Amed Büyükşehir Belediyesi Dengbêj Evi’nde kilamlarını seslendiren Ali Acun, 13 yaşından bugüne hem bilûr çalıyor hem de dengbêjlik yapıyor. 1963 doğumlu olan Acun 5 yaşında gözlerini kaybetmiş. O günden bugüne bir kere gözlerinin açıldığını ve o günün kendisine hayal gibi geldiğini belirtiyor. Seslendirdiği kilamlar arasında geleneksel ezgilerin yanında kendisine ait besteler de var. Görmediği şeyleri hissettiğini söyleyen Apê Ali, bu hisleri ezgilere dönüştürdüğünü ifade ediyor. Dengbêj seslerinin ardında sohbet ettiğimiz Apê Ali bize yaşamını ve sanatını anlattı.


Teyp olsa kaydederim

50 yaşında olan Acun, 13 yaşında dengbêjliğe başlamış. O günden bugüne Kürdistan’da söylenen geleneksel birçok şarkı ile birlikte kendi bestelerini söylüyor. Dicle Fırat Kültür Merkezi’nde çalıştıktan sonra şimdi dengbêj evinde bilûrunu çalıp ve kilamlarını söylüyor. “Elimde küçük bir teyp olsa onlarca şarkı söyler ve kayıt yapardım” diyen Apê Ali’nin besteleri arasında annesinin ölümü üzerine yazdığı “Le Daye” şarkısı ayrı bir yerde duruyor. Hatta şarkısının internette dinlenebileceğini söylerken yaşadığı heyecanı sesinden anlıyoruz. Sanatı ile ilgili verdiği bilgiler arasında ilk sahne deneyimi ise ayrı bir yerde duruyor: “Mahmut Kızıl’la konsere çıkacaktık. Sahne sırası yaklaştığında Mahmut Kızıl’a ‘önce sen çık ben çok heyecanlıyım, sen alışıksın’ dedim. Dengbêjler arasındaki rekabet var ya kabul etmedi. Önce çıkarsam iyi söyleyemeyeceğimi düşündü. Ama hiç de öyle olmadı. Bir başladım söylemeye heyecan meyecan kalmadı. Herkes alkışladı.”

Kavalları boşuna kırdım

Çobanlık yaparak bilûr çalmayı öğrenen Apê Ali, “İnsan önce ya aşık olur ya da çok hüzünlü olur o zaman çalmaya başlar” diyor. 25 yıldır bilûr çaldığını fakat ilk başlarda çok sıkıntı çektiğini söylüyor. Öğrenme aşamasında 14 tane kavalı kırdığını belirten Apê Ali, bunun nedenini ise şöyle ifade ediyor: “Bilûr istediğim gibi ses çıkarmıyordu. Ben de zannediyordum ki sorun kavalda. Öğrenmeye başladıktan sonra ise kavalları boşuna kırdığımı anladım.” Eski kavalların eline geçmediğinden de yakınan Apê Ali, yaşlıların kavalının en iyisi olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Koşuyolu’nda bir ihtiyarın yanında var, bana dedi 400 TL valla dedim ben fakirim alamıyorum.”

Evdalê Zeynikê’yi hissediyorum

Görmediği şeyleri çaldığı ezgilerle anlatmaya çalıştığını aktarıyor Apê Ali. ‘İşte böyle yapıyorum’ diyerek bilûrunu eline aldıktan hemen sonra kilamını dinlememek mümkün mü: “De lo lo lo lo wey fekiriye wey kaliye... “ Gözlerinin bir kere açıldığını o günün kendisine hayal gibi geldiğini belirtiyor. Bir kaç iç çekişin ardından sözü ünlü dengbêj Evdalê Zeynikê’ye getiriyor. Onu göremediğini ama hissedebildiğini belirten Apê Ali, bu durumu anlatmak için de yine en iyi yaptığı işe dönüp bilûruna nefes veriyor. Dengbêj seslerinin ardında sohbetimiz devam ederken Kürdistan coğrafyasının kadim çîroklarından Cebeli ve Binevş’in acıklı hikayesi bilûr eşliğinde sırada.

Bir harf öğretene köle olurum

Apê Ali, Dengbêj Evi’nin gelenekleri olan eski kilamları gençlere aktarmada önemli rol oynadığı fikrinde. Bununla birlikte bu çabaların daha çok artırılması ve bu gibi yerlerin çoğalması gerektiğine değiniyor. Kilamları gelecek kuşaklara aktarmakla beraber kendilerinin de çok şey öğrendiğinin altını çiziyor ve şunları da söylüyor: “Burada birbirimizden çok şey öğreniyoruz. Hz.Ali bana bir harf öğretilirse ona köle olurum diyor. Biz de kendimizden çok şey öğrenip halka aktarıyoruz.”

Özgürlüğün ezgisini söylüyor

Bilûrun sesinin aynı zamanda insandaki birçok duygu halinin ifadesi olduğunu belirtiyor Apê Ali. Neşeli anlarda delilo çaldığını belirtip hemen bilûrunu konuşturuyor. Ardından da bu coğrafyada en çok söylenen ağıtları. ‘Özgürlüğü anlatacak bir ezgi istersek ne çalarsın’ dediğimizde ise hemen kardeşliği anlatan bir ezgi aklına geliyor ve onu söylemeye başlıyor: “ Kurd, Tirk hemû biran e, hemû weke şêranê, hûn dibêjin em birayê we ne, nebin çêlka guran e, hûn hevdu nekujin, xwîna hevdu nemijin...” Ardından şarkıyı Türkçe de ifade ettikten sonra sözlerini şu temennilerle sonlandırıyor: “Birbirinizi sevin, birbirinize kardeş olun, kanlarınızı dökmeyin, özgürlük olsun. Herkes kendi görevini yerine getirsin. Süreç sürsün. Kendi kültürümüzü kendi ellerimizle var edelim.”


ÖNDER ELALDI