Bir gece değil bin bir gece ansızın geldiler! Bin bir gece ansızın “Bin operasyon” yaptılar, hala da yapıyorlar. Bugün dünya çapında hırsızlık, soysuzluk, dolandırıcılık, çetecilik, tecavüz zihniyeti nedeniyle teşhir olan ve bu rezaleti içerdeki ırkçılığı kışkırtarak aşmaya çalışan zihniyet bin yıldır “Bir gece ansızın” geliyor, katlediyor, tecavüz ediyor, yakıp yıkıyor, çalıp çırpıyor ve bu yolla varlığını, kirli iktidarını sürdürmeye çalışıyor. “Bir gece ansızın gelebiliriz!” cümlesi insanlığa karşı işlenen suçun birinci ağızdan itirafından başka bir şey değildir.
Irkçı faşistler, “Bir gece ansızın gelebiliriz!” lafını talimat olarak aldığından bir gece ansızın bir kere daha Malatya’da evlerimizin kapısına kırmızı işaret koydular. Bu topraklarda önce “Bir gece ansızın” Osmanlı’nın devşirme zihniyetiyle onurlu ve emekçi Türk/Türkmen halkına operasyon yapıldı. Zira yerel halk iktidarda ve yönetimde söz sahibi olmamalı, iktidar ve yönetim hep devşirme zihniyetin olmalıydı. Ayrıca Türk/Türkmen halkı egemen devşirme zihniyeti gibi düşünmüyor, eşitlikçi, özgürlükçü ve adil bir yaşam sürüyordu. İnançları egemen inanç gibi iktidarcı, katı merkeziyetçi, tekçi ve asimilasyonu esas alıp “En doğru benim!” demeyen Alevi inancıydı. Alevi inancı kendi içinde özerk bir niteliğe sahip olup, yatay bir sosyal örgütlenmeye sahipti.
Ardından “Bir gece ansızın” Ermeni canlarımızın kökünü kazımak ve tekçiliği müesses nizam haline getirmek isteyen İttihatçılar 1915 Tehcir Kanunu çıkardılar. Ermeni, Süryani soykırımı tekçiliğe giden yolda büyük bir adımdı. Rumlar, Yahudiler halk olarak zaten kontrol altındaydı. Rum, Yahudi, Ermeni, Kürt, Arap egemen sınıfının kimi seçkinleri devşirmelerin tekçi zihniyeti ile ittifak etmiş olsa da adını saydığımız halklar bu topraklarda hep masum ve mazlum oldular! Tekçi iktidar için halledilmesi gereken bazı merhaleler daha vardı. Özellikle orta Anadolu’yu batıya bağlaya bir geçiş bölgesi olan Koçgiri, Mezopotamya/Kürdistanı kuzeye bağlayan geçiş bölgesi olan Dersim, yine Kürdistanı Kafkasya ve Sovyetlere bağlayan Ağrı, Zilan bölgesi de “Yola getirilmeliydi!” ayrıca Kürdistan’ın odak noktalarından birini teşkil eden Diyarbakır, Palu, Piran bölgesi de mevcut tekçi zihniyetin hedefindeydi. Zira bu bölgede potansiyel örgütlenme ve yerel iktidar olma gücü vardı.
1915’te “Tehcir kanunu” ile Ermeni ve Süryani müsahiplerimize yapılan “Bir gece ansızın” operasyonu 1920 – 21’de Kürt Alevilere ardından bütün Kürdistan’a sonra da “Çıban başı” Dersim’e yöneldi. Zaten tekçi Cumhuriyet de “Bir gece ansızın” kurulmuştu. Dersim soykırımından sonra tekçilik artık “Bir gece ansızın” başlattığı operasyonlarında muvaffak olmuş ve “Muasır medeniyet için” dolu dizgin yola koyulmuştu da yine de potansiyel tehlikeler, çıban başları yok değildi! İşte bundandır “Bir gece ansızın” Alevilerin evlerinin kırmızı boya ile işaretlenmesi. Cumhuriyet tarihindeki tüm Alevi katliamları, Kürdistan operasyonları, “Bin operasyon” gladyo, çete, Hizbul kontra, 17 bin faili meçhul dedikleri katliam, Hrant Dink katliamı, köy boşaltmalar ve son 3 yıldır Kürdistan’da yaşanan vahşet ötesi barbarlık vb. vb. hepsi “Bir gece ansızın gelebiliriz” diyen ırkçı faşist zihniyetin operasyonudur.
Bu ilk değil. Türkiye'nin dört bir yanında Alevilerin Evleri işaretlendi. Bu işaretlemeler ilk olarak Adıyaman'da başladı. Neden Adıyaman? Çünkü Irkçı Faşist zihniyet bir halklar bahçesi olan, kadim bir Kürt, Alevi, Süryani, Ermeni kenti olan Adıyaman'daki demokratik uyanışı bastırmak ve IŞİD denen besleme canileri bu kentte örgütlemek istiyordu. Ardından sistematik ev işaretlemeleri dört bir yanda devam etti. Egemen ırkçı, faşist zihniyet şunu demek istiyordu! "Ey Aleviler evlerinizi mahallenizi biliyoruz. İstediğimiz zaman sizlere istediğimiz şeyi yapabiliriz. Akıllı olun! Hak falan istemeyin. Kürt Demokratik gücü ile asla bir araya gelmeyin...!" Devletin ve ırkçı, faşist zihniyetin bin yıllık sistematik politikası Alevileri yok etmek, yok edemezse susturmak ve bastırmaktır! Daha önce de Malatya'da katliam yapıldı, katliam denemeleri yapıldı! 17/18 Nisan 1978'de Malatya'da Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu'nu "Bombalı paket" ile katleden DEVLET içi GLADYO bunu fırsat bilerek, yağma talan ve katliam için sivil faşistleri devreye koymuştu. Dikkat edilirse 15 Temmuz 2016 "Darbe Girişimi" sonrası "Demokrasi nöbeti" dedikleri YANDAŞ OLUŞTURMA, ÜLKEYİ IRKÇI GERİCİ ablukaya alma çabasında ilk provokasyon Malatya'da toplanan ırkçı güruhun "PAŞA KÖŞKÜNE YÜRÜYELİM PAŞA KÖŞKÜNE!" sloganlarıyla oluşturulmuştu.
Hitler Faşizmini iyi inceleyelim! Hitler Nazizm’i önce gariban ve kimsesiz Romanlara saldırıp katliam yaparak güç ispatlamaya çalıştı. Bu ırkçı faşistler de savunmasız ve silahsız Alevilere saldırıp katliam yaparak güç ispatlamaya çalışıyor! Selçuklu, Osmanlı ve cumhuriyet tarihi boyunca ırkçı, gerici, egemenler ne zaman güç ispatlamaya çalışsa önce Alevilere saldırdılar. Şimdi görüntüde dört bir yanı tehdit edip bölgesel güç gösterisi yapmaya çalışan ırkçı, faşist zihniyet içeride ırkçılığı azdırarak bizleri kontrol altında tutmaya çalışıyor. Bu tehdit ve saldırılara karşı bir, iri ve diri olmalıyız. Tüm demokratik siyasal partiler, emek örgütleri Alevi Örgütlerinin yanında olmalı ve bu ırkçı faşist saldırıya karşı ortak tutum almalıdır...