
Bilim-Teknik GÜNDEMİ
Çoğumuz bilinçle var olduğumuzu, bilincin tüm dünyamızı belirlediğini düşünürüz. Oysa beynimizin biz hiç farkında olmadan yaptığı sayısız eylem yaşamımızı sürdürmemizde bilinçli eylemlerimizden çok daha önemli. İşte New Scientist dergisini son sayısında konu ettiği bilinçaltımızın altı büyük becerisi:
1. Uyurken düşünmek
Bilim insanları bilinçaltının insanlar uykudayken düşünebildiğini ve fiziksel olarak etkide bulunduğunu ifade ediyor.
Almanya’nın Lübeck Üniversitesinde 15 gönüllü bir uyku deneyine katıldı. Üç gruba ayrılan deneklerden birinci gruba saat 9’da kaldırılacakları söylendi. Bu grup söylendiği gibi saat 9’da kaldırıldı. İkinci gruba da saat 9’da kaldırılacakları söylendi ancak bu grup saat 6’da kaldırıldı. Üçüncü gruba ise saat 6’da kaldırılacakları söylendi ve saat 6’da kaldırıldılar.
Saat 6’da kaldırılacakları söylenen ve saat 6’da kaldırılan gruptaki bireyler saat 4:30’dan itibaren stres hormonu olarak bilinen adrenocorticotropin salgılamaya başladı. Hormonun seviyesi saat 6’da en üst seviyeye ulaştı. Ancak saat 9’da kaldırılacakları söylenip saat 6’da kaldırılan grupta bu hormon aktivitesi görülmedi.
Birçok defa tekrarlanan bu deney sürekli aynı sonuçları verdi. Bilim insanları bilinçaltımızın sadece zamanı takip edebilme yeteneğine sahip olmadığını, aynı zamanda bir nevi biyolojik bir uyandırma servisi kurduğunu düşünüyor.
Uyuyan beyin aynı zamanda etrafını da dinliyor. Paris’te 2014 yılında gerçekleştirilen bir deneye katılan bireylere uyudukları zaman belirli kelimelere yataklarının kenarındaki butona basarak tepki vermeleri gerektiği söylendi. Ve deneklerin çok büyük çoğunluğu kendilerine uykularında söylenen kelimeler arasında önceden uyarıldıkları kelimeleri duyduklarında butona basmaya yöneldi. Ve hiçbir denek uyandırıldığında kendisine söylenen kelimeleri ve verdiği tepkileri hatırlamadı.
2. Karar alma
Karar almanın bilinçli bir tercih olduğunu düşünürüz hep. Ama Hollanda’nın Nijmegen şehrindeki Radboud Üniversitesi’nden Ap Dijksterhuis’in aynı görüşleri paylaştığı söylenemez. Dijkterhuis bundan 12 yıl önce kişilerin zor kararları bilinçli ve son derece dikkatli bir şekilde almaları yerine bunu bilinçaltına bırakabileceklerini öne sürmüştü. Bu düşünce kısa sürede çok ciddi bir şekilde tartışılmaya başlandı.
Dijkterhuis’ın yaptığı deneyde gönüllü bir gruptan çeşitli zorluklarda komplike kararlar almaları istendi. Örneğin çok farklı özellikli apartman dairelerinden birini seçmeleri istenen denekler bilinçli kararlar verirken ağırlıkla yakın tecrübelerinden faydalandı.
Ancak aynı grup problemden uzaklaştırılıp bir seçim yapmaları istendiğinde, yani nedensellikten uzak kararlar vermeleri gerektiğinde çok daha isabetli kararlar verdikleri görüldü.
Dijkterhuis, beynimizin bilinçli tarafının hafızanın kısıtlı bir bölümüne erişebildiğini, ancak bilinçaltının çok daha geniş bir yelpazede verileri değerlendirebildiğini tespit etti.
Dijkterhuis’in deneyi birçok bilim insanı tarafından tekrar edilse de tutarlı sonuçlar elde edilemedi. Fakat bilinçaltının kişilerin geçmişleri ve hatta kökenleri ile bağlantılı olarak tutarlı kararlar verdiği gözlendi.
Bazı bilim insanları karar vermeden ziyade bilinçaltının yaratıcılık konusunda çok daha büyük öneme sahip olduğunu ifade ediyor. Yaratı özellikleri öne çıkan denekler üzerindeki araştırmalar bu kişilerin beynin amaç öncelikli çalışan ön loblarından ziyade birçok noktadan beslendiğini gösteriyor.
3. Yargı
İlk görüşte aşk? Ya da tamamen yabancı birine karşı ilk anda hissettiğiniz güvensizlik duygusu? Bunların hiçbiri bilinçli kararlara benzemiyor.
Çünkü beynimiz insanlarla ilgili ilk görüşte ya da basit bir hareket, yüz ifadesi sonucu ortaya çıkan verileri saniyenin 10’da 1’inde değerlendirip bir yargıya varma yeteneğine sahip. Ve işin tuhaf tarafı bu yargıların çok büyük kısmı doğru.
1990lı yıllarda ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Stanford Üniversitesi’nden Nalini Ambady ve Robest Rosenthal gönüllülerin katıldığı bir deney yaptı. Bu deneyde gönüllülerden okuldaki öğretmenlerin 2, 5 ve 10 saniyelik sessiz video kliplerini izleyerek öğretmenleri değişik kategorilerde değerlendirmeleri istendi. Burada elde edilen veriler sene sonunda öğrencilerin öğretmenleri değerlendirdiği testlerle karşılaştırıldı. Ve deneklerin en isabetli tespitleri 2 saniyelik klipleri izleyerek verdikleri görüldü.
Bilim insanlarına göre bilinçaltımız vücut diliyle verilen işaretleri çok hızlı bir şekilde işleyerek en doğru yargıda bulunabiliyor. Veri gelip, bilinçli tarafımız devreye girdikçe isabetli karar verme oranımız da düşüyor.
4. Elimiz ayağımız nerede?
Beynimiz ellerimizin, ayaklarımızın nerede olduğunu hiç düşünmez. Vücudumuz ile beynimiz arasında bilincimiz dışında tuhaf bir iletişim vardır. Bu sürekli iletişim bizim hiç düşünmemize gerek kalmadan sürekli fiziksel benliğimizi hissetmemizi sağlar.
Plastik el illüzyonu bu alanda çok ilginç bir deneydir. Bu deneyde sağlıklı bireyler bir masaya oturtulur. Denek elini masanın üstüne uzatır. Deneğin eli ile göz teması kurmasını engelleyecek bir karton araya yerleştirilir. Bir plastik el ise yine masanın üstüne konur ve deneğin koluna paralel bir şekilde görülebilecek noktaya yerleştirilir. Bundan sonra aynı anda hem plastik ve hem de gerçek ele vurulmaya başlanır. Birkaç dakika içinde gerçek ele vurma eylemi dursa dahi, plastik ele vurulduğu zaman denekler tepki vermeye başlar. Hatta plastik eli kendi vücutlarının bir parçası gibi hissettiklerini söylerler.
Bilim insanlarına göre beyin bilinçaltı ile sürekli olarak çevresindeki fiziksel varlığı, bir güç alanı gibi taramakta. Bu şekilde elimizi, kolumuzu nereye koyduğumuzu biliyoruz. Ancak bilinçaltımız gizemli bir metot kullanıyor bunun için.
Bir diğer nokta da eli ya da bacağı kesilen insanları duydukları hisler. Bilinçaltı, bilinç gibi bir tarama sistemine sahip olmadığından olmayan uzvu fark etmez. Bu nedenle uzuvları olmayan insanlar sık sık kaşıntı, uyuşma vs gibi şeyler hissederler. Hatta birçok kişi gözlerini kapatıp olmayan parmaklarını oynattığını ya da ayağını sağa sola çevirdiğini ifade ediyor.
5. Vücudumuzun otomatik pilotu
Bilinçaltımız, bilinçli bir şekilde öğrendiğimiz eylemleri otomatik ve hiç düşünmeden yapmamızı da sağlar. Örneğin araba kullananların hareketleri bir süre sonra otomatikleşir, eylemlerini hiç düşünmezler.
Bilim insanları bu konuda sirk cambazları üzerinde bir deney gerçekleştirdi. Paris’te gerçekleştirilen deneyde cambazlar havaya attıkları lobutları düşürmeden numaralarını yaptı. Ancak ikinci aşamasında cambazlardan numaralarını yaptıkları sırada lobutların hareketini, kendi yaptıkları hareketleri düşünmeleri istendi. Ve çok ilginçtir ki cambazların bilinçli hareketleri devreye girince lobutları düşürme oranları arttı.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Ann Graybiel ve ekibi beynin iç kesimindeki striatum adlı bölgenin otomatik hareket ve alışkanlıkların oluşmasında rol oynadığını tespit etti. Bu alan tekrar edilen hareketlerin zaman içerisinde hiçbir düşünce ya da bilinçli tercih gerekmeden yapılmasını sağlıyor. Bir anlamda hareketlerimizi sağlayan motor korteksi ile bilinçaltımızın sağladığı kısa yoldan hareketlerimizi tamamlıyoruz.
6. Öngörü
Beynimiz her anını veri toplamakla geçiriyor. Ve bu verilerin tabii ki beynimizin işleyebileceğinden çok daha fazla. Biz farkında bile olmadan beynimiz var olan veriler ile toplanan verileri sürekli kıyaslıyor. Bu sayede bir odaya girdiğimiz zaman her şeyi teker teker gözden geçirmeden değişikliğe uğrayan şeyi tespit edebiliyoruz. (bazen de edemiyoruz ya da beynimiz etmiyor)
Beyin bir kişi konuşurken sürekli olarak, bilinçli bir çaba göstermesiniz de, karşısındakini ne diyeceğini, hangi noktaya varmak istediğini öngörmeye çalışır. O yüzden hiç düşünmeden birinin konuşması tıkandığında hemen cümlesini tamamlayabilirsiniz.
Aynı şey hareketlerde de geçerli. Beyin çevresini tararken adeta sürekli tetiktedir. Hep bir sonraki hareketin ne olacağını, nasıl sonuçlanacağını algılamaya çalışır.
İşin tuhaf tarafı biz bu çabanın çok küçük bir kısmı ile ilgileniriz. Çünkü bilinçaltımız biz ilgi gösterdiğimiz an neyin önemli neyin önemsiz olduğuna çoktan karar vermiştir.
Doğan Barış ABBASOÐLU