Mêrdîn'in Nisêbîn ilçesinde önceki gün İpekyolu'nda karşıdan karşıya geçmek isterken bir TIR'ın çarpması sonucu yaşamını yitiren Barış Annesi Atiye Özalp'ın (75) Mohriz Mezarlığı'ndaki mezarı; Wan, Dêrika Çiyayê Mazî ve Nisêbîn Barış Anneleri İnisiyatifi üyelerinin de aralarında bulunduğu yüzlerce kadın tarafından ziyaret edildi. 

Aktif mücadele yürüttü

Atiye Ana, ileri yaşına rağmen birçok eylem ve etkinliğe katılarak aktif mücadele yürüten barış annelerindendi. Mezarlıkta demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunulduktan sonra Nisêbîn Barış Annesi İnisiyatifi Sözcüsü Perihan Altuğ bir konuşma yaptı. Altuğ, "Annemiz emek sahibiydi. Adalet ve doğruluğun yolunda daima ilerliyordu. Barış Anneleri arasında yer aldı. Fakat ömrü boyunca verdiği mücadelenin, emeğin ve çabanın sonucunda Kürdistan'ın özgürlüğe kavuşmasını gözleriyle görmesine yetmedi. Bu erken ölümden çok acı duyduğumuzu belirtmek istiyoruz" diye konuştu.


Emeği örnek alınmalı
Altuğ'dan sonra konuşan Wan Barış Anneleri aktivisti Ayten Salgül ise, Kürt halkının mücadelesinde bir oğlunu yitiren Özalp'in ileri yaşına rağmen emek verdiğini yine de yüreğinin rahat olmadığını vurgulayarak, "Oğlunun yolunda devam etti. Ülkesi ve çocukları için hiç durmadı. Hep çalıştı. Onun yaşındakiler seccade üzerinde namazı kılarken o ise hem namazını hem de gençlerle gece gündüz demeden çalışıyordu. Bunlardan dolayı bu annenin emeğini kendimize örnek almalıyız" şeklinde konuştu.

Anneler köprü oldu

Türk Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'a seslenen Salgül, "O da bir annedir. Birazcık olsun Atiye anayı örnek alsın. Bu anne 75 yaşında bile o kadar barış isterken, Emine Erdoğan da 'Ben bu kanın durması için ne yapabilirim' diyebilmelidir. Bu anneler Türk ve Kürtler arasında bu savaşın son bulması için bir köprü olmuştur. Artık bu kan dursun. Yeter demekten daha önemli ne var. Anneler konuşunca Erdoğan; annelerin provokatör olduğunu söylüyor. Bizim ciğerimiz yanıyor. Evlatlarımızın yolunda olmaktan başka, yaptığımız bir şey olmadı" dedi.

Oturma zamanı değil

2007 yılında Dicle Üniversitesi Arkeoloji 3. sınıf öğrencisi ve 10 aylık evli olan tek oğlunun devletin baskısına dayanamayıp yüzünü dağlara çevirdiğini söyleyen Dêrika Çiyayê Mazî Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Emriye Ektiren de, "Ben bir Türk annesiyim oğlumun davasının ardındayım. Hepimiz çocuklarımızın davasının arkasında olmalıyız. Oturma zamanı değildir. Gece gündüz demeden çocuklarımız aç mıdır, susuz mudur bilmiyoruz. Topların, kimyasalın altında mıdır? Biz hala çocuklarımızın aç susuz olduğunu düşünüyoruz. Hayır, biz artık onu düşünmeyeceğiz. Biz çocuklarımızın davasının arkasında olmalıyız; davasının arkasında olmazsak düşman gaddardır. Çocuklarımızın ve annelerimizin başını ezmeye devam edecektir" ifadesinde bulundu.

Erdoğan öldürsün diye doğurmadık

Annelerin savaş değil sürekli barış istediğini kaydeden Ektiren, "Erdoğan ise ne yapıyor çocuklarımızın kanını emiyor. Şimdi ne yapıyor. Öldürüyor, şehit düşürüyor sonra da gömmemize izin vermiyor. 3 gün boyunca Amed'de çocuklarımızın cenazelerine bile izin vermeyip gaz ve bombardımana tuttu. Erdoğan bilmelisin ki, biz çocuklarımızın ardındayız. Tek oğlum var o da dağdadır. Ben hiçbir şey istemiyorum. Oğlumun davasının davacısıyım. Kürt çocukları ölüm, işkence ve tutuklamalarla bitmez. Biz anneler artık ölüm istemiyoruz. Ölümlerin durması için biz anneler köprü kuracağız. Biz çocuklarımızı Erdoğan öldürsün ve tutuklasın diye doğurmadık. Çocuklarımız sadece kimliklerini istiyorlar. Bugün mahkemem vardı. Ben nasıl bir Türk olarak Türkçe ifademi vermiş isem, Kürt arkadaşlarım da gidip savunmasını Kürtçe yapsın. Erdoğan 'ben Kürtçeyi özgür bıraksam devlet bölünür' diyor. Hayır, bölünmez bu halkın dilini, kimliğini ver" dedi. 

DİHA/MÊRDÎN