Bir doğa harikası: Hasuni mağaraları

Toplum/Yaşam Haberleri —

6 Ocak 2022 Perşembe - 18:00

Hasuni mağaraları

Hasuni mağaraları

  • Hasuni mağaraları, özellikle Hristiyanlığın ilk yayıldığı dönemlerde bölgenin önemli yerleşim alanlarından biri konumundaydı. Arkeologlar, kazı çalışmalarının yapılması halinde yerleşkenin Yukarı Mezopotamya uygarlık tarihine yeniden yön verebilecek öneme sahip olduğunu söylüyorlar.

YILMAZ KAYA/AMED

Binlerce yıllık tarihi geçmişi olan Amed'in Farqin (Silvan) ilçesindeki Hasuni yerleşkesinde arkeolojik kazı çalışmaları yıllar önce durduruldu. Arkeologlarca, gerekli kazı çalışmalarının yapılması halinde Yukarı Mezopotamya uygarlık tarihine yeniden yön verebilecek bir öneme sahip olduğunu belirttikleri Hasuni yerleşkesi ve mağaraları, günümüzde define avcılarının ve pikniğe gidenlerin insafına terk edilmiş durumda. 

Farqin'e 5 km uzaklıkta bulunan Hasuni yerleşkesi, kimi 3, kimi 5, kimi de 7 kattan oluşan 300'den fazla mağaraya sahip bir doğa harikası. 

Mezolotik dönemden itibaren ilk insanların yerleşimine açılan bu yerleşke ve mağaralar, Yukarı Mezopotamya'nın en eski mağaralarından biri sayılır. Hasuni mağaraları, özellikle Hristiyanlığın ilk yayıldığı dönemlerde bölgenin önemli yerleşim alanlarından biri konumundaydı. Buraya yerleşen ilk insanlar tarafından, mağaralar arasında kaya merdivenler, sarnıçlar ve su arkları, oyularak yapılmış kaya kiliseleri gibi sosyal ve kültürel ihtiyaçları karşılayacak yapılar yapılmış. 

Su kaynakları sistemi

Hasuni yerleşkesi ve mağaraları, korunaklı yapısı ve savunmaya elverişli olması nedeniyle birçok çağda medeniyetlerin tercih ettiği yerleşim merkezlerinin başında yer almış. Hasuni'deki antik yerleşmenin su kaynakları sistemi, bugün bile hayranlık uyandıracak muntazam bir şekilde yapılmış. 5-6 metre çapında, 15 metre derinliğinde toplam 12 adet sarnıcın tamamı su kanalları ile birbirine bağlı olup, bir şamandıra sistemi ile birbiri ile ilişkilendirilmiştir.  

Yukarı Mezopotamya tarihi

Arkeologlar, bütün tarihi, arkeolojik ve coğrafi özellikleri incelenip ortaya konması durumunda, bu yerleşkenin Yukarı Mezopotamya uygarlık tarihine yeniden yön verebilecek öneme sahip olduğunu belirtiyorlar. Amed Müze Müdürlüğü tarafından bir dönem kurtarma kazısı yapılan ve daha sonra durdurulan arkeolojik araştırmalarda, Hasuni yerleşkesinde M.Ö.1. yüzyıldan ve M.S.13. yüzyıla kadar tarihlenen eserler ortaya çıkarıldı. 

Yapılan araştırmalarda M.Ö. 1260-653 yılları arasında bölgede hüküm süren Asur imparatorluğunun Hasuni yerleşkesini merkez üslerinden biri yaptığı, Asurlulardan sonra bu coğrafyada sırası ile Urartular, İskitler, Med İmparatorluğu, Persler, Büyük İskender, Partlar, Büyük Tigran İmparatorluğu uygarlıklarının etkili olduğu tespit edildi.  

101 yıl başkentlik yaptı

Hasuni yerleşkesinin de bulunduğu Farqin bölgesine, 532 yılında Bizans imparatoru I.Justinianus kendi adını vererek, bu bölgeyi Perslere karşı Bizans'ın en önemli garnizonu olarak kullandı. İslamiyet döneminde ise Meyyafarqin adıyla 101 yıl Kürt Mervani devletine başkentlik yapan bölge, Mardin Artukluları devletinin iki başkentinden biri ve Eyyubiler'in bir dönem ana merkeziydi.

Yüzlerce mağara bulunuyor

Hasuni mağaraları, işlenmeye elverişli kalker kayaların oyulmasıyla yapılmış mağaralardan oluşmuş bir mini kent aynı zamanda. Mağaralar birbirlerine geçitlerle bağlanırken, yıkıntıları bulunan kaya kilisesi ve kilisenin yanındaki mini amfi tiyatro bulunuyor.

Hasuni yerleşkesi ve mağaraları, kültürel ve doğal çekici unsurların bir araya geldiği antik çağdan kalma bölgenin ender güzelliklerinden biri. 300'den fazla mağara, doğal ve kültürel özelliklerinin bileşimi açısından, Kapadokya gibi önemli turizm potansiyeli taşıyan yerlerden daha köklü bir tarihe sahip. Büyüleyici topografik yapısı ve kendi özgü mekansal özellikleri ile öne çıkan Hasuni yerleşkesi ve mağaralarının çevresi günümüze kadar yeterince araştırılmamış ve tanıtılmamış. 

 Kağıt üzerinde koruma altındalar

Turizm potansiyeli ve turizm tanıtımı tam yapılamadığından, Hasuni mağaraları da aynen Amed'de bulunan Birkleyn ve Hilar mağaraları gibi koruma altında olmalarına rağmen kaderine terk edilmiş durumda. 

Çevresiyle birlikte Hasuni yerleşkesi ve mağaraları hem doğal yapısı, hem de yerleşme karakteri ve kültür tarihi açısından yüksek bir turizm potansiyeline sahip. Kürdistan'ın antik yerleşim yerlerinin başında gelen Hasuni yerleşkesi ve mağaraları, define arayanların tahribi ve piknik amacı ile tarihi mekanın kullanımı, günden güne mağaralara ve yerleşkeye zarar vermekte.