
Bilindiği gibi Kürdistan, cumhuriyetin kuruluşundan beri katı bir inkar ve bastırma kıskacına alındı. Kürtler hep kırım, sürgün ve katliamların kurbanı oldu. Tüm arayışları katı bir imhanın konusuydu. Katışıksız bir asimilasyona tabi tutuldular. Öyleki tüm tarih kitaplarından ve zihinlerden Kürt ve Kürdistan kelimeleri çıkarıldı. Ağrı Dağı isyanı katliamla bastırıldığında Cumhuriyet gazetesinde çizilen bir resimde “Kürdistan hayali burada meftundur” diye yazmışlardı.
Bu devletin resmi bir politikasıydı. Kürtlere, Kürdistan hayalini kurmaları bile çok görülmüştü. Hayalleri bile toprağa gömme acımasızlığı devlet eliyle uygulanıyordu. Kürtlerin varlıkları ve yaşam arayışları “devletin karşı karşıya kalacağı tehlike ve bölücü tehdidin nasıl ortadan kaldırılacağı stratejisinin” bir parçası olarak görülüyordu. Hep yapıldığı gibi de tehdidi ortadan kaldırmak ve Kürt halkının varlığına son vermek, tarihten silmek stratejisi benimsenmiş ve tüm devlet aygıtı, bütün hükümetler tarafından günümüze kadar aralıksız sürdürülmüştür.
Son Kürt isyanının başına da aynı şeyleri getirmek için olağanüstü bir mücadele yürütülmüştür. PKK’yi dünyanın en tehlikeli örgütü olarak ilan ettirme, ABD ile ortak düşman ilan etmeye kadar her yol ve yöntem denenmiştir. ABD dünyayı Kürt Halk Önderi sayın Öcalan’a kapatarak korsanca Türkiye’ye teslim etmiştir. Reber Apo 14 yıl boyunca İmralı’da beton çukura gömülerek dünyadan, halkından ve örgütünden koparılmaya çalışılmıştır. Önderliğin etkisini kırmak için inanılmaz karalama kampanyaları sistematik biçimde sürdürülmüştür.
Tüm bu karalama ve sınırlandırma, izole etme çalışmalarına rağmen O’nu Kürt halkından koparmayı başaramamışlardır. Bu Newroz bunun dünyaya açıkça ilanıydı. Beton çukura yıllarca gömülmeye çalışılan bir insan etrafında milyonlarca Kürt, Kürdistan’ın dört parçasında bir hafta boyunca meydanları doldurmuş ve özgürlük taleplerini haykırmışlardır. Dünyada benzeri az görülen Diyarbakır Newrozu bir özgürlük söylemiydi. Kürt halkının Önderiyle buluşması ve onu kendi direniş tarihine yaraşır şekilde sahiplenmesiydi. Bu açıdan 2013 Newrozu tam anlamıyla önder Apo Newrozu’ydu. Devlet imkanları kullanılarak bir meydana milyonlarca insan taşırılamıyor. Milyonlarca insanı, özgürlük talepleri etrafında bir araya getirmek sık görülen bir olay değil. Kürt halkı tüm dünyaya ne istediğini ve kimin arkasından yürüdüğünü ortaya koymuştur. Önderliğine olan bağlılığını ve güvenini açıkça ilan etmiştir. Kürtler ve örgütleri Öcalan’ı dinler mi, kuşkuları ve propagandaları bir kez daha yerle bir edilmiştir.
Kürt Halk Önderinin kendisine, halkına, arkadaşlarına güveninin ne kadar güçlü olduğu ve bu güvenin boşuna olmadığı bir kez daha dünyaya gösterilmiştir. Bunun yanında ilk günden günümüze kadar kendisini sürekli üreten ve yaratan bir Önderlik gerçekleşmesi olduğu da ortaya konmuştur. Önder Apo’yu önder yapan sarsılmaz inancı, kararlılığı ve olağanüstü esnek ve yaratıcı karekteridir. Birçok çevre süreci kuşkular ve acabalarla karşıladı. O bu kaygıları dikkate aldı ama oraya saplanıp kalmadı.
Diyarbakır meydanında milyonların huzurunda yaptığı çağrıyla Türkiye’de yüz yıllık taşlaşmış sistemi demokratik zemine çekme ve değiştirme fişeğini ateşlemiştir. Kürt halkı savaşta olduğu gibi barış ve çözüm arayışında da Önderliğinin yanında olmuş ve onu hızla anlayıp sahiplenmiştir. Partisi ve halkı bu çağrının gereklerini yerine getirmeye ve üstüne düşeni yapmaya çalışmaya devam edecektir.
Kürt halkına güvenmeyen ve onun kafasını karıştırmaya çalışanlar şimdi ne yapacaklarına karar vermek zorundan kalacaklardır. Kürt cephesini karıştırmaya çalışanlar, ortalığı bulandırmak için uğraşanlar bir biçimde kendileri kazdıkları kuyuya düştüler. Şimdi onlar bu çözüme ve çağrıya ne kadar hazır olup olmadıklarını ve gereklerini yerine getirip getiremeyeceklerini ortaya koymak durumundalar.
Türkiye’de siyaset kurumu çok yıpratıldı. İçi boşaltıldı. Siyaset yalan, etrafını zengin etme ve rant paylaşımı olarak tanınır oldu. Halkların lehine, ezilenlerin çıkarlarını temsil eden, hak ve adalet peşinde koşan bir siyasetin olacağına insanların inanci kirildi. Bu siyaset tarzi ve geleneği yerine ömürünü mücadele alanlarında, zindanlarda halka adamış Reber Apo tüm Türkiye için bir şans ve umudu temsil ediyor.
Diyarbakır’da Önder Apo, demokratik uygarlığın inşaası ve Ortadoğu haklarının kardeşliğini ve birliğini oldukça açık biçimde dile getirdi. Bu önderlik ve hareketi yola çıktığı günden bugüne kadar hep Ortadoğu’nun birliğini ve halkların kardeşliğini savundu. Bu ideallerin gerçekleşme imkanları bugün herzamankinden daha fazladır.
Kürtdistan halkı bu Newrozu kendisinin ve Önderliğinin Newrozu olarak karşıladı, kutladı, birliğini ve iradesini daha güçlü biçimde ortaya koydu. Özgürlüğün ellerinde ve örgütlü direnişinde olduğunu herkese gösterdi. Bu yolda yürüdüğü sürece kazanımlarını pekiştirecek, kimse önünü kesemeyecektir. Kazanan özgürlük ve adalet olacaktır.