soruşturma başlattı.
Bartın Üniversitesi, Antrpoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hülya Doğan'ı görevinden aldı. Bartın Cumhuriyet Savcılığı ise Doğan hakkında "TBMM'ni alenen aşağılama ve örgüt propagandası" suçlamasıyla soruşturma başlattı.
Fırat Üniversitesi, imzacı 7 akademisyen hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü soruşturma başlatılacağını açıkladı.
Cumhuriyet Üniversitesi, Sivas’taki üniversite, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü ve Parazitoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Çeliksöz hakkında soruşturma başlattı. Çeliksöz, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü görevinden istifa ettirildi.
Bahçeşehir Üniversitesi Senatosu, Twitter’dan bir açıklama yayınlayarak, 'Türkiye cumhuriyetini katliam yapmakla suçlayan, asılsız ve asla kabul edilemez ayrımcı, ırkçı anlayışlar’ olarak nitelediği metni 'nefretle karşıladığı'nı duyurdu.
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Murat Tuncer, akademisyenler hakkında idari işlem başlatıldığını duyurdu.
Pamukkale Üniversitesi Senatosu, "Açıkça gaflet, dalalet ve hatta hıyanet çizgisinde olduğunu belli eden birtakım kişilerin bildirisini nefretle kınıyoruz" diye açıklama yaptı.
Çanakkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, "Devletin meşru savunma faaliyetlerini eleştiren bildiriyi tümden reddediyoruz" dedi.
Erciyes Üniversitesi Senatosu, "'İhanet belgesi’ni reddettiğimizi, terör örgütüyle müzakere isteyen bu zihniyete karşı olduğumuzu ifade etmek isteriz" dedi.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Senatosu, "Açıklamayı kabul etmiyor; bildiriye imza atan öğretim elemanlarını aydınlanmaya davet ediyoruz" dedi.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Senatosu, “İster akademisyen, isterse de yazar veya gazeteci olsun, terör propagandası yapanları, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelik hain saldırıları nefretle kınıyoruz" dedi.
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde ise bir grup akademisyen, ‘Akademik İhanete Geçit Yok’ başlıklı bir bildiri yayınlayarak internet sitesi üzerinden imzaya açtı.
Gözaltına alındı
Bildirgeye imza atan Hakkari Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Okutmanı Ümran Roda Suvağcı dün sabah üniversiteye gelen polislerce gözaltına alındı. Hakkari Adliyesi'nde savcılıkça ifadesi alınan Suvağcı, serbest bırakıldı.
Ülkücülerden ölümle tehdit
Atatürk Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim görevlisi Ramazan Kurt, Ülkü Ocakları Teşkilatı'na bağlı bir grup sosyal medya hesaplarından "terörist" ilan ederek ölümle tehdit edildi. Irkçı grup okulu bastı, Kurt aleyhinde sloganlar attı. Telefon üzeri de ölüm tehditleri alan Kurt, İHD Erzurum Şubesi'ne başvurdu.
Cüppeni çıkar üniformanı giyin
Akademisyenlere yönelik linç kampanyasına katılan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, “Sürekli Türkiye Cumhuriyeti'ne söz söyleyenleri mütakere döneminin işgal altındaki İstanbul'un sözde aydınlarının kalıntıları olarak niteliyorum” dedi. Feyzioğlu'nu kınayan Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD) üyesi avukatlar, "Adaleti temsil eden cüppenizi çıkarıp, Hitler benzeri diktatör ile aynı üniformayı giyerek Ak-Saray saflarında yerinizi alın" diye seslendi ve ekledi: "Siz ve sizin gibi faşizmin bekçileri sözde karşıtları ile aynı dili konuşur iken bu topraklarda onurlu akademisyenleri devlet terörüne Êdî Bese."
Geri adım atmayacağız
Batman’da konuşan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, AKP’nin tüm yöntemlerinin gayri meşru hale geldiğine dikkat çekerek “Tek bir adım geri atmıyoruz. Esarete boyun eğmeyen, diz çökmeyerek direnenlere selam olsun” dedi.
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın Batman’da dün gerçekleştireceği miting valilik tarafından engellendi. Mitingin yapılacağı 16 Mayıs Stadyumu ablukaya altına alınırken, Yüksekdağ HDP İl Örgütü önünde halkla biraraya geldi. Kürdistan ilçelerinde devam eden direnişe dikkat çeken Yüksekdağ, “Aylardan bu yana bu esaret dayatmasına karşı, özyönetim alanlarında direnen halkımız, bu esarete boyun eğmiyor ve bu dayatma karşısında diz çökmüyor. Diz çökmeyenlere direnenlere selam olsun” dedi.
İktidarın tankı, halkların direnişi
“Türkiye tarihsel bir kavşaktan geçiyor, bu kavşaktan geçenler tarihi yazacaklar” diyen Yüksekdağ sözlerini “İktidarın tank ve top gücü var, bir de halkımızın direniş gücü var. Bu tarihsel kavşakta Türkiye’nin geleceğini yazacak güç, direniş güçleridir” şeklinde sürdürdü.
“Bu halkı zulümle ölümle savaşla yasakla yönetemezsiniz” diyen Yüksekdağ, Batman’ın iradesi olan belediye eşbaşkanlarının görevden alındığına dikkat çekti. “Karşınızda kendi kendini yöneten halk var. Kendi kendini yönetme bilincine ulaşmış halk sizler karşısında boyun eğmeyecek” diyen Yüksekdağ, şöyle konuştu: “Tek bir adım geri atmıyoruz. Siyasi iktidarın bütün yönetim yolları gayri meşru bir hale gelmiştir. Bu halkı gayri meşru bir şekilde yönetemezler. Barış ve demokratik değerlerin esas alındığı, demokratik yeni bir anayasanın olduğu bir yaşam istiyoruz. Bu halkın esas alınmadığı yasalar tutmayacaktır. Rejimi faşizan bir şekilde değiştirmek isteyenlere karşı, demokratik rejimi sağlayacak Türkiye halkları var artık.”
BATMAN