Adıyaman'a Anamur'dan gönüllü olarak gelen ve defin işlemlerinde çalışan kepçe operatörü Selahattin Sönmez:
- Yaşananları tarif edemem. Bu mezarlığın hali her şeyi anlatmaya yetiyor. Bir seferde 100-150 insanın üzerine toprak dökmenin nasıl bir duygu olduğunu anlatamam.
- Ne yaptığımı söylemek çok zor geliyor. Binlerce insanın üzerine kepçeyle toprak döküyorum ve ailelerinin halini görüyorum. 3-4 gün ağlama nöbetleri geçirdik.
- İnsanları hiç bu kadar çaresiz görmemiştim. İnsan iki-üç saatte kendi kendine ağlar mı? Uyuyamıyoruz. Psikolojimiz bozuldu. Neden eskisi gibi olmayacağını şimdi anlıyorum.
Depremden en ağır hasarı alan kentlerden biri olan Semsûr’da (Adıyaman), resmi olmayan bilgilere göre yaşamını yitirenlerin sayısı 11 bine ulaştı. Arama kurtarma ekiplerinin gecikmesi nedeniyle enkaz altından ses veren yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği kentte, hala enkazlardan cenazeler çıkarılıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre; acil yıkılacak, ağır hasarlı, yıkık bina sayısı 5 bin olarak tespit edildi. Büyük bir yıkımın yaşandığı kentte, cenazelerin toplu olarak gömüldüğü görüntülere yansırken, Yeni Mezarlık’ta depremde hayatını kaybedenler için hazırlanan alan her geçen gün genişliyor. Bir seferde bazen 100 bazen 150 kişinin defnedildiği mezarlıkta her kişi için bir demir parçası ya da bir taş mezar başına konuluyor. Mezarlık görüntüsü dehşete düşürürken, defin işlemlerinde çalışan kepçe operatörleri de zor anlar yaşıyor.
Kente Mersin’in Anamur ilçesinden gönüllü olarak gelen ve defin işlemlerinde çalışan kepçe operatörü Selahattin Sönmez, yaşadıklarını MA'dan Ahmet Kanbal ve Ömer Akın'a anlattı.
Mezarlık her şeyi anlatıyor
Depremin ikinci günü akşam saatlerinde kente ulaştıklarını dile getiren Sönmez, “Geldiğimizde gördüğümüz manzarayı hiç böyle beklemiyorduk. Burası savaş alanı gibiydi. Her yer yıkıktı. Çoğu yere hala ulaşılmamıştı. Biz geldiğimizde AFAD’a başvurduk. Makinalarımızı, operatörlerimizin kimlik bilgilerini verdik. Onlar da bizi mezarlığa yönlendirdi. Mezarlıkta sabahtan akşama kadar çalıştık. Akşam da enkaz başına giderek oradakilere yardım ettik. Yaşananları tarif edemem. Bu mezarlığın hali her şeyi anlatmaya yetiyor” dedi. Enkaz başındaki operatörlerin 24 saat çalışmak zorunda kaldığını kaydeden Sönmez, “Buranın görülmesi lazım. Hiç anlatılacak gibi değildi. Hayatımda böyle bir manzara ile hiç karşılaşmadım. Adıyaman’da hasarsız bina hiç yok. En iyi binada bile çatlak var” ifadelerini kullandı.
Mezarlıkları kazarken uzun sıralar açtıklarını ve 150 metre uzunluğundaki alanı kazdıklarını kaydeden Sönmez, “Bütün cenazeleri yan yana koyuyoruz. Belediye bize öyle yapmamızı söyledi. Cenazeleri koyduktan sonra kepçelerle kapatıyoruz. Mezarlıkları kepçelerin ön kovaları ile kapatmak insanların tepkisine neden oldu ama bir an önce defnedilmesi için böyle yapmak zorundayız. Çünkü hem sağlık hem de koku açısından çok önemli. Ama insanlar gergin” diye konuştu.
Ağlama nöbetleri geçirdim
Çok duygusal anlarla karşılaştığını ve geldiğinden beri ağlama nöbetleri geçirdiğini kaydeden Sönmez, şöyle devam etti: “Basit bir şey değil. 3-4 gün ağlama nöbetleri geçirdik. Telefondan annem babam arıyor bir bahane bulup kapatıyordum. Çünkü ‘ne yapıyorsun’ diye sorduklarında gözlerimden yaş akıyordu. Ne yaptığımı söylemek çok zor geliyor. Binlerce insanın üzerine kepçeyle toprak döküyorum ve ailelerinin halini görüyorum. İnsanları hiç bu kadar çaresiz görmemiştim. İnsan iki-üç saatte kendi kendine ağlar mı? Uyuyamıyoruz. Bir adam inşaatın başında oturuyor eşini, kızını bekliyor. Üç-dört gün onu bekliyor. Ondan sonra buraya geliyor. Birde buradaki gömülme durumu ortada.”
150 kişiyi birden defnettik
Bir seferde 100-150 insanın üzerine toprak dökmenin nasıl bir duygu olduğunu anlatmasının zor olduğunu kaydeden Sönmez, şöyle konuştu: “İmkansız. Hepsine tek tek vakit ayıramazsın. Bir seferde en fazla 150 kişiyi birden defnettik. Onları yan yana koyarak üzerine toprak attık. Zor oluyor. Psikolojimiz bozuldu. Buraya gelirken, arkadaşlarımız döndüğümüzde eskisi gibi olmayacağımızı söylemişti. Ne demek istediklerini tam anlamamıştık ama şimdi anlıyoruz. İnternette dolaşan bütün toplu mezarlık görüntüleri buranındır. Elimizden geldiğince insanları kırmadan işimizi yapmaya çalışıyoruz ama mümkün değil.” ADIYAMAN